Duygular ve hisler
Ruh hâllerini adlandırın; kendinizin ve başkalarının hâlini anlatın.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
67 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1happyadjectiveneutral
mutlu
Günlük konuşmada kullanılan en temel olumlu duygu sözcüklerinden biri.
I'm so happy you came to my party!
Partime geldiğin için çok mutluyum!
- 2sadadjectiveneutral
üzgün
Temel bir olumsuz duygu; mutlu olmanın tam tersi.
I felt sad when my best friend moved away.
En yakın arkadaşım başka bir şehre taşındığında çok üzgündüm.
- 3angryadjectiveneutral
kızgın
Güçlü bir hoşnutsuzluk duygusunu anlatan temel bir duygu sözcüğü.
My dad was really angry when I came home late.
Eve geç geldiğimde babam bana çok kızgındı.
- 4scaredadjectiveneutral
korkmuş
Korku duymayı anlatan yaygın bir sözcük; günlük konuşmada 'afraid' sözcüğünden daha sık kullanılır.
I'm scared of spiders – I always have been.
Örümceklerden korkarım, çocukluğumdan beri hep böyle.
- 5surprisedadjectiveneutral
şaşırmış
Beklenmedik bir şeyin yol açtığı duygu; olumlu da olumsuz da olabilir.
I was really surprised to see you at the concert.
Seni konserde görünce gerçekten çok şaşırdım.
- 6tiredadjectiveneutral
yorgun
Dinlenme ihtiyacını anlatan bedensel ve duygusal bir durum; çok sık kullanılır.
I'm too tired to go out tonight – I just want to sleep.
Bu akşam dışarı çıkamayacak kadar yorgunum, sadece uyumak istiyorum.
- 7boredadjectiveneutral
sıkılmış
Yapacak ilgi çekici bir şey olmadığı için hiçbir şeye ilgi duymama hali.
I'm so bored – there's nothing to do here.
Çok sıkıldım, burada yapacak hiçbir şey yok.
- 8excitedadjectiveneutral
heyecanlı
Olan ya da olacak bir şeye duyulan güçlü ve olumlu coşku hissi.
I'm so excited about our holiday next week!
Gelecek haftaki tatilimiz için çok heyecanlıyım!
- 9nervousadjectiveneutral
gergin
Özellikle bir olay öncesinde duyulan kaygı ya da endişe hissi.
I always get nervous before exams.
Sınavlardan önce hep gergin olurum.
- 10proudadjectiveneutral
gururlu
Kendinin ya da bir başkasının başarılarından duyulan olumlu hoşnutluk duygusu.
My parents were so proud when I graduated.
Mezun olduğumda ailem çok gururlandı.
- 11gratefuladjectiveneutral
minnettar
Birine karşı duyulan sıcak ve olumlu teşekkür duygusu.
I'm really grateful for all your help.
Bütün yardımların için gerçekten minnettarım.
- 12worriedadjectiveneutral
endişeli
Bir sorun ya da olabilecek bir şey yüzünden kaygılı hissetme.
I'm worried about my exam results.
Sınav sonuçlarım için endişeliyim.
- 13lonelyadjectiveneutral
yalnız
Arkadaşlık ya da bağ eksikliği yüzünden üzgün hissetme.
I felt lonely when I first moved to this city.
Bu şehre ilk taşındığımda kendimi yalnız hissettim.
- 14confusedadjectiveneutral
kafası karışmış
Bir şeyi anlayamama ya da net düşünememe; zihinsel olarak yolunu kaybetmiş olma.
I'm confused – can you explain that again?
Kafam karıştı, bunu tekrar açıklayabilir misin?
- 15disappointedadjectiveneutral
hayal kırıklığına uğramış
Bir şey beklendiği kadar iyi olmadığı için düş kırıklığı yaşama.
I was disappointed that the concert was cancelled.
Konser iptal edilince hayal kırıklığına uğradım.
- 16embarrassedadjectiveneutral
mahcup
Genellikle toplum içinde garip duruma düşüp sıkılma hali.
I was so embarrassed when I called the teacher 'Mum'.
Öğretmene yanlışlıkla 'anne' dediğimde çok mahcup oldum.
- 17relaxedadjectiveneutral
rahat
Sakin ve stresten, gerginlikten uzak hissetme.
I feel so relaxed after a hot bath.
Sıcak bir banyodan sonra kendimi çok rahat hissediyorum.
- 18calmadjectiveneutral
sakin
Güçlü duygular yaşamama; huzurlu olma ve kendine hâkim olma.
Try to stay calm – everything is going to be fine.
Sakin kalmaya çalış, her şey yoluna girecek.
- 19upsetadjectiveneutral
morali bozuk
Mutsuz, incinmiş ya da hayal kırıklığına uğramış hissetme; 'sad' sözcüğünden daha güçlüdür ama çok yaygındır.
She was upset because nobody remembered her birthday.
Kimse doğum gününü hatırlamadığı için morali bozuktu.
- 20afraidadjectiveneutral
korku duyan
Korku hissetme; 'scared' sözcüğünden biraz daha resmidir. Ayrıca kibar ifadelerde de kullanılır: 'I'm afraid...' kalıbı Türkçede 'korkarım ki...' demeye karşılık gelir.
Are you afraid of the dark?
Karanlıktan korkuyor musun?
- 21annoyedadjectiveneutral
sinirli
Bir şey yüzünden hafifçe kızmış ya da rahatsız olmuş hissetme.
I get annoyed when people talk during films.
İnsanlar film sırasında konuşunca sinirleniyorum.
- 22stressedadjectiveneutral
stresli
Genellikle çok fazla iş ya da çok fazla sorun yüzünden baskı ve gerginlik hissetme.
I've been really stressed at work lately.
Son zamanlarda işte gerçekten çok stresliyim.
- 23shockedadjectiveneutral
şoke olmuş
Beklenmedik ve genellikle kötü haberlere karşı güçlü bir tepki hissetme.
We were all shocked when we heard about the accident.
Kazayı duyduğumuzda hepimiz şoke olduk.
- 24pleasedadjectiveneutral
memnun
Mutlu ve hoşnut hissetme; 'happy' sözcüğünden biraz daha resmidir.
I'm really pleased with my exam results.
Sınav sonuçlarımdan gerçekten memnunum.
- 25gladadjectiveneutral
sevinçli
Belirli bir şey için mutlu ya da rahatlamış hissetme; günlük konuşmada çok yaygındır.
I'm glad you could come tonight.
Bu akşam gelebildiğine sevindim.
- 26sorryadjectiveneutral
üzgün, pişman
Bir şey hakkında üzüntü, pişmanlık ya da acıma duyma; özür dilerken de kullanılır.
I'm sorry to hear about your grandmother.
Babaannenin durumunu duyduğuma çok üzüldüm.
- 27ashamedadjectiveneutral
utanmış
Yaptığın bir şey yüzünden utanç ya da suçluluk duyma.
He was ashamed of the way he behaved at the party.
Partide davrandığı biçimden utandı.
- 28homesickadjectiveneutral
memleketini özleyen
Evden uzakta olduğun için üzgün hissetme; öğrenciler ve yolculuk edenler arasında yaygındır.
I was really homesick during my first month at university.
Üniversitedeki ilk ayımda memleketimi çok özledim.
- 29curiousadjectiveneutral
meraklı
Bir şeyi bilmek ya da öğrenmek isteme.
I'm curious – what made you decide to move here?
Merak ediyorum, buraya taşınmaya nasıl karar verdin?
- 30confidentadjectiveneutral
kendine güvenen
Kendi yeteneklerinden ya da olumlu bir sonuçtan emin hissetme.
She felt confident about the interview after practising.
Prova yaptıktan sonra görüşme konusunda kendine güveni geldi.
- 31shyadjectiveneutral
utangaç
Başkalarının, özellikle de yabancıların yanında gergin ya da rahatsız hissetme.
I was very shy as a child – I never talked to strangers.
Çocukken çok utangaçtım, yabancılarla hiç konuşmazdım.
- 32guiltyadjectiveneutral
suçluluk duyan
Yaptığın ya da yapmadığın yanlış bir şey yüzünden kendini kötü hissetme.
I feel guilty for not visiting my grandparents more often.
Büyükannemle büyükbabamı daha sık ziyaret etmediğim için suçluluk duyuyorum.
- 33hopefuladjectiveneutral
umutlu
Güzel bir şeyin olacağına dair iyimser hissetme.
I'm hopeful that things will get better soon.
İşlerin yakında düzeleceği konusunda umutluyum.
- 34miserableadjectiveneutral
perişan
Çok mutsuz hissetme; 'sad' sözcüğünden daha güçlüdür ve genellikle süregelen bir mutsuzluğu ima eder.
I had a cold all week and felt absolutely miserable.
Bütün hafta nezle oldum ve kendimi tam anlamıyla perişan hissettim.
- 35furiousadjectiveneutral
öfkeli
Son derece kızgın; 'çok kızgın' demenin daha güçlü ve daha yaygın bir yolu.
My mum was furious when she found out I'd broken the window.
Camı kırdığımı öğrenince annem öfkeden deliye döndü.
- 36terrifiedadjectiveneutral
dehşete düşmüş
Son derece korkmuş; 'scared' ya da 'afraid' sözcüklerinin güçlü bir pekiştirmesi.
I'm terrified of flying – I never get on a plane.
Uçmaktan dehşete kapılıyorum, asla uçağa binmem.
- 37cheerfuladjectiveneutral
neşeli
Tavırlarıyla belirgin biçimde mutlu ve olumlu; kişinin dışarıdan görünen ruh halini anlatır.
She's always so cheerful in the morning.
Sabahları hep çok neşelidir.
- 38grumpyadjectiveinformal
huysuz
Aksi ve kolayca sinirlenen; genellikle biraz esprili bir tonda kullanılır.
He's always grumpy before his morning coffee.
Sabah kahvesini içmeden önce hep huysuz olur.
- 39hurtadjectiveneutral
kırgın
Birinin söylediği ya da yaptığı bir şey yüzünden duygusal acı hissetme.
I was really hurt by what she said.
Söylediklerine gerçekten çok kırıldım.
- 40to feelverbneutral
hissetmek
Duygulardan ve bedensel duyumlardan söz etmek için en temel fiil.
How are you feeling today?
Bugün kendini nasıl hissediyorsun?
- 41to cryverbneutral
ağlamak
Genellikle üzüntü gibi güçlü bir duygu yüzünden gözyaşı dökmek.
I cried when I watched that film.
O filmi izlerken ağladım.
- 42to laughverbneutral
gülmek
Neşeyi ya da mutluluğu gösteren sesler çıkarmak.
We laughed so much at his jokes.
Şakalarına çok güldük.
- 43to smileverbneutral
gülümsemek
Mutluluğu ya da dostça tavrı yüz ifadesiyle göstermek.
She smiled when she saw the flowers on her desk.
Masasındaki çiçekleri görünce gülümsedi.
- 44to worryverbneutral
endişelenmek
Sorunlar ya da olabilecek şeyler yüzünden kaygılanmak.
Don't worry – I'm sure he'll be fine.
Endişelenme, eminim ona bir şey olmaz.
- 45to missverbneutral
özlemek
Biri ya da bir şey yanında olmadığı için üzgün hissetmek.
I really miss my family when I'm abroad.
Yurt dışındayken ailemi gerçekten çok özlüyorum.
- 46to enjoyverbneutral
keyif almak
Bir etkinlikten ya da deneyimden zevk almak.
I really enjoyed the party last night.
Dün geceki partiden gerçekten çok keyif aldım.
- 47to hateverbneutral
nefret etmek
Bir şeyden ya da birinden çok güçlü biçimde hoşlanmamak.
I hate getting up early in the morning.
Sabah erken kalkmaktan nefret ederim.
- 48to cheer upphrasal verbneutral
neşelenmek, neşelendirmek
Daha mutlu olmak ya da birini daha mutlu etmek.
Cheer up – things aren't that bad!
Neşelen biraz, işler o kadar da kötü değil!
- 49to calm downphrasal verbneutral
sakinleşmek
Daha az kızgın, heyecanlı ya da üzgün hale gelmek.
Just calm down and tell me what happened.
Sakin ol da bana ne olduğunu anlat.
- 50feelingnounneutral
duygu
Duygusal bir durum ya da tepki; çoğul biçimiyle genel olarak duygular anlamında da kullanılır.
I had a strange feeling that something was wrong.
İçimde bir şeylerin ters gittiğine dair tuhaf bir duygu vardı.
- 51moodnounneutral
ruh hali
Bir kişinin belirli bir anda kendini nasıl hissettiği.
She's in a really good mood today.
Bugün ruh hali gerçekten çok iyi.
- 52tearsnounneutral
gözyaşı
Ağlarken gözlerden gelen sıvı; sıklıkla mecazi olarak üzüntüyü anlatmak için kullanılır.
There were tears in her eyes when she said goodbye.
Vedalaşırken gözleri yaşlarla doluydu.
- 53happinessnounneutral
mutluluk
Mutlu olma durumu; 'happy' sözcüğünün ad biçimi.
Money doesn't always bring happiness.
Para her zaman mutluluk getirmez.
- 54fearnounneutral
korku
Korkuyor olma duygusu; belirli bir korkuyu ya da genel olarak bu duyguyu anlatabilir.
She has a fear of heights.
Yükseklik korkusu var.
- 55angernounneutral
öfke
Kızgın olmanın güçlü duygusu; 'angry' sözcüğünün ad biçimi.
I could see the anger in his eyes.
Gözlerindeki öfkeyi görebiliyordum.
- 56surprisenounneutral
şaşkınlık, sürpriz
Beklenmedik bir şeyin yol açtığı duygu; ayrıca beklenmedik olayın kendisi.
To my surprise, she agreed immediately.
Beni şaşırtacak biçimde hemen kabul etti.
- 57joynounneutral
sevinç
Güçlü bir mutluluk duygusu; 'happiness' sözcüğünden biraz daha coşkuludur.
She jumped for joy when she got the good news.
İyi haberi alınca sevinçten havalara zıpladı.
- 58a littleadverbneutral
biraz
Bir duygunun şiddetini yumuşatmak için kullanılır; günlük konuşmada çok yaygındır.
I'm a little nervous about tomorrow.
Yarın için biraz gerginim.
- 59veryadverbneutral
çok
Duygular için en temel ve en yaygın pekiştirme sözcüğü.
I'm very happy to meet you.
Sizinle tanıştığıma çok memnun oldum.
- 60extremelyadverbneutral
son derece
Güçlü bir pekiştirme sözcüğü; 'very' sözcüğünden daha güçlüdür.
I was extremely tired after the long flight.
Uzun uçuştan sonra son derece yorgundum.
- 61reallyadverbneutralinformal
gerçekten
Konuşulan İngilizcede çok yaygın bir pekiştirme sözcüğü; 'very' gibi kullanılır ama sohbette daha doğal durur.
I'm really sorry about what happened.
Olanlar için gerçekten çok üzgünüm.
- 62soadverbneutralinformal
öyle, o kadar
Güçlü bir dereceyi anlatan ve konuşma dilinde çok yaygın olan bir pekiştireç; genellikle 'very' sözcüğünden daha duygusaldır.
I'm so happy you're here!
Burada olmana o kadar sevindim ki!
- 63jealousadjectiveneutral
kıskanç
Birinde senin istediğin bir şey olduğunda ya da sevdiğini bir rakibe kaptırmaktan korktuğunda ortaya çıkan olumsuz duygu.
I'm jealous of your new phone – it's so nice!
Yeni telefonunu kıskandım, çok güzelmiş!
- 64frightenedadjectiveneutral
ürkmüş
Genellikle belirli bir şeye karşı yoğun korku duyma.
The dog was frightened by the loud noise.
Köpek yüksek sesten ürktü.
- 65quiteadverbneutral
oldukça
Gücü lehçeye göre değişen bir pekiştireç: İngiliz İngilizcesinde 'epeyce', Amerikan İngilizcesinde 'çok' ya da 'tamamen' anlamına gelir.
I'm quite tired – I think I'll go to bed early.
Oldukça yorgunum, sanırım erken yatacağım. (İngiliz İngilizcesinde epeyce yorgun; Amerikan İngilizcesinde çok yorgun)
- 66madadjectiveinformalAmerican English
kızgın (Amerikan İngilizcesi)
Kızgın ya da sinirli hissetmeyi anlatan, Amerikan İngilizcesine özgü gündelik bir sözcük (İngiliz İngilizcesinde 'mad' genellikle 'deli' anlamına gelir).
She was really mad when I broke her phone.
Telefonunu kırdığımda bana gerçekten çok kızdı.
- 67crossadjectiveinformalBritish English
kızgın (İngiliz İngilizcesi)
Sinirli ya da hafifçe kızgın hissetmeyi anlatan, İngiliz İngilizcesine özgü gündelik bir sözcük; sıklıkla çocuklarla konuşurken kullanılır.
Mum was cross because I came home late.
Eve geç geldiğim için annemin canı sıkıldı.
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Başlangıç seviyesinde mutlu, üzgün, kızgın, korkmuş gibi temel sözcüklerle başlıyorsunuz; ileri seviyeye doğru gururlu, kıskanç, minnettar gibi daha ince tonlar ve biraz, çok, oldukça gibi derece zarfları ekleniyor. Ne hissettiğinizi adlandırabilmek, insanlarla kurduğunuz bağı derinleştirir. Temel duygularla yetinmeyip ruh hâlinizi ince ayrıntısına kadar anlatabilmeniz için kapsam adım adım genişliyor.
Duygular ve hisler için diğer seviyeler
A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Selamlaşma ve tanışma
50 kelimeAile ve insanlar
35 kelimeYiyecek ve içecekler
78 kelimeTemel fiiller
101 kelimeTemel sıfatlar ve zarflar
82 kelimeAlışveriş
56 kelimeSeyahat ve ulaşım
71 kelimeHava durumu ve mevsimler
47 kelimeGiyim ve aksesuarlar
71 kelimeEv ve yaşam
73 kelimeHobiler ve boş zaman
62 kelimeHayvanlar ve doğa
59 kelimeYön tarifi ve konum
47 kelimeSağlık ve tıp
63 kelime