c1Kelime paketi

Teknoloji ve internet

Cihazlar, uygulamalar, ağ bağlantısı ve gündelik dijital dil.

70 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

70 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    hardwarenounneutraltechnical

    donanım

    Yazılımın karşıtı olarak, bir bilgisayar sisteminin fiziksel bileşenleri.

    No amount of clever coding can fix a problem that's rooted in the hardware.

    Sorunun kökeni donanımdaysa, hiçbir akıllıca kodlama onu çözemez.

  • 2
    servernounneutraltechnical

    sunucu

    Bir ağdaki diğer bilgisayarlara veri ve hizmet sağlayan bilgisayar ya da sistem.

    The whole site went down because the server couldn't handle the traffic.

    Sunucu yoğun trafiği kaldıramadığı için sitenin tamamı çöktü.

  • 3
    routernounneutraltechnical

    yönlendirici

    İnternet trafiğini yönlendiren ve evde ya da ofiste kablosuz bağlantı sağlayan cihaz.

    If the Wi-Fi keeps dropping, try unplugging the router for thirty seconds.

    Kablosuz bağlantı sürekli kopuyorsa yönlendiricinin fişini otuz saniyeliğine çekmeyi deneyin.

  • 4
    hard drivenounneutraltechnical

    sabit disk

    Bilgisayarda veriyi kalıcı olarak saklayan bileşen.

    My laptop slowed to a crawl once the hard drive was nearly full.

    Sabit disk neredeyse dolunca dizüstü bilgisayarım kaplumbağa hızına düştü.

  • 5
    processornounneutraltechnical

    işlemci

    Bilgisayarın komutlarını yerine getiren yonga; cihazın “beyni”.

    The latest model has a far faster processor, so editing video is effortless.

    En yeni modelde çok daha hızlı bir işlemci var, bu yüzden video düzenlemek çocuk oyuncağı.

  • 6
    touchscreennounneutral

    dokunmatik ekran

    Parmakla doğrudan dokunulduğunda tepki veren ekran.

    The touchscreen stops responding the moment your fingers are even slightly wet.

    Parmaklarınız birazcık ıslak olsa dokunmatik ekran anında tepki vermeyi bırakıyor.

  • 7
    interfacenounneutraltechnical

    arayüz

    Kullanıcıyla bir cihaz ya da program arasındaki etkileşim noktası; cihazın nasıl göründüğü ve nasıl denetlendiği.

    The app is powerful, but the interface is so cluttered that nobody can find anything.

    Uygulama güçlü ama arayüz o kadar karmaşık ki kimse aradığını bulamıyor.

  • 8
    bandwidthnounneutraltechnical

    bant genişliği

    Bir bağlantı üzerindeki en yüksek veri aktarım hızı; mecazi olarak iş yükünü kaldırma kapasitesi anlamında da kullanılır.

    Streaming in 4K eats up an enormous amount of bandwidth.

    4K çözünürlükte yayın izlemek muazzam miktarda bant genişliği tüketiyor.

  • 9
    broadbandnounneutral

    geniş bant internet

    Genellikle sürekli açık olan yüksek hızlı internet erişimi.

    Rural areas still struggle to get reliable broadband.

    Kırsal bölgeler hâlâ güvenilir bir geniş bant internete kavuşmakta zorlanıyor.

  • 10
    URLnounneutraltechnical

    web adresi

    İnternetteki belirli bir sayfayı tanımlayan adres.

    Just copy the URL and paste it into the chat.

    Web adresini kopyalayıp sohbete yapıştırman yeterli.

  • 11
    domainnounneutraltechnical

    alan adı

    Bir web sitesinin adresinin çekirdeğini oluşturan tescilli ad.

    She bought the domain years ago, hoping the name would be worth something one day.

    Alan adını yıllar önce, adın bir gün değerleneceğini umarak satın almış.

  • 12
    streamverbneutral

    akışla izlemek/dinlemek

    Ses ya da videoyu önce indirmeden, internet üzerinden gerçek zamanlı olarak oynatmak.

    We stream most of our music now rather than buying albums.

    Artık albüm satın almak yerine müziğimizin çoğunu internetten dinliyoruz.

  • 13
    cachenountechnical

    önbellek

    Bir cihazın ya da tarayıcının içeriği daha hızlı yüklemesini sağlayan, geçici olarak saklanmış veri.

    If the page looks broken, try clearing your browser's cache.

    Sayfa bozuk görünüyorsa tarayıcınızın önbelleğini temizlemeyi deneyin.

  • 14
    bookmarkverbneutral

    yer imine eklemek

    Bir web sayfasını, kolayca geri dönebilmek için kaydetmek.

    I bookmarked the recipe so I wouldn't lose it.

    Tarifi kaybetmeyeyim diye yer imlerime ekledim.

  • 15
    phishingnounneutraltechnical

    kimlik avı

    Dolandırıcıların güvenilir kurumları taklit ederek kişisel bilgileri çalmaya çalıştığı sahtekârlık.

    That email is a classic phishing attempt — don't click anything.

    O e-posta tipik bir kimlik avı denemesi: sakın hiçbir şeye tıklamayın.

  • 16
    malwarenounneutraltechnical

    zararlı yazılım

    Bir sisteme zarar vermek ya da izinsiz erişim sağlamak için tasarlanmış kötü niyetli yazılım.

    His laptop was riddled with malware after he downloaded that dodgy file.

    O şüpheli dosyayı indirdikten sonra dizüstü bilgisayarı zararlı yazılımlarla dolup taştı.

  • 17
    firewallnounneutraltechnical

    güvenlik duvarı

    Tehditleri engellemek için ağ trafiğini izleyen ve denetleyen güvenlik sistemi.

    The company firewall blocks access to most social media sites.

    Şirketin güvenlik duvarı sosyal medya sitelerinin çoğuna erişimi engelliyor.

  • 18
    encryptverbneutraltechnical

    şifrelemek

    Veriyi, yalnızca yetkili tarafların okuyabileceği kodlanmış bir biçime dönüştürmek.

    All the messages are encrypted, so not even the company can read them.

    Bütün iletiler şifreli, dolayısıyla onları şirket bile okuyamıyor.

  • 19
    cybersecuritynounneutraltechnical

    siber güvenlik

    Sistemleri ve verileri dijital saldırılardan koruma uygulaması.

    After the breach, the firm poured millions into cybersecurity.

    Sızıntının ardından firma siber güvenliğe milyonlarca lira akıttı.

  • 20
    two-factor authenticationnountechnical

    iki aşamalı doğrulama

    Giriş yapmak için iki ayrı doğrulama biçimi gerektiren güvenlik yöntemi.

    I'd strongly recommend turning on two-factor authentication for your bank account.

    Banka hesabınız için iki aşamalı doğrulamayı açmanızı şiddetle tavsiye ederim.

  • 21
    hotspotnounneutral

    erişim noktası

    Kablosuz internet sunan bir yer ya da bağlantısını başka cihazlarla paylaşan bir telefon.

    There's no Wi-Fi here, so I just turned my phone into a hotspot.

    Burada kablosuz ağ yok, ben de telefonumu erişim noktasına çevirdim.

  • 22
    VPNnounneutraltechnical

    sanal özel ağ

    Bağlantınızı şifreleyen ve çevrimiçi konumunuzu gizleyen hizmet.

    I always connect through a VPN when I'm using public Wi-Fi.

    Halka açık kablosuz ağ kullanırken her zaman sanal özel ağ üzerinden bağlanırım.

  • 23
    IP addressnountechnical

    IP adresi

    Bir ağdaki cihazı tanımlayan benzersiz sayısal etiket.

    They traced the attack back to a single IP address.

    Saldırının izini tek bir IP adresine kadar sürdüler.

  • 24
    rebootverbneutraltechnical

    yeniden başlatmak

    Genellikle bir sorunu gidermek için bilgisayarı ya da cihazı yeniden çalıştırmak.

    Have you tried rebooting it? That fixes nine problems out of ten.

    Yeniden başlatmayı denedin mi? On sorunun dokuzunu bu çözüyor.

  • 25
    pasteverbneutral

    yapıştırmak

    Daha önce kopyalanan metni ya da veriyi yeni bir yere eklemek.

    Just copy the code and paste it into the box below.

    Kodu kopyalayıp aşağıdaki kutuya yapıştırman yeterli.

  • 26
    swipeverbneutral

    parmakla kaydırmak

    Kaydırmak, gezinmek ya da seçim yapmak için parmağı dokunmatik ekranda sürüklemek.

    Swipe left to delete the message.

    İletiyi silmek için sola kaydırın.

  • 27
    tapverbneutral

    dokunmak (ekrana)

    Bir şeyi seçmek ya da çalıştırmak için ekrana kısaca dokunmak.

    Just tap the icon twice to open it.

    Açmak için simgeye iki kez dokunman yeterli.

  • 28
    toggleverbtechnical

    açıp kapamak

    Bir ayarı açmak ya da kapatmak, yahut iki durum arasında değiştirmek.

    You can toggle dark mode on and off in the settings.

    Koyu modu ayarlardan açıp kapayabilirsiniz.

  • 29
    refreshverbneutral

    yenilemek

    En güncel içeriği görüntülemek için bir sayfayı ya da uygulamayı yeniden yüklemek.

    Try refreshing the page — the new prices should show up.

    Sayfayı yenilemeyi deneyin: yeni fiyatlar görünecektir.

  • 30
    glitchnouninformal

    geçici aksaklık

    Bir sistemdeki küçük, çoğu zaman geçici arıza ya da bozukluk.

    There was a glitch in the app that logged everyone out at once.

    Uygulamada, herkesin aynı anda hesabından çıkmasına yol açan bir aksaklık oldu.

  • 31
    lagnouninformal

    gecikme

    Bir eylemle sistemin verdiği tepki arasındaki gecikme, özellikle çevrimiçi ortamda.

    The lag was so bad that the call was basically unwatchable.

    Gecikme o kadar kötüydü ki görüşmeyi izlemek neredeyse imkânsızdı.

  • 32
    troubleshootverbneutraltechnical

    sorun gidermek

    Teknik sorunları sistemli biçimde saptamak ve çözmek.

    It took us hours to troubleshoot why the printer wouldn't connect.

    Yazıcının neden bağlanmadığını bulup gidermek saatlerimizi aldı.

  • 33
    algorithmnounneutraltechnical

    algoritma

    Bir programın izlediği kurallar bütünü; çoğu zaman hangi içeriği göreceğinizi belirleyen düzeneği anlatır.

    The algorithm seems to think I only want to watch cat videos.

    Algoritma, sanki yalnızca kedi videosu izlemek istediğimi sanıyor.

  • 34
    codeverbneutral

    kod yazmak

    Bir programlama dilinde komutlar yazmak.

    She taught herself to code entirely from free online tutorials.

    Kod yazmayı tamamen ücretsiz çevrimiçi derslerden kendi kendine öğrendi.

  • 35
    bugnounneutraltechnical

    yazılım hatası

    Yazılımın yanlış davranmasına yol açan hata ya da kusur.

    The update introduced a nasty bug that crashes the app on startup.

    Güncelleme, uygulamayı açılışta çökerten sinsi bir yazılım hatası getirdi.

  • 36
    debugverbtechnical

    hata ayıklamak

    Yazılımdaki hataları bulmak ve gidermek.

    I spent the whole afternoon debugging a single line of code.

    Bütün öğleden sonramı tek bir kod satırında hata ayıklayarak geçirdim.

  • 37
    databasenounneutraltechnical

    veri tabanı

    Elektronik ortamda saklanan ve erişilen, yapılandırılmış veri topluluğu.

    All the customer records are kept in a single database.

    Bütün müşteri kayıtları tek bir veri tabanında tutuluyor.

  • 38
    platformnounneutraltechnical

    dijital platform

    Yazılımların üzerinde çalıştığı ya da kullanıcıların etkileşime girdiği dijital hizmet veya ortam.

    The video was taken down from every major platform within hours.

    Video, saatler içinde bütün büyük platformlardan kaldırıldı.

  • 39
    operating systemnountechnical

    işletim sistemi

    Bilgisayarın donanımını yöneten ve diğer programları çalıştıran temel yazılım.

    The app only works on the latest operating system.

    Uygulama yalnızca en son işletim sisteminde çalışıyor.

  • 40
    plug-innountechnical

    eklenti

    Bir programın ya da tarayıcının işlevlerini genişleten ek yazılım.

    There's a handy plug-in that blocks ads automatically.

    Reklamları otomatik olarak engelleyen kullanışlı bir eklenti var.

  • 41
    patchnountechnical

    yama

    Hataları ya da güvenlik açıklarını gideren küçük yazılım güncellemesi.

    They rushed out a security patch as soon as the flaw was discovered.

    Açık ortaya çıkar çıkmaz alelacele bir güvenlik yaması çıkardılar.

  • 42
    open sourceadjectivetechnical

    açık kaynak

    Kaynak kodu herkesin kullanımına ve değiştirmesine serbestçe açık olan yazılımlar için kullanılır.

    We switched to an open source tool to avoid the licensing fees.

    Lisans ücretlerinden kaçınmak için açık kaynak bir araca geçtik.

  • 43
    artificial intelligencenounneutraltechnical

    yapay zekâ

    Normalde insan zekâsı gerektiren işleri yapabilen bilgisayar sistemleri.

    Artificial intelligence is being used to flag suspicious transactions in real time.

    Yapay zekâ, şüpheli işlemleri anında işaretlemek için kullanılıyor.

  • 44
    user-friendlyadjectiveneutral

    kullanıcı dostu

    Özellikle uzman olmayanlar için kullanımı ve anlaşılması kolay.

    The new design is far more user-friendly than the old one.

    Yeni tasarım eskisine göre çok daha kullanıcı dostu.

  • 45
    tech-savvyadjectiveinformal

    teknolojiden anlayan

    Teknoloji konusunda bilgili ve rahat.

    My grandmother is surprisingly tech-savvy for her age.

    Babaannem yaşına göre şaşırtıcı derecede teknolojiden anlıyor.

  • 46
    go viralexpressioninformal

    viral olmak

    Çevrimiçi bir içeriğin hızla yayılıp çok sayıda kişi tarafından paylaşılması.

    Her video went viral overnight and racked up millions of views.

    Videosu bir gecede viral oldu ve milyonlarca izlenme topladı.

  • 47
    user interfacenountechnical

    kullanıcı arayüzü

    Bir kişinin cihazla ya da uygulamayla etkileşime girdiği görsel düzen ve denetimler.

    A clean user interface makes all the difference to how an app feels.

    Temiz bir kullanıcı arayüzü, uygulamanın verdiği hissi baştan aşağı değiştiriyor.

  • 48
    digital footprintnounneutral

    dijital ayak izi

    Bir kişinin çevrimiçi etkinlikleriyle geride bıraktığı veri izi.

    Employers increasingly check your digital footprint before hiring you.

    İşverenler sizi işe almadan önce giderek daha sık dijital ayak izinize bakıyor.

  • 49
    compatibleadjectiveneutraltechnical

    uyumlu

    Başka bir cihazla, sistemle ya da biçimle birlikte çalışabilen.

    The charger isn't compatible with the newer models.

    Şarj aleti yeni modellerle uyumlu değil.

  • 50
    defaultnountechnical

    varsayılan

    Siz değiştirmediğiniz sürece kendiliğinden geçerli olan hazır seçenek.

    By default, the app shares your location with everyone.

    Uygulama, varsayılan olarak konumunuzu herkesle paylaşıyor.

  • 51
    log outphrasal verbneutral

    çıkış yapmak

    Bir hesaptan çıkarak oturumu sonlandırmak.

    Always log out when you're using a shared computer.

    Ortak bir bilgisayar kullanıyorsanız mutlaka çıkış yapın.

  • 52
    offlineadjectiveneutral

    çevrimdışı

    İnternete bağlı olmayan; ayrıca “çevrimiçi değil, yüz yüze” anlamında da kullanılır.

    You can download the maps so they work offline.

    Haritaları indirirseniz çevrimdışı da çalışırlar.

  • 53
    digitizeverbformaltechnical

    sayısallaştırmak (Amerikan yazımı)

    Bilgiyi dijital biçime dönüştürmek. Bu, fiilin Amerikan yazımıdır.

    The library is slowly digitizing its entire archive of old newspapers.

    Kütüphane, eski gazetelerden oluşan arşivinin tamamını yavaş yavaş sayısallaştırıyor.

  • 54
    cutting-edgeadjectiveneutral

    son teknoloji

    Gelişimin en ileri aşamasında olan; son derece yenilikçi.

    The lab is doing genuinely cutting-edge work in machine learning.

    Laboratuvar, makine öğrenmesi alanında gerçekten son teknoloji sayılabilecek çalışmalar yapıyor.

  • 55
    chatbotnounneutral

    sohbet robotu

    Kullanıcılarla sohbeti taklit eden, çoğu zaman müşteri hizmetlerinde kullanılan program.

    I just wanted to speak to a human, not a useless chatbot.

    Ben sadece bir insanla konuşmak istiyordum, işe yaramaz bir sohbet robotuyla değil.

  • 56
    avatarnounneutral

    avatar

    Kullanıcıyı çevrimiçi ortamda temsil eden grafik görsel ya da karakter. Türkçede de aynı sözcük kullanılır.

    She uses a cartoon avatar instead of a real photo.

    Gerçek fotoğraf yerine çizgi film tarzı bir avatar kullanıyor.

  • 57
    hashtagnouninformal

    etiket

    Çevrimiçi içeriği sınıflandırmak ve gruplamak için başına # işareti konan sözcük ya da ifade.

    The campaign took off once it had a catchy hashtag.

    Kampanya, akılda kalıcı bir etiket bulununca patlama yaptı.

  • 58
    feednouninformal

    akış

    Bir uygulamada ya da sitede kullanıcıya gösterilen, sürekli güncellenen içerik dizisi.

    My feed is nothing but adverts these days.

    Akışımda bu aralar reklamdan başka bir şey yok.

  • 59
    trendingadjectiveinformal

    gündemde olan

    Çevrimiçi ortamda o sırada çok popüler olan ve çokça konuşulan.

    That topic has been trending all morning.

    O konu bütün sabah gündemdeydi.

  • 60
    boot upphrasal verbneutraltechnical

    açılmak (bilgisayarın)

    Bir bilgisayarı, kullanıma hazır hâle gelene kadar başlatmak.

    This old machine takes a full five minutes to boot up.

    Bu eski makinenin açılması tam beş dakika sürüyor.

  • 61
    lognountechnical

    günlük kayıt

    Bir sistemdeki olayların ya da etkinliklerin otomatik olarak tutulan kaydı.

    The server log showed dozens of failed login attempts.

    Sunucu kaydında onlarca başarısız giriş denemesi görünüyordu.

  • 62
    data breachnounneutraltechnical

    veri ihlali

    Korunan ya da gizli verilere izinsiz erişilmesi olayı.

    Millions of accounts were exposed in the latest data breach.

    Son veri ihlalinde milyonlarca hesap açığa çıktı.

  • 63
    gadgetnounneutral

    teknolojik gereç

    Küçük, çoğu zaman alışılmadık elektronik cihaz ya da araç.

    He's the kind of person who has to own every new gadget the moment it comes out.

    Çıkan her yeni teknolojik gerece çıktığı anda sahip olması gereken tiplerden.

  • 64
    bufferverbneutraltechnical

    arabelleğe almak

    Yayın hâlindeki bir medyanın, veriyi geçici belleğe yüklerken duraklaması.

    The video kept buffering right at the most exciting part.

    Video, tam en heyecanlı yerde durmadan arabelleğe alıp duraksadı.

  • 65
    cookienounneutraltechnical

    çerez

    Bir web sitesinin, sizinle ilgili bilgileri hatırlamak için cihazınızda sakladığı küçük dosya.

    Every site now nags you to accept cookies the second you arrive.

    Artık her site, siz girer girmez çerezleri kabul etmeniz için başınızın etini yiyor.

  • 66
    spamnounneutraltechnical

    istenmeyen e-posta

    Toplu olarak gönderilen, istenmeyen ve genellikle alakasız ya da ticari iletiler.

    Half the emails I get are spam trying to sell me something.

    Aldığım e-postaların yarısı, bana bir şey satmaya çalışan istenmeyen iletiler.

  • 67
    syncverbneutraltechnical

    eşitlemek

    Verileri birden çok cihazda otomatik olarak tutarlı hâle getirmek.

    My calendar automatically syncs between my phone and laptop.

    Takvimim, telefonumla dizüstü bilgisayarım arasında kendiliğinden eşitleniyor.

  • 68
    obsoleteadjectiveneutral

    modası geçmiş

    Yerini daha yenisi aldığı için artık kullanılmayan ya da işe yaramayan.

    That phone was cutting-edge five years ago and is now completely obsolete.

    O telefon beş yıl önce son teknolojiydi, şimdiyse tamamen modası geçmiş durumda.

  • 69
    e-commercenounneutraltechnical

    e-ticaret

    Mal ve hizmetlerin internet üzerinden alınıp satılması.

    The pandemic accelerated the shift towards e-commerce dramatically.

    Salgın, e-ticarete geçişi çarpıcı biçimde hızlandırdı.

  • 70
    digitiseverbneutralBritish English

    sayısallaştırmak (İngiliz yazımı)

    Bir şeyi dijital biçime dönüştürmek anlamındaki fiilin İngiliz yazımı.

    The library spent years working to digitise its entire archive of rare manuscripts.

    Kütüphane, nadir el yazmalarından oluşan arşivinin tamamını dijital ortama aktarmak için yıllarını harcadı.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Parola girmediğiniz, bir bildirim almadığınız gün yok; teknoloji artık gündelik dilin içinde. Bilgisayar, tablet ve telefon; site, e-posta, indirmek, şifre, uygulama; tıklamak, aramak, göndermek, paylaşmak, bağlanmak; yazılım, veri, ağ ve pil gibi terimler kartlara bölündü. Zaten tanıdığınız ekranlar, orta seviyeden itibaren İngilizcenizi geliştirmenin en doğal yolu hâline geliyor. Günlük dijital rutininiz böylece bir çalışma seansına dönüşüyor.

Teknoloji ve internet için diğer seviyeler

C1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi