Hayvanlar ve doğa
Ev dostları, çiftlikte yaşayanlar, yabani türler ve böcekler.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
59 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1animalnounneutral
hayvan
Bitki ya da insan olmayan her canlı için kullanılan genel sözcük.
My favourite animal is the elephant.
En sevdiğim hayvan fildir.
- 2petnounneutral
evcil hayvan
Arkadaşlık etsin diye evde beslenen hayvan.
Do you have a pet at home?
Evde evcil hayvanın var mı?
- 3dognounneutral
köpek
Evcil hayvan ya da iş hayvanı olarak beslenen yaygın ev hayvanı.
The dog is sleeping under the table.
Köpek masanın altında uyuyor.
- 4puppynounneutral
köpek yavrusu
Yavru köpek.
The puppy is only six weeks old.
Köpek yavrusu daha altı haftalık.
- 5kittennounneutral
kedi yavrusu
Yavru kedi.
The kitten is so small and soft.
Kedi yavrusu çok küçük ve yumuşak.
- 6fishnounneutral
balık (hayvan)
Suda yaşayan hayvan; evcil hayvan olarak da beslenir.
We have three fish in the tank.
Akvaryumda üç balığımız var.
- 7birdnounneutral
kuş
Kanatları ve tüyleri olan, genellikle uçabilen hayvan.
A small bird is singing in the tree.
Ağaçta küçük bir kuş ötüyor.
- 8horsenounneutral
at
İnsanların binebildiği büyük çiftlik hayvanı.
She rides a horse every weekend.
Her hafta sonu ata biner.
- 9cownounneutral
inek
Sütü ve eti için beslenen büyük çiftlik hayvanı.
The cow gives us fresh milk.
İnek bize taze süt verir.
- 10pignounneutral
domuz
Eti için beslenen çiftlik hayvanı.
The pig is rolling in the mud.
Domuz çamurda yuvarlanıyor.
- 11sheepnounneutral
koyun
Yünü ve eti için beslenen çiftlik hayvanı; İngilizcede tekili ve çoğulu aynı biçimdedir.
A sheep has thick white wool.
Koyunun kalın, beyaz bir yünü vardır.
- 12chickennounneutral
tavuk
Yumurtası ve eti için beslenen çiftlik kuşu.
The chickens lay eggs every morning.
Tavuklar her sabah yumurtluyor.
- 13ducknounneutral
ördek
Geniş gagalı, çoğunlukla göletlerde görülen su kuşu.
The ducks are swimming on the lake.
Ördekler gölde yüzüyor.
- 14lionnounneutral
aslan
Afrika'da yaşayan, çoğu zaman hayvanların kralı diye anılan büyük yabani kedi.
The lion is sleeping in the sun.
Aslan güneşte uyuyor.
- 15elephantnounneutral
fil
Uzun hortumu ve büyük kulakları olan çok iri yabani hayvan.
The elephant is the biggest land animal.
Fil, karadaki en büyük hayvandır.
- 16bearnounneutral
ayı
Kalın kürklü büyük yabani hayvan.
A brown bear lives in the forest.
Ormanda bir boz ayı yaşıyor.
- 17foxnounneutral
tilki
Kızıl kahverengi tüylü ve gür kuyruklu yabani hayvan.
A fox ran across our garden last night.
Dün gece bahçemizden bir tilki geçti.
- 18wolfnounneutral
kurt
İri bir köpeğe benzeyen ve sürü hâlinde yaşayan yabani hayvan.
A wolf howled in the night.
Gecenin içinde bir kurt uludu.
- 19mousenounneutral
fare
Uzun kuyruklu, çok küçük hayvan; İngilizce çoğulu 'mice' biçimindedir.
A mouse ran under the cupboard.
Bir fare dolabın altına kaçtı.
- 20snakenounneutral
yılan
Bacağı olmayan, yerde sürünerek ilerleyen uzun hayvan.
A green snake was in the grass.
Çimenlerin arasında yeşil bir yılan vardı.
- 21frognounneutral
kurbağa
Suyun yakınında yaşayan, zıplayabilen küçük yeşil hayvan.
A frog jumped into the pond.
Bir kurbağa gölete atladı.
- 22insectnounneutral
böcek
Sinek ya da karınca gibi, altı bacaklı çok küçük hayvan.
An insect flew into the room.
Odaya bir böcek uçtu.
- 23beenounneutral
arı
Bal yapan küçük uçan böcek.
A bee flew around the flowers.
Bir arı çiçeklerin etrafında uçtu.
- 24butterflynounneutral
kelebek
Büyük ve renkli kanatları olan böcek.
A beautiful butterfly landed on my hand.
Güzel bir kelebek elime kondu.
- 25spidernounneutral
örümcek
Sekiz bacaklı, ağ ören küçük hayvan.
A spider made a web in the corner.
Bir örümcek köşede ağ ördü.
- 26antnounneutral
karınca
Büyük topluluklar hâlinde yaşayan çok küçük böcek.
An ant is carrying a piece of bread.
Bir karınca ekmek kırıntısı taşıyor.
- 27flynounneutral
sinek
Yaygın görülen küçük uçan böcek.
There's a fly on the window.
Camda bir sinek var.
- 28mosquitonounneutral
sivrisinek
İnsanları ısıran küçük uçan böcek.
A mosquito bit me on the arm.
Bir sivrisinek kolumu ısırdı.
- 29dolphinnounneutral
yunus
Sürüler hâlinde yaşayan, dost canlısı ve zeki deniz hayvanı.
We saw dolphins from the boat.
Tekneden yunusları gördük.
- 30whalenounneutral
balina
Denizde yaşayan çok iri hayvan.
The blue whale is the largest animal on Earth.
Mavi balina, yeryüzündeki en büyük hayvandır.
- 31crabnounneutral
yengeç
Sert kabuğu ve kıskaçları olan, yan yan yürüyen deniz hayvanı.
A small crab walked across the sand.
Küçük bir yengeç kumun üzerinde yürüdü.
- 32owlnounneutral
baykuş
İri gözleri olan ve geceleri hareketlenen kuş.
An owl sat quietly on the branch.
Bir baykuş dalın üstünde sessizce duruyordu.
- 33eaglenounneutral
kartal
Görme duyusu çok keskin olan iri ve güçlü kuş.
An eagle flew high above the mountains.
Bir kartal dağların üzerinde yükseklerde uçtu.
- 34parrotnounneutral
papağan
İnsan sözlerini taklit edebilen renkli kuş; sıklıkla evde beslenir.
Their parrot can say 'hello'.
Papağanları 'merhaba' diyebiliyor.
- 35furnounneutral
kürk (hayvan tüyü)
Birçok hayvanın vücudunu kaplayan yumuşak tüy.
The cat's fur is very soft.
Kedinin tüyleri çok yumuşak.
- 36tailnounneutral
kuyruk
Hayvanın vücudunun arka tarafındaki uzun bölüm.
The dog is wagging its tail.
Köpek kuyruğunu sallıyor.
- 37wingnounneutral
kanat
Kuşun ya da böceğin uçmak için kullandığı bölüm.
The bird opened its wings and flew away.
Kuş kanatlarını açtı ve uçup gitti.
- 38feathernounneutral
kuş tüyü
Bir kuşun vücudunu kaplayan hafif ve yumuşak parçalardan biri.
I found a white feather on the ground.
Yerde beyaz bir kuş tüyü buldum.
- 39pawnounneutral
pençe (kedi, köpek ayağı)
Köpek ya da kedi gibi hayvanların ayağı.
The dog gave me its paw.
Köpek bana pençesini uzattı.
- 40wildadjectiveneutral
vahşi, yabani
İnsanların yanında değil, doğada yaşayan hayvanları niteler.
Lions are wild animals.
Aslanlar vahşi hayvanlardır.
- 41feedverbneutral
beslemek, yem vermek
Bir hayvana yiyecek vermek.
I feed my cat twice a day.
Kedimi günde iki kez beslerim.
- 42zoonounneutral
hayvanat bahçesi
Yabani hayvanların barındırıldığı ve insanların onları görebildiği yer.
We took the children to the zoo on Sunday.
Pazar günü çocukları hayvanat bahçesine götürdük.
- 43farmnounneutral
çiftlik
İnsanların hayvan beslediği ve yiyecek yetiştirdiği yer.
My grandparents live on a farm.
Büyükannemle büyükbabam bir çiftlikte yaşıyor.
- 44nestnounneutral
yuva
Bir kuşun yumurtaları için yaptığı barınak.
There is a bird's nest in the tree.
Ağaçta bir kuş yuvası var.
- 45tameadjectiveneutral
evcil, uysal
Yabani olmayan ve insanlara alışmış bir hayvanı niteler.
The bird is so tame that it sits on my hand.
Kuş o kadar uysal ki elime konuyor.
- 46biteverbneutral
ısırmak
Bir şeyi dişlerle kesmek ya da dişleyerek acıtmak.
Be careful, that dog might bite you.
Dikkat et, o köpek seni ısırabilir.
- 47cagenounneutral
kafes
Bir kuşun ya da küçük hayvanın barındırıldığı, parmaklıklardan yapılmış kutu.
The parrot lives in a big cage.
Papağan büyük bir kafeste yaşıyor.
- 48catnounneutral
kedi
Evde beslenen yaygın, küçük ev hayvanı.
The cat is chasing a toy mouse.
Kedi oyuncak fareyi kovalıyor.
- 49rabbitnounneutral
tavşan
Uzun kulaklı küçük hayvan; evcil hayvan olarak beslenir ya da doğada yaşar.
We have a rabbit as a pet.
Evcil hayvan olarak bir tavşanımız var.
- 50goatnounneutral
keçi
Boynuzlu, sütü ve eti için beslenen çiftlik hayvanı.
The goat is climbing on the rocks.
Keçi kayalara tırmanıyor.
- 51tigernounneutral
kaplan
Turuncu ve siyah çizgileri olan büyük yabani kedi.
The tiger has orange fur with black stripes.
Kaplanın siyah çizgili turuncu tüyleri vardır.
- 52monkeynounneutral
maymun
Ağaçlara tırmanan ve uzun kuyruğu olan yabani hayvan.
The monkey was calling loudly from the branch.
Maymun daldan yüksek sesle bağırıyordu.
- 53fishnounneutral
balık (yiyecek olarak)
Yiyecek olarak tüketilen deniz ve su canlılarının genel adı.
We had fish and chips for dinner.
Akşam yemeğinde balık ve patates kızartması yedik.
- 54sharknounneutral
köpekbalığı
Denizde yaşayan iri ve tehlikeli balık.
A shark attacked a swimmer near the beach.
Bir köpekbalığı sahilin yakınında bir yüzücüye saldırdı.
- 55turtlenounneutral
kaplumbağa
Suda ya da suyun yakınında yaşayan, sert kabuklu, ağır hareket eden hayvan. İngiliz İngilizcesinde 'turtle' genellikle deniz kaplumbağasını anlatır; karada yaşayanına 'tortoise' denir.
A sea turtle swam past us.
Bir deniz kaplumbağası yanımızdan yüzerek geçti.
- 56eggnounneutral
yumurta
Kuşun yumurtladığı, içinden yavru kuşun çıktığı yuvarlak nesne; aynı zamanda bir besin.
The hen laid an egg this morning.
Tavuk bu sabah bir yumurta yumurtladı.
- 57barkverbneutral
havlamak
Köpeğin çıkardığı yüksek ses.
The dog started to bark at the postman.
Köpek postacıya havlamaya başladı.
- 58babynoun / adjective modifierneutral
yavru
Çok küçük bir hayvan; çoğu zaman hayvanın adıyla birlikte kullanılır.
Look at that baby elephant!
Şu yavru file bak!
- 59look afterphrasal verbneutral
bakmak, ilgilenmek
Bir hayvanla ya da kişiyle ilgilenmek, ona bakmak.
Can you look after my dog this weekend?
Bu hafta sonu köpeğime bakabilir misin?
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Hayvanlar masallarda olduğu kadar pencerenizin önünde de karşınıza çıkar. Ev hayvanlarını, çiftlikte yaşayanları ve yabani türleri, kuşları, böcekleri, deniz canlılarını; tüy, kanat, kuyruk, beslemek gibi tamamlayıcı sözcüklerle birlikte A2 düzeyinde karşınıza geliyor. Kedinizden söz etmek ya da yolda gördüğünüz bir hayvanı adlandırmak sizi hiç zorlamıyor, sohbet kendiliğinden akıyor.
A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Selamlaşma ve tanışma
50 kelimeAile ve insanlar
35 kelimeYiyecek ve içecekler
78 kelimeTemel fiiller
101 kelimeTemel sıfatlar ve zarflar
82 kelimeAlışveriş
56 kelimeSeyahat ve ulaşım
71 kelimeHava durumu ve mevsimler
47 kelimeGiyim ve aksesuarlar
71 kelimeEv ve yaşam
73 kelimeHobiler ve boş zaman
62 kelimeYön tarifi ve konum
47 kelimeDuygular ve hisler
67 kelimeSağlık ve tıp
63 kelime