a2Kelime paketi

Sağlık ve tıp

Şikâyetinizi anlatın, doktora gidin, iyi kalmaktan söz edin.

63 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

63 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    headachenounneutral

    baş ağrısı

    Baştaki ağrı; en yaygın belirtilerden biridir.

    I have a bad headache, so I'm going to lie down.

    Şiddetli bir baş ağrım var, bu yüzden gidip uzanacağım.

  • 2
    fevernounneutral

    ateş

    Yüksek vücut sıcaklığı; genellikle bir hastalık belirtisidir.

    She has a fever and needs to stay in bed.

    Ateşi var ve yatakta kalması gerekiyor.

  • 3
    coughnounneutral

    öksürük

    Ciğerlerden havanın dışarı itilmesi eylemi ya da sesi; çoğu zaman hastayken olur.

    I've had this cough for a week now.

    Bir haftadır bu öksürük geçmiyor.

  • 4
    coughverbneutral

    öksürmek

    Ani bir sesle ciğerlerdeki havayı dışarı vermek.

    Please cover your mouth when you cough.

    Öksürürken lütfen ağzını kapat.

  • 5
    coldnounneutral

    soğuk algınlığı

    Burun akıntısı ve hapşırmayla seyreden yaygın, hafif bir hastalık.

    I think I'm getting a cold.

    Galiba soğuk algınlığına yakalanıyorum.

  • 6
    flunounneutral

    grip

    Ateş, vücut ağrıları ve yorgunlukla seyreden yaygın bir hastalık; influenza kelimesinin kısaltmasıdır.

    Half the office is off with the flu.

    Ofisin yarısı grip yüzünden işe gelmedi.

  • 7
    sore throatexpressionneutral

    boğaz ağrısı

    Boğazda hissedilen ağrı; çoğu zaman soğuk algınlığına eşlik eder.

    I have a sore throat and it hurts to swallow.

    Boğaz ağrım var ve yutkunurken canım yanıyor.

  • 8
    stomachachenounneutral

    karın ağrısı

    Midede ya da karında hissedilen ağrı.

    I ate too much and now I have a stomachache.

    Fazla yemek yedim ve şimdi karnım ağrıyor.

  • 9
    toothachenounneutral

    diş ağrısı

    Bir dişte hissedilen ağrı.

    I've got a toothache, so I need to see a dentist.

    Diş ağrım var, bu yüzden diş hekimine gitmem gerekiyor.

  • 10
    painnounneutral

    ağrı

    Hastalık ya da yaralanma yüzünden bedende duyulan rahatsız edici his.

    I feel a sharp pain in my back.

    Sırtımda keskin bir ağrı hissediyorum.

  • 11
    hurtverbneutral

    ağrımak, acıtmak

    Acı duymak ya da acı vermek, yaralamak.

    My leg hurts when I walk.

    Yürürken bacağım ağrıyor.

  • 12
    sickadjectiveneutral

    hasta

    Sağlıklı değil, rahatsız. Ayrıca midesi bulanıyor anlamına da gelebilir.

    I feel sick, so I'm staying home today.

    Kendimi hasta hissediyorum, bu yüzden bugün evde kalıyorum.

  • 13
    healthyadjectiveneutral

    sağlıklı

    Bedeni iyi durumda olan; hasta olmayan.

    Eating vegetables keeps you healthy.

    Sebze yemek insanı sağlıklı tutar.

  • 14
    tiredadjectiveneutral

    yorgun

    Dinlenmeye ya da uykuya ihtiyacı olan; enerjisi kalmamış.

    I'm too tired to cook tonight.

    Bu akşam yemek yapamayacak kadar yorgunum.

  • 15
    injuredadjectiveneutral

    yaralı

    Genellikle bir kazada incinmiş ya da zarar görmüş.

    Two people were injured in the car accident.

    Trafik kazasında iki kişi yaralandı.

  • 16
    weakadjectiveneutral

    halsiz

    Güçsüz; çoğu zaman hastalık geçirdikten sonra böyle olunur.

    I still feel weak after my illness.

    Hastalığımdan sonra hâlâ kendimi halsiz hissediyorum.

  • 17
    dizzyadjectiveneutral

    başı dönen

    Her şeyin döndüğünü hisseden; dengesiz.

    I felt dizzy when I stood up too fast.

    Çok hızlı ayağa kalkınca başım döndü.

  • 18
    betteradjectiveneutral

    daha iyi

    Öncekinden daha sağlıklı; hastalıktan kurtulmakta olan.

    I feel much better today, thanks.

    Bugün kendimi çok daha iyi hissediyorum, teşekkürler.

  • 19
    hospitalnounneutral

    hastane

    Hasta ya da yaralı kişilerin tedavi edildiği yer.

    She was taken to the hospital after the accident.

    Kazadan sonra hastaneye kaldırıldı.

  • 20
    pharmacynounneutral

    eczane

    İlaç satın aldığınız dükkân; İngiltere'de buna chemist's de denir.

    You can buy this cream at the pharmacy.

    Bu kremi eczaneden alabilirsiniz.

  • 21
    clinicnounneutral

    klinik

    Yatış gerektirmeyen tedaviler için küçük bir sağlık merkezi.

    There's a new clinic on Main Street.

    Ana Cadde'de yeni bir klinik açıldı.

  • 22
    doctornounneutral

    doktor

    Hastaları tedavi etmek üzere eğitilmiş kişi.

    You should see a doctor about that cough.

    Şu öksürük için bir doktora görünmelisin.

  • 23
    nursenounneutral

    hemşire

    Genellikle hastanede hastalara bakan kişi.

    The nurse checked my temperature.

    Hemşire ateşimi ölçtü.

  • 24
    patientnounneutral

    hasta (tedavi gören kişi)

    Tıbbi tedavi görmekte olan kişi.

    The doctor sees twenty patients a day.

    Doktor günde yirmi hastaya bakıyor.

  • 25
    appointmentnounneutral

    randevu

    Bir doktorla ya da başka bir uzmanla görüşmek için ayarlanmış saat.

    I have a doctor's appointment tomorrow morning.

    Yarın sabah doktor randevum var.

  • 26
    prescriptionnounneutral

    reçete

    Doktorun yazılı ilaç emri.

    The doctor gave me a prescription for antibiotics.

    Doktor bana antibiyotik için reçete yazdı.

  • 27
    medicinenounneutral

    ilaç

    Bir hastalığı tedavi etmek için aldığınız madde.

    Take your medicine twice a day.

    İlacınızı günde iki kez alın.

  • 28
    pillnounneutral

    hap

    Yutulan küçük, yuvarlak ilaç parçası.

    She takes a pill every morning.

    Her sabah bir hap içiyor.

  • 29
    tabletnounneutral

    tablet (ilaç)

    Yutulan küçük, yassı ilaç parçası.

    Take two tablets after eating.

    Yemekten sonra iki tablet alın.

  • 30
    treatmentnounneutral

    tedavi

    Hasta ya da yaralı bir kişiye verilen tıbbi bakım.

    The treatment worked, and she's healthy now.

    Tedavi işe yaradı, artık sapasağlam.

  • 31
    injectionnounneutral

    enjeksiyon

    İğneyle vücuda verilen ilaç.

    The nurse gave me an injection in my arm.

    Hemşire koluma enjeksiyon yaptı.

  • 32
    ambulancenounneutral

    ambulans

    Hasta ya da yaralı kişileri hastaneye götüren araç.

    Call an ambulance — he's hurt badly!

    Ambulans çağırın, kötü yaralandı!

  • 33
    emergencynounneutral

    acil durum

    Hemen yardım gerektiren ciddi bir durum.

    In an emergency, call this number.

    Acil durumda bu numarayı arayın.

  • 34
    healthnounneutral

    sağlık

    Bedeninizin durumu ve ne kadar iyi olduğu.

    Smoking is bad for your health.

    Sigara sağlığa zararlıdır.

  • 35
    illnessnounneutral

    rahatsızlık

    Bir hastalık ya da hasta olunan dönem.

    He missed school because of a long illness.

    Uzun süren bir rahatsızlık yüzünden okula gidemedi.

  • 36
    diseasenounneutral

    hastalık

    Çoğu zaman adı olan ciddi bir hastalık.

    Doctors are working to cure the disease.

    Doktorlar bu hastalığı tedavi etmek için çalışıyor.

  • 37
    temperaturenounneutral

    vücut ısısı

    Bedenin ne kadar sıcak olduğu; yüksek olması ateş anlamına gelir.

    The nurse took my temperature.

    Hemşire vücut ısımı ölçtü.

  • 38
    bloodnounneutral

    kan

    Vücuttaki kırmızı sıvı; tahliller ve yaralanmalar açısından önemlidir.

    The doctor needs to take some blood for tests.

    Doktorun tahlil için biraz kan alması gerekiyor.

  • 39
    woundnounneutral

    yara

    Derinin kesildiği ya da yırtıldığı bir yaralanma.

    The nurse cleaned the wound carefully.

    Hemşire yarayı dikkatlice temizledi.

  • 40
    cutnounneutral

    kesik

    Keskin bir şeyin açtığı küçük yara.

    I got a small cut on my finger.

    Parmağımda küçük bir kesik var.

  • 41
    brokenadjectiveneutral

    kırık

    Çatlamış ya da kırılmış bir kemiği anlatır.

    She has a broken arm from the fall.

    Düşme sonucu kolu kırıldı.

  • 42
    restverbneutral

    dinlenmek

    İyileşmek için etkinliği bırakıp rahatlamak.

    You need to rest until you feel better.

    Kendinizi iyi hissedene kadar dinlenmeniz gerekiyor.

  • 43
    recoververbneutral

    iyileşmek

    Hastalandıktan ya da yaralandıktan sonra yeniden sağlıklı olmak.

    It took her a month to recover from the flu.

    Gripten iyileşmesi bir ay sürdü.

  • 44
    operationnounneutral

    ameliyat

    Bir cerrahın vücudun içinde yaptığı tıbbi işlem.

    He needs an operation on his knee.

    Dizinden ameliyat olması gerekiyor.

  • 45
    check-upnounneutral

    sağlık kontrolü

    Sağlıklı olup olmadığınızı anlamak için yapılan genel tıbbi muayene.

    I go for a check-up once a year.

    Yılda bir kez sağlık kontrolüne gidiyorum.

  • 46
    bandagenounneutral

    sargı bezi

    Bir yarayı örtmek için kullanılan uzun kumaş parçası.

    The nurse put a bandage on my arm.

    Hemşire koluma sargı bezi sardı.

  • 47
    feelverbneutral

    hissetmek

    Bedensel ya da duygusal bir durumu yaşamak.

    How do you feel today?

    Bugün kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

  • 48
    catch a coldexpressionneutral

    üşütmek

    Soğuk algınlığına yakalanmak.

    Wear a coat or you'll catch a cold.

    Palto giy, yoksa üşüteceksin.

  • 49
    see a doctorexpressionneutral

    doktora görünmek

    Bir sağlık sorunu için doktora gitmek.

    You should see a doctor about that pain.

    Şu ağrı için doktora görünmelisin.

  • 50
    get wellphrasal verbneutral

    sağlığına kavuşmak

    Yeniden sağlıklı olmak; çoğu zaman bir dilek olarak kullanılır.

    I hope you get well soon.

    Umarım yakında sağlığına kavuşursun.

  • 51
    painkillernounneutral

    ağrı kesici

    Ağrıyı azaltan ilaç.

    I took a painkiller for my headache.

    Baş ağrım için bir ağrı kesici aldım.

  • 52
    infectionnounneutral

    enfeksiyon

    Vücuda giren mikropların yol açtığı hastalık.

    The cut got an infection.

    Kesik enfeksiyon kaptı.

  • 53
    allergynounneutral

    alerji

    Vücudun bazı yiyeceklere ya da maddelere verdiği kötü tepki.

    I have an allergy to nuts.

    Fındığa alerjim var.

  • 54
    rashnounneutral

    deri döküntüsü

    Deride görülen kırmızı ve çoğu zaman kaşıntılı lekeler.

    I have a red rash on my arm.

    Kolumda kırmızı bir döküntü var.

  • 55
    illadjectiveformal

    rahatsız

    İyi değil; bir hastalıktan muzdarip. 'sick' kelimesinden biraz daha resmîdir.

    He's seriously ill and is in the hospital.

    Ciddi şekilde rahatsız ve hastanede yatıyor.

  • 56
    dentistnounneutral

    diş hekimi

    Dişlerle ilgilenen doktor.

    I go to the dentist twice a year.

    Yılda iki kez diş hekimine gidiyorum.

  • 57
    cureverbneutral

    iyileştirmek

    Bir hastalığı tamamen ortadan kaldırmak.

    This medicine can cure the infection.

    Bu ilaç enfeksiyonu iyileştirebilir.

  • 58
    testnounneutral

    tahlil

    Sağlığınız hakkında bilgi edinmek için yapılan tıbbi inceleme.

    The doctor wants me to have a blood test.

    Doktor kan tahlili yaptırmamı istiyor.

  • 59
    take medicineexpressionneutral

    ilaç içmek

    Bir hastalık için ilacı yutmak ya da kullanmak.

    Don't forget to take your medicine tonight.

    Bu akşam ilacını içmeyi unutma.

  • 60
    runny noseexpressionneutral

    burun akıntısı

    İçinden sıvı akan burun; soğuk algınlığında sık görülür.

    I have a runny nose and I keep sneezing.

    Burnum akıyor ve sürekli hapşırıyorum.

  • 61
    chemistnounneutralBritish English

    eczane (İngiliz İngilizcesi)

    İlaç satan dükkân için İngiliz İngilizcesinde kullanılan kelime; çoğu zaman 'the chemist's' biçiminde geçer.

    I need to go to the chemist to get my prescription.

    Reçetemi almak için eczaneye gitmem gerekiyor.

  • 62
    drugstorenounneutralAmerican English

    eczane (Amerikan İngilizcesi)

    İlaç ve başka ürünler satan dükkân için Amerikan İngilizcesinde kullanılan kelime.

    The drugstore on the corner is open late.

    Köşedeki eczane geç saate kadar açık.

  • 63
    shotnouninformalAmerican English

    iğne

    İğneyle yapılan ilaç enjeksiyonu için Amerikan İngilizcesinde kullanılan kelime.

    The nurse gave me a flu shot today.

    Hemşire bugün bana grip iğnesi yaptı.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Yurt dışında rahatsızlandığınız gün sağlık kelimeleri birdenbire hayati hâle gelir. Baş ağrısı, ateş, öksürük gibi şikâyetler; hasta, sağlıklı, yorgun, yaralı gibi durumlar; hastane, eczane, klinik gibi yerler; doktor, hemşire, randevu, reçete ve tedavi gibi terimler başlangıçtan ileri seviyeye uzanan bir kapsamda toplandı. Derdinizi anlatır, size verilen tavsiyeyi de doğru anlarsınız.

Sağlık ve tıp için diğer seviyeler

A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi