Resmî ve yazılı dil
Rapor, dilekçe ve belgelerde kullanılan ağırbaşlı anlatım.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
65 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1ascertainverbformal
tespit etmek
Bir şeyi araştırma yoluyla öğrenmek ya da kesinleştirmek anlamında resmî fiil.
We were unable to ascertain the cause of the delay.
Gecikmenin nedenini tespit edemedik.
- 2compriseverbformal
-den oluşmak
Bir şeyin neyden meydana geldiğini anlatan resmî fiil.
The committee comprises twelve members from various departments.
Komite, farklı birimlerden gelen on iki üyeden oluşuyor.
- 3constituteverbformal
teşkil etmek
Bir şeye eşdeğer olmak ya da bir bütünü meydana getirmek anlamında resmî fiil.
Such behaviour constitutes a serious breach of the agreement.
Böyle bir davranış, anlaşmanın ağır biçimde ihlalini teşkil eder.
- 4facilitateverbformal
kolaylaştırmak
Bir süreci daha kolay hâle getirmek ya da ilerlemesine yardımcı olmak anlamında resmî fiil.
The new software is designed to facilitate communication between teams.
Yeni yazılım, ekipler arasındaki iletişimi kolaylaştırmak üzere tasarlandı.
- 5implementverbformal
uygulamaya koymak
Bir planı, kararı ya da sistemi yürürlüğe sokmak anlamında resmî fiil.
The government intends to implement the new policy next year.
Hükümet, yeni politikayı gelecek yıl uygulamaya koymayı düşünüyor.
- 6comply withphrasal verbformal
-e uymak
Kurallara, taleplere ya da standartlara uygun davranmak anlamında resmî öbek fiil.
All staff must comply with the new safety regulations.
Tüm personelin yeni güvenlik yönetmeliğine uyması zorunludur.
- 7adhere tophrasal verbformal
-e riayet etmek
Bir kurala, plana ya da inanca bağlı kalmak anlamında resmî öbek fiil.
Members are expected to adhere to the code of conduct at all times.
Üyelerin her zaman davranış kurallarına riayet etmesi beklenir.
- 8stipulateverbformal
şart koşmak
Bir anlaşmanın parçası olarak bir koşulu belirlemek ya da talep etmek anlamında resmî fiil.
The contract stipulates that payment must be made within thirty days.
Sözleşme, ödemenin otuz gün içinde yapılmasını şart koşuyor.
- 9clarifyverbformal
açıklığa kavuşturmak
Bir şeyi daha anlaşılır ya da daha kolay kavranır hâle getirmek anlamında resmî fiil.
Could you please clarify what is expected in the final section?
Son bölümde nelerin beklendiğini açıklığa kavuşturabilir misiniz?
- 10elaborateverbformal
ayrıntılandırmak
Bir şeyi daha ayrıntılı biçimde geliştirmek ya da açıklamak anlamında resmî fiil.
Would you mind elaborating on your earlier suggestion?
Daha önceki önerinizi ayrıntılandırır mısınız?
- 11notifyverbformal
bildirmek
Birine bir şeyi resmî olarak haber vermek anlamında resmî fiil.
Please notify the office of any change in your contact details.
İletişim bilgilerinizdeki değişiklikleri lütfen ofise bildirin.
- 12submitverbformal
sunmak
Bir belgeyi ya da öneriyi değerlendirilmek üzere iletmek anlamında resmî fiil.
All applications must be submitted no later than Friday.
Tüm başvurular en geç cuma gününe kadar sunulmalıdır.
- 13encloseverbformal
ilişikte göndermek
Yazışmalarda bir belgeyi mektuba ya da e-postaya eklemek anlamında kullanılan resmî fiil.
I enclose a copy of my CV for your consideration.
Değerlendirmeniz için özgeçmişimin bir kopyasını ilişikte gönderiyorum.
- 14exceedverbformal
aşmak
Bir sınırı, miktarı ya da beklentiyi geçmek anlamında resmî fiil.
The total cost must not exceed the agreed budget.
Toplam maliyet, kararlaştırılan bütçeyi aşmamalıdır.
- 15enhanceverbformal
iyileştirmek
Bir şeyin niteliğini, değerini ya da kapsamını artırmak anlamında resmî fiil.
These measures are intended to enhance the customer experience.
Bu önlemler müşteri deneyimini iyileştirmeyi amaçlıyor.
- 16mitigateverbformal
hafifletmek
Kötü bir şeyin şiddetini ya da zararını azaltmak anlamında resmî fiil.
Steps are being taken to mitigate the impact of the cuts.
Kesintilerin etkisini hafifletmek için adımlar atılıyor.
- 17allocateverbformal
tahsis etmek
Belirli bir amaç için kaynakları ya da görevleri dağıtmak anlamında resmî fiil.
Funds have been allocated for the renovation of the building.
Binanın yenilenmesi için ödenek tahsis edildi.
- 18undertakeverbformal
üstlenmek
Bir görevi ya da sorumluluğu yüklenip başlamak anlamında resmî fiil.
The firm has agreed to undertake a full review of its procedures.
Firma, süreçlerinin tam bir gözden geçirmesini üstlenmeyi kabul etti.
- 19conveyverbformal
iletmek
Bir düşünceyi, duyguyu ya da iletiyi aktarmak anlamında resmî fiil.
Please convey my sincere thanks to the entire team.
Lütfen içten teşekkürlerimi tüm ekibe iletin.
- 20deemverbformal
addetmek
Bir şeyi öyle kabul etmek ya da öyle yargılamak anlamında resmî fiil.
The application was deemed incomplete and returned to the sender.
Başvuru eksik addedilerek göndericisine iade edildi.
- 21entailverbformal
gerektirmek
Bir şeyi zorunlu bir parça ya da sonuç olarak içermek anlamında resmî fiil.
The new role entails a great deal of responsibility.
Yeni görev büyük bir sorumluluk gerektiriyor.
- 22warrantverbformal
haklı kılmak
Bir şeyi haklı çıkarmak ya da zorunlu hâle getirmek anlamında resmî fiil.
The situation does not warrant such drastic action.
Durum, bu denli sert bir tedbiri haklı kılmıyor.
- 23attainverbformal
erişmek
Bir hedefe ya da ölçüte çaba harcayarak varmak anlamında resmî fiil.
Few candidates attain the highest grade in this examination.
Bu sınavda en yüksek nota erişen aday sayısı çok azdır.
- 24retainverbformal
muhafaza etmek
Bir şeyi elde tutmak ya da elinde bulundurmayı sürdürmek anlamında resmî fiil.
Please retain this receipt as proof of purchase.
Lütfen bu fişi satın alma kanıtı olarak muhafaza edin.
- 25pertain tophrasal verbformal
-e ilişkin olmak
Bir şeyle bağlantılı ya da onunla ilgili olmak anlamında resmî öbek fiil.
These documents pertain to the ongoing investigation.
Bu belgeler süregelen soruşturmaya ilişkindir.
- 26consultverbformal
danışmak
Bir kişiden ya da kaynaktan bilgi veya görüş almak anlamında resmî fiil.
You should consult a specialist before making a decision.
Karar vermeden önce bir uzmana danışmalısınız.
- 27emphasizeverbformal
vurgulamak (Amerikan yazımı)
Bir şeye özel bir önem atfetmek ya da onun altını çizmek anlamında resmî fiil.
The report emphasizes the need for greater transparency.
Rapor, daha fazla şeffaflık ihtiyacını vurguluyor.
- 28substantiateverbformal
kanıtlarla desteklemek
Bir iddiayı desteklemek ya da doğrulamak üzere kanıt sunmak anlamında resmî fiil.
There is little evidence to substantiate these allegations.
Bu iddiaları kanıtlarla destekleyecek pek bir şey yok.
- 29notwithstandingprepositionformal
-e rağmen
Bir şeye karşın anlamına gelen resmî bağlaç.
Notwithstanding these difficulties, the project was completed on time.
Bu güçlüklere rağmen proje zamanında tamamlandı.
- 30therebyadverbformal
böylelikle
Bu yolla, bunun sonucunda anlamına gelen resmî bağlaç.
The company cut its costs, thereby increasing its profits.
Şirket giderlerini kıstı, böylelikle kârını artırdı.
- 31thereafteradverbformal
sonrasında
O zamandan sonra, o tarihten itibaren anlamına gelen resmî bağlaç.
He worked here for two years and moved abroad shortly thereafter.
Burada iki yıl çalıştı ve kısa süre sonrasında yurt dışına gitti.
- 32herebyadverbformal
işbu belgeyle
Resmî bildirimlerde kullanılan, bu beyanla ya da bu işlemle anlamına gelen resmî bağlaç.
I hereby confirm that the information provided is accurate.
İşbu belgeyle, verilen bilgilerin doğru olduğunu teyit ederim.
- 33aforementionedadjectiveformal
yukarıda anılan
Metinde daha önce sözü edilen bir şeye gönderme yapan resmî sıfat.
The aforementioned conditions must be met before approval is granted.
Yukarıda anılan koşullar, onay verilmeden önce karşılanmalıdır.
- 34pursuant toprepositionformal
-e istinaden
Bir kurala ya da anlaşmaya uygun olarak veya onun sonucunda anlamına gelen resmî bağlaç.
Pursuant to clause 5, notice must be given in writing.
Beşinci maddeye istinaden bildirimin yazılı olarak yapılması gerekir.
- 35in accordance withexpressionformal
-e uygun olarak
Bir kurala ya da isteğe uyarak veya onunla örtüşerek anlamına gelen resmî kalıp.
The data is processed in accordance with current privacy laws.
Veriler, yürürlükteki gizlilik yasalarına uygun olarak işlenmektedir.
- 36by virtue ofexpressionformal
sebebiyle
Belirli bir nitelik ya da olgu yüzünden, onun sonucunda anlamına gelen resmî kalıp.
She holds the position by virtue of her seniority.
Bu görevi kıdemi sebebiyle yürütüyor.
- 37in the event ofexpressionformal
-mesi durumunda
Belirli bir şeyin gerçekleşmesi hâlinde anlamına gelen resmî kalıp.
In the event of a cancellation, a full refund will be given.
İptal olması durumunda ücretin tamamı iade edilecektir.
- 38to that endexpressionformal
bu amaçla
Bunu başarmak için, bu maksatla anlamına gelen resmî bağlaç.
We aim to reduce waste; to that end, a recycling scheme has been launched.
Atığı azaltmayı hedefliyoruz; bu amaçla bir geri dönüşüm programı başlatıldı.
- 39in light ofexpressionformal
ışığında (Amerikan İngilizcesi)
Yeni bilgileri ya da koşulları göz önünde bulundurarak, onlar yüzünden anlamına gelen resmî kalıp.
In light of recent events, the meeting has been postponed.
Son olayların ışığında toplantı ertelendi.
- 40on behalf ofexpressionformal
adına
Bir başkasını temsilen ya da onun yararına anlamına gelen resmî kalıp.
On behalf of the entire team, I would like to thank you.
Tüm ekip adına size teşekkür etmek istiyorum.
- 41converselyadverbformal
tersine
Karşıt ya da zıt bir düşünceyi sunan resmî bağlaç.
Some prefer working from home; conversely, others find the office more productive.
Bazıları evden çalışmayı yeğliyor; tersine, başkaları ofisi daha verimli buluyor.
- 42likewiseadverbformal
aynı şekilde
Benzer biçimde ya da tıpkı öyle anlamına gelen resmî bağlaç.
The first proposal was rejected, and the second was likewise turned down.
İlk öneri reddedildi, ikincisi de aynı şekilde geri çevrildi.
- 43notablyadverbformal
özellikle
Bilhassa önemli bir örneği öne çıkarmak için kullanılan resmî bağlaç.
Several countries, notably Sweden and Norway, have adopted the policy.
Birçok ülke, özellikle İsveç ve Norveç, bu politikayı benimsedi.
- 44arguablyadverbformal
denilebilir ki
Makul biçimde savunulabilecek bir iddiayı sunmak için kullanılan resmî belirteç.
This is arguably the most significant discovery of the decade.
Denilebilir ki bu, on yılın en önemli buluşudur.
- 45henceforthadverbformal
bundan böyle
Bu zamandan itibaren anlamına gelen resmî belirteç.
The department will henceforth be known as Customer Relations.
Birim bundan böyle Müşteri İlişkileri adıyla anılacaktır.
- 46insofar asconjunctionformal
-diği ölçüde
O kadarıyla, o dereceye kadar anlamına gelen resmî bağlaç.
The policy applies insofar as it does not conflict with national law.
Politika, ulusal hukukla çelişmediği ölçüde uygulanır.
- 47in lieu ofexpressionformal
-in yerine
Bir şeyin yerine geçmek üzere anlamına gelen resmî kalıp.
Staff may take extra leave in lieu of overtime payment.
Personel, fazla mesai ücretinin yerine ek izin kullanabilir.
- 48requisiteadjectiveformal
gerekli
Belirli bir amaç için lazım olan ya da zorunlu anlamında resmî sıfat.
Candidates must hold the requisite qualifications for the role.
Adayların bu görev için gerekli niteliklere sahip olması şarttır.
- 49pertinentadjectiveformal
konuyla ilgili
Ele alınan meseleyle doğrudan bağlantılı anlamında resmî sıfat.
Please include any pertinent information in your application.
Lütfen başvurunuza konuyla ilgili tüm bilgileri ekleyin.
- 50imperativeadjectiveformal
elzem
Hayati önemde, kesinlikle gerekli anlamında resmî sıfat.
It is imperative that all deadlines are met.
Tüm teslim tarihlerine uyulması elzemdir.
- 51paramountadjectiveformal
her şeyden önce gelen
Başka her şeyden daha önemli, en üstün anlamında resmî sıfat.
The safety of our customers is of paramount importance.
Müşterilerimizin güvenliği her şeyden önce gelir.
- 52substantialadjectiveformal
kayda değer
Miktar, boyut ya da önem bakımından büyük anlamında resmî sıfat.
The project required a substantial investment of time and money.
Proje, kayda değer bir zaman ve para yatırımı gerektirdi.
- 53forthcomingadjectiveformal
yaklaşan
Yakın gelecekte gerçekleşecek ya da ortaya çıkacak anlamında resmî sıfat.
Details of the forthcoming conference will be circulated shortly.
Yaklaşan konferansın ayrıntıları kısa süre içinde duyurulacak.
- 54I would be grateful ifexpressionformal
-rseniz minnettar olurum
Nazik bir rica dile getirmek için kullanılan kibar ve resmî kalıp.
I would be grateful if you could reply by the end of the week.
Hafta sonuna kadar yanıt verirseniz minnettar olurum.
- 55should you have any questionsexpressionformal
sorularınız olması halinde
Yazışmanın sonuna yakın yardım önermek için kullanılan kibar ve resmî kalıp.
Should you have any questions, please do not hesitate to contact me.
Sorularınız olması halinde benimle iletişime geçmekten çekinmeyin.
- 56please accept my apologiesexpressionformal
özürlerimi kabul buyurun
Mesleki yazışmalarda özür dilemek için kullanılan kibar ve resmî kalıp.
Please accept my apologies for the delay in responding.
Yanıt vermekteki gecikme için özürlerimi kabul buyurun.
- 57it has come to my attentionexpressionformal
dikkatimi çekti
Farkına varılan bir meseleyi gündeme getirmek için kullanılan resmî kalıp.
It has come to my attention that several invoices remain unpaid.
Birkaç faturanın ödenmemiş olduğu dikkatimi çekti.
- 58as per our discussionexpressionformal
görüştüğümüz üzere
Daha önceki bir konuşmaya ya da uzlaşıya gönderme yapan resmî kalıp.
As per our discussion, I have attached the revised proposal.
Görüştüğümüz üzere, gözden geçirilmiş öneriyi ekte gönderiyorum.
- 59albeitconjunctionformal
olsa da
Her ne kadar anlamına gelen resmî bağlaç. Dağılımı sınırlıdır: yalnızca eksiltili bir yapıdan önce gelir; yani bir sıfat, belirteç, ortaç ya da ad öbeğinden ('albeit reluctantly', 'albeit briefly') önce kullanılır ve tam çekimli bir yan cümleye başlayamaz ('albeit she was tired' dilbilgisi dışıdır).
The plan was successful, albeit more expensive than expected.
Plan, beklenenden pahalı olsa da başarılıydı.
- 60accordinglyadverbformal
buna göre
İki ayrı anlamı olan resmî bağlaç: (1) tarz belirteci olarak, koşullara uygun bir biçimde; (2) bağlayıcı belirteç olarak, bu nedenle veya bunun sonucunda.
The rules have changed, and you should act accordingly.
Kurallar değişti; buna göre hareket etmelisiniz.
- 61as suchexpressionformal
bu sıfatla
O sıfatla ya da az önce betimlenen şey olarak anlamına gelen resmî bağlaç. Not: 'as such' ifadesini 'bu nedenle' anlamında kullanmak yaygındır, ancak özenli resmî yazıda kurala aykırı sayılır.
He is the senior partner and, as such, has the final say.
Kendisi kıdemli ortaktır ve bu sıfatla son sözü söyleme yetkisi ondadır.
- 62ultimatelyadverbneutral
nihayetinde
Sonunda ya da özünde anlamına gelen resmî bağlaç.
Ultimately, the decision rests with the board of directors.
Nihayetinde karar yönetim kuruluna aittir.
- 63comprehensiveadjectiveneutral/formal
kapsamlı
Eksiksiz olan ve ilgili bütün yönleri ya da ögeleri kapsayan anlamında resmî sıfat: derinliği vurgulayan 'thorough' sözcüğünden farklı olarak kapsam genişliğini anlatır.
The report provides a comprehensive overview of the situation.
Rapor, durumun ilgili tüm yönlerini içeren kapsamlı bir görünüm sunuyor.
- 64emphasiseverbformalBritish English
vurgulamak (İngiliz yazımı)
Bir şeye özel önem vermek ya da altını çizmek anlamındaki resmî fiilin İngiliz İngilizcesindeki yazımı.
The report seeks to emphasise the urgency of the situation.
Rapor, durumun aciliyetini vurgulamayı amaçlıyor.
- 65in the light ofprepositionformalBritish English
ışığında (İngiliz İngilizcesi)
Yeni olguları ya da koşulları göz önünde bulundurma veya onlar yüzünden anlamına gelen resmî bağlacın İngiliz İngilizcesindeki biçimi.
In the light of recent developments, the policy has been revised.
Son gelişmelerin ışığında politika yeniden düzenlendi.
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Bir rapora günlük konuşma diliyle başlarsanız ilk cümlede fark edilir. Bu paket resmî fiilleri, bağlaçları ve hazır kalıpları öğretir: talep etmek, elde etmek, belirtmek; ayrıca, bununla birlikte, buna bağlı olarak; nazik ricalar ve gündelik sözcüklerin ağırbaşlı karşılıkları. İleri seviyeye çekildiği için profesyonel bir e-postada olduğu gibi akademik bir metinde de tonu tam yerinde tutarsınız.
Resmî ve yazılı dil için diğer seviyeler
C1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Seyahat ve ulaşım
69 kelimeDuygular ve hisler
71 kelimeSağlık ve tıp
67 kelimeİş ve kariyer
70 kelimeEğitim ve öğrenim
64 kelimeTeknoloji ve internet
70 kelimeMedya ve eğlence
70 kelimeİlişkiler ve sosyal hayat
87 kelimeÇevre ve doğa
80 kelimePara ve finans
54 kelimeSiyaset ve toplum
71 kelimeBilim ve araştırma
64 kelimeİş dünyası ve ekonomi
71 kelimeSanat ve kültür
67 kelimeHukuk ve adalet
71 kelimeSoyut kavramlar
66 kelimeDeyimler ve kalıp ifadeler
85 kelime