Temel fiiller
Cümlelerin çoğunu taşıyan, her gün kullanılan eylem sözcükleri.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
101 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1beverbneutral
olmak
Kimliği, niteliği ya da bir durumu belirtmek için kullanılır. Türkçede çoğu zaman ayrı bir fiil yerine ek fiil (-dır, -dir) kullanılır.
She is a teacher at my school.
O, benim okulumda öğretmen.
- 2haveverbneutral
sahip olmak
Sahiplik ya da mülkiyet belirtmek için kullanılır. Türkçede genellikle var yapısıyla kurulur.
I have two brothers and one sister.
İki erkek kardeşim ve bir kız kardeşim var.
- 3have toverbneutral
zorunda olmak
Zorunluluk ya da gereklilik belirtmek için kullanılır.
I have to wake up early tomorrow.
Yarın erken kalkmak zorundayım.
- 4goverbneutral
gitmek
Bulunulan yerden uzaklaşan hareketi anlatmak için kullanılır.
We go to the supermarket every Saturday.
Her cumartesi süpermarkete gideriz.
- 5doverbneutral
yapmak
Eylemleri ya da etkinlikleri gerçekleştirmekten söz etmek için kullanılır.
What do you usually do on weekends?
Hafta sonları genellikle ne yaparsın?
- 6sayverbneutral
söylemek
Söylenen sözleri aktarmak için kullanılır; düzensiz fiil (said).
He said he would call me later.
Beni sonra arayacağını söyledi.
- 7getverbneutral
elde etmek, edinmek
Bir şeyi almayı, edinmeyi ya da satın almayı anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (got).
I got a new phone for my birthday.
Doğum günümde yeni bir telefon aldım.
- 8getverbneutral
-leşmek, -laşmak (bir duruma gelmek)
Bir durum değişikliğini anlatmak için kullanılır. Türkçede karşılığı çoğu zaman tek bir fiildir: kararmak, acıkmak, soğumak.
It gets dark really early in winter.
Kışın hava çok erken kararıyor.
- 9makeverbneutral
yapmak (üretmek, hazırlamak)
Bir şeyi yaratmaktan ya da üretmekten söz etmek için kullanılır; düzensiz fiil (made). Türkçede do fiili için de yapmak denir; buradaki ayrım, ortaya bir ürün çıkmasıdır.
She made a really nice card for her mum.
Annesi için çok güzel bir kart yaptı.
- 10makeverbneutral
yaptırmak, neden olmak
Bir sonuca ya da tepkiye yol açmayı anlatmak için bir adla birlikte kullanılır. Türkçede karşılığı ettirgen çatıdır: ağlatmak, güldürmek.
That film always makes me cry.
O film beni hep ağlatır.
- 11knowverbneutral
bilmek, tanımak
Bir bilgiye sahip olmayı ya da birini tanımayı anlatır; düzensiz fiil (knew, known). Türkçede bilgi için bilmek, kişiler ve yerler için tanımak kullanılır.
Do you know where the station is?
İstasyonun nerede olduğunu biliyor musun?
- 12thinkverbneutral
düşünmek
Bir görüş belirtmek ya da zihinsel bir işlemden söz etmek için kullanılır; düzensiz fiil (thought).
I think this restaurant is the best in town.
Bence bu restoran şehrin en iyisi.
- 13takeverbneutral
almak, götürmek
Bir şeyi tutup bir yerden başka bir yere götürmeyi ya da kabul etmeyi anlatır; düzensiz fiil (took, taken).
Can you take this bag to the car for me?
Bu çantayı benim için arabaya götürebilir misin?
- 14takeverbneutral
sürmek (zaman almak)
Bir şeyin ne kadar zamana ihtiyaç duyduğundan söz etmek için kullanılır.
It takes about 20 minutes to walk there.
Oraya yürümek yaklaşık yirmi dakika sürüyor.
- 15comeverbneutral
gelmek
Konuşana ya da bir varış noktasına doğru hareketi anlatır; düzensiz fiil (came, come).
Come here – I want to show you something.
Buraya gel, sana bir şey göstermek istiyorum.
- 16wantverbneutral
istemek
Bir istek ya da dilek belirtmek için kullanılır.
I want to travel to Japan someday.
Bir gün Japonya'ya gitmek istiyorum.
- 17lookverbneutral
görünmek
Birinin ya da bir şeyin dış görünüşünün nasıl olduğunu anlatmak için kullanılır.
You look really tired today – are you OK?
Bugün gerçekten yorgun görünüyorsun, iyi misin?
- 18giveverbneutral
vermek
Bir şeyi başka birine aktarmayı ya da sunmayı anlatır; düzensiz fiil (gave, given).
She gave me a book for my birthday.
Doğum günümde bana bir kitap verdi.
- 19useverbneutral
kullanmak
Bir şeyi belirli bir amaç için kullanmaktan söz etmek için kullanılır.
Can I use your phone to make a call?
Bir telefon etmek için telefonunu kullanabilir miyim?
- 20findverbneutral
bulmak
Bir şeyi keşfetmeyi ya da yerini saptamayı anlatır; düzensiz fiil (found).
I finally found a flat near the city centre.
Sonunda şehir merkezine yakın bir daire buldum.
- 21tellverbneutral
anlatmak, söylemek (birine)
Birine bilgi vermeyi anlatır; düzensiz fiil (told). Türkçede say fiili için de söylemek denir; buradaki fark, bilginin verildiği kişinin cümlede bulunmasıdır.
Can you tell me how to get to the park?
Parka nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misin?
- 22askverbneutral
sormak
Bilgi, yardım ya da izin istemek için kullanılır.
I asked him for directions to the museum.
Ona müzeye giden yolu sordum.
- 23needverbneutral
ihtiyacı olmak
Bir şeyin gerekli olduğunu belirtmek için kullanılır.
I need to buy some milk on the way home.
Eve dönerken biraz süt almam gerekiyor.
- 24feelverbneutral
hissetmek
Duyguları ya da bedensel duyumları anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (felt).
I feel much better after a good night's sleep.
İyi bir uykudan sonra kendimi çok daha iyi hissediyorum.
- 25becomeverbneutral
hâline gelmek
Bir durum ya da koşul değişikliğini anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (became).
She became a doctor after years of studying.
Yıllarca okuduktan sonra doktor oldu.
- 26leaveverbneutral
ayrılmak
Bir yerden ya da bir kişiden uzaklaşmayı anlatır; düzensiz fiil (left).
We need to leave at 8 or we'll be late.
Sekizde çıkmamız gerekiyor, yoksa geç kalırız.
- 27leaveverbneutral
bırakmak
Bir şeyi bulunduğu yerde, yanınıza almadan bırakmayı anlatır.
I left my umbrella at the restaurant.
Şemsiyemi restoranda bıraktım.
- 28putverbneutral
koymak
Bir şeyi belirli bir yere yerleştirmeyi anlatır; düzensiz fiil (put, put).
Put your bag on the table.
Çantanı masaya koy.
- 29keepverbneutral
saklamak, elinde tutmak
Bir şeye sahip olmayı ya da bir eylemi sürdürmeyi anlatır; düzensiz fiil (kept).
You can keep the book – I don't need it back.
Kitap sende kalabilir, geri almama gerek yok.
- 30letverbneutral
izin vermek
Bir şeye izin vermeyi ya da onay vermeyi anlatır.
My parents don't let me stay out late.
Ailem geç saate kadar dışarıda kalmama izin vermiyor.
- 31startverbneutral
başlamak
Bir eylemin ya da olayın başlangıcını anlatmak için kullanılır.
The class starts at nine o'clock.
Ders dokuzda başlıyor.
- 32seemverbneutral
gibi görünmek
Bir şeyin kesin olmamakla birlikte nasıl göründüğünü anlatır.
He seems like a really nice person.
Gerçekten iyi biri gibi görünüyor.
- 33helpverbneutral
yardım etmek
Birine destek olmayı ya da bir şeyi kolaylaştırmayı anlatır.
Can you help me move this table?
Bu masayı taşımama yardım eder misin?
- 34showverbneutral
göstermek
Bir şeyi görünür kılmayı ya da nasıl yapıldığını göstermeyi anlatır; düzensiz fiil (showed, shown).
Can you show me on the map?
Bana haritada gösterebilir misin?
- 35hearverbneutral
duymak
Sesi kulaklarınızla algılamayı anlatır; düzensiz fiil (heard).
Did you hear that noise?
O sesi duydun mu?
- 36seeverbneutral
görmek
Gözlerinizle algılamayı ya da bir şeyi kavramayı anlatır; düzensiz fiil (saw, seen).
I can see the mountains from my window.
Penceremden dağları görebiliyorum.
- 37turnverbneutral
dönmek, çevirmek
Yön değiştirmeyi ya da bir şeyi döndürmeyi anlatır.
Turn left at the traffic lights.
Trafik ışıklarından sola dön.
- 38moveverbneutral
hareket etmek, taşınmak
Yer ya da konum değiştirmeyi, yahut başka bir eve geçmeyi anlatır.
Could you move your car, please? It's blocking mine.
Arabanızı çeker misiniz lütfen? Benimkinin önünü kapatıyor.
- 39liveverbneutral
yaşamak
Birinin nerede oturduğundan söz etmek için kullanılır.
I live in a small town near the coast.
Sahile yakın küçük bir kasabada yaşıyorum.
- 40happenverbneutral
meydana gelmek
Gerçekleşen olaylardan söz etmek için kullanılır.
What happened at the meeting today?
Bugün toplantıda ne oldu?
- 41bringverbneutral
getirmek
Bir şeyi konuşana ya da bir yere doğru taşımayı anlatır; düzensiz fiil (brought).
Can you bring some water, please?
Biraz su getirebilir misin lütfen?
- 42holdverbneutral
tutmak
Bir şeyi elinizde ya da kollarınızda tutmayı anlatır; düzensiz fiil (held).
Can you hold my bag for a minute?
Bir dakikalığına çantamı tutar mısın?
- 43stopverbneutral
durmak, durdurmak
Bir hareketi ya da eylemi sona erdirmeyi anlatır.
The bus stopped right in front of us.
Otobüs tam önümüzde durdu.
- 44callverbneutral
telefonla aramak (Amerikan İngilizcesi)
Birine telefon etmeyi anlatır. İngiliz İngilizcesinde bunun yerine çoğu zaman ring kullanılır.
I'll call you when I get there.
Oraya varınca seni ararım.
- 45sendverbneutral
göndermek
Bir şeyin bir kişiye ya da bir yere ulaşmasını sağlamayı anlatır; düzensiz fiil (sent).
I sent you an email this morning – did you get it?
Bu sabah sana bir e-posta gönderdim, aldın mı?
- 46loseverbneutral
kaybetmek
Bir şeye artık sahip olmamayı ya da onu bulamamayı anlatır; düzensiz fiil (lost).
I lost my keys somewhere in the house.
Anahtarlarımı evin bir yerinde kaybettim.
- 47payverbneutral
ödemek
Mal ya da hizmet karşılığında para vermeyi anlatır; düzensiz fiil (paid).
Can I pay by card?
Kartla ödeyebilir miyim?
- 48meetverbneutral
tanışmak, buluşmak
Biriyle ilk kez karşılaşmayı ya da sözleşerek bir araya gelmeyi anlatır; düzensiz fiil (met).
Nice to meet you – I'm Anna.
Tanıştığımıza memnun oldum, ben Anna.
- 49waitverbneutral
beklemek
Bir yerde durmayı ya da bir şey olana kadar eylemi ertelemeyi anlatır.
Wait for me – I'm almost ready!
Beni bekle, neredeyse hazırım!
- 50changeverbneutral
değiştirmek
Bir şeyi farklı duruma getirmeyi, farklılaşmayı ya da bir şeyin yerine başkasını koymayı anlatır.
The city has changed a lot in the last ten years.
Şehir son on yılda çok değişti.
- 51followverbneutral
takip etmek
Birinin ardından gitmeyi ya da yönergelere uymayı anlatır.
Follow me – I'll show you the way.
Beni takip et, sana yolu göstereyim.
- 52learnverbneutral
öğrenmek
Çalışarak ya da yaşayarak bilgi veya beceri kazanmayı anlatır.
I'm learning to drive at the moment.
Şu sıralar araba kullanmayı öğreniyorum.
- 53understandverbneutral
anlamak
Bir şeyin anlamını kavramayı anlatır; düzensiz fiil (understood).
I don't understand this question – can you explain it?
Bu soruyu anlamıyorum, açıklayabilir misin?
- 54forgetverbneutral
unutmak
Bir şeyi hatırlayamamayı anlatır; düzensiz fiil (forgot, forgotten).
I forgot to buy bread – sorry!
Ekmek almayı unuttum, kusura bakma!
- 55closeverbneutral
kapatmak (kapı, dükkân)
Bir şeyi kapamayı ya da bir yerin açık olmaktan çıkmasını anlatır.
Please close the door behind you.
Lütfen çıkarken kapıyı kapat.
- 56likeverbneutral
hoşlanmak, sevmek
Bir şeyden hoşlanmayı ya da onu güzel bulmayı anlatır.
I really like this song – who sings it?
Bu şarkıyı gerçekten çok sevdim, kim söylüyor?
- 57loveverbneutral
çok sevmek, bayılmak
Güçlü bir sevgi duymayı ya da bir şeyden büyük keyif almayı anlatır.
I love spending time with my family.
Ailemle vakit geçirmeye bayılıyorum.
- 58hateverbneutral
nefret etmek
Bir şeyden çok güçlü biçimde hoşlanmamayı anlatır.
I hate getting up early in the morning.
Sabah erken kalkmaktan nefret ederim.
- 59preferverbneutral
tercih etmek
Bir şeyi bir başkasına yeğlemeyi anlatır.
I prefer tea to coffee.
Çayı kahveye tercih ederim.
- 60hopeverbneutral
ummak
İyi bir şeyin olmasını istemeyi ve bunu mümkün görmeyi anlatır.
I hope the weather is nice this weekend.
Umarım bu hafta sonu hava güzel olur.
- 61believeverbneutral
inanmak
Bir şeyin doğru ya da gerçek olduğunu düşünmeyi anlatır.
I don't believe that story – it sounds made up.
O hikâyeye inanmıyorum, uydurma gibi geliyor.
- 62decideverbneutral
karar vermek
Düşündükten sonra bir seçim yapmayı anlatır.
We decided to go to the beach instead.
Bunun yerine plaja gitmeye karar verdik.
- 63agreeverbneutral
aynı fikirde olmak
Aynı görüşü paylaşmayı ya da bir öneriyi kabul etmeyi anlatır.
I agree with you – that's a great idea.
Seninle aynı fikirdeyim, harika bir düşünce.
- 64spendverbneutral
harcamak
Bir şey için para kullanmayı anlatır; düzensiz fiil (spent).
I spent too much money last weekend.
Geçen hafta sonu çok fazla para harcadım.
- 65spendverbneutral
geçirmek (zaman)
Zamanı belirli bir biçimde ya da belirli bir yerde geçirmeyi anlatır.
We spent the whole day at the beach.
Bütün günü plajda geçirdik.
- 66runverbneutral
koşmak
Yürümekten daha hızlı biçimde ayakla hareket etmeyi anlatır; düzensiz fiil (ran, run).
We ran to the station but we missed the train.
İstasyona koştuk ama treni kaçırdık.
- 67walkverbneutral
yürümek
Olağan bir hızda ayakla hareket etmeyi anlatır.
I usually walk to work – it's only 15 minutes.
Genellikle işe yürüyerek giderim, sadece on beş dakika.
- 68sitverbneutral
oturmak
Oturur durumda olmayı ya da oturur duruma geçmeyi anlatır; düzensiz fiil (sat).
Please sit down – the film is about to start.
Lütfen otur, film başlamak üzere.
- 69standverbneutral
ayakta durmak
Ayakta olmayı ya da ayağa kalkmayı anlatır; düzensiz fiil (stood).
We had to stand because there were no seats.
Yer olmadığı için ayakta durmak zorunda kaldık.
- 70carryverbneutral
taşımak
Bir şeyi tutup bir yerden başka bir yere götürmeyi anlatır.
She was carrying a heavy suitcase.
Ağır bir bavul taşıyordu.
- 71talkverbneutral
konuşmak (sohbet etmek)
Biriyle sohbet etmeyi ya da onunla konuşmayı anlatır.
We need to talk about this later.
Bunu sonra konuşmamız gerekiyor.
- 72speakverbneutral
konuşmak (bir dili bilmek)
Sözcüklerle iletişim kurmayı ya da bir dili bilmeyi anlatır; düzensiz fiil (spoke, spoken).
Do you speak any other languages?
Başka dil biliyor musun?
- 73explainverbneutral
açıklamak
Bir şeyi ayrıntılı anlatarak anlaşılır kılmayı anlatır.
Can you explain how this works?
Bunun nasıl çalıştığını açıklayabilir misin?
- 74listenverbneutral
dinlemek
Duyduğunuz şeye dikkatinizi vermeyi anlatır.
Listen carefully – I'm only going to say this once.
Dikkatlice dinle, bunu sadece bir kez söyleyeceğim.
- 75readverbneutral
okumak
Yazılı sözcüklere bakıp onları anlamayı anlatır; düzensiz fiil (read, read).
I read the newspaper every morning.
Her sabah gazete okurum.
- 76writeverbneutral
yazmak
Kâğıda ya da ekrana sözcükler geçirmeyi anlatır; düzensiz fiil (wrote, written).
I wrote her a long letter.
Ona uzun bir mektup yazdım.
- 77breakverbneutral
kırmak
Bir şeyi parçalanacak ya da çalışmaz duruma gelecek biçimde zarara uğratmayı anlatır; düzensiz fiil (broke, broken).
Be careful – don't break the glass.
Dikkat et, bardağı kırma.
- 78checkverbneutral
kontrol etmek
Bir şeyin doğru ya da güvenli olduğundan emin olmak için ona bakmayı anlatır.
Let me check if the shop is still open.
Dükkân hâlâ açık mı bir bakayım.
- 79missverbneutral
kaçırmak
Bir şeyi yakalayamamayı, ona ulaşamamayı ya da zamanında yetişememeyi anlatır.
Hurry up or we'll miss the train!
Acele et, yoksa treni kaçıracağız!
- 80missverbneutral
özlemek
Biri ya da bir şey yanınızda olmadığı için üzgün hissetmeyi anlatır.
I really miss my friends back home.
Memleketteki arkadaşlarımı gerçekten çok özlüyorum.
- 81enjoyverbneutral
keyif almak
Bir şeyi yapmaktan zevk almayı anlatır.
I really enjoy travelling to new places.
Yeni yerlere gitmekten gerçekten keyif alıyorum.
- 82finishverbneutral
bitirmek
Bir şeyi tamamlamayı ya da bir şeyin sona ermesini anlatır.
Have you finished your homework yet?
Ödevini bitirdin mi?
- 83workverbneutral
çalışmak
Para karşılığı bir iş yapmayı ya da bir aygıtın düzgün işlemesini anlatır.
She works in a hospital.
Bir hastanede çalışıyor.
- 84pick upverbneutral
almak (yerden kaldırmak, birini arabayla almak)
Bir şeyi yerden kaldırmayı ya da birini arabayla alıp götürmeyi anlatır.
Can you pick up that pen from the floor?
Şu kalemi yerden alabilir misin?
- 85look forverbneutral
aramak
Bir şeyi ya da birini bulmaya çalışmayı anlatır.
I'm looking for a birthday present for my dad.
Babama doğum günü hediyesi arıyorum.
- 86give backverbneutral
geri vermek
Bir şeyi sahibine iade etmeyi anlatır.
Can you give me back my charger?
Şarj aletimi geri verebilir misin?
- 87turn onverbneutral
açmak (cihaz çalıştırmak)
Bir makineyi, ışığı ya da aygıtı çalışır duruma getirmeyi anlatır.
Can you turn on the light? I can't see anything.
Işığı açar mısın? Hiçbir şey göremiyorum.
- 88turn offverbneutral
kapatmak (cihaz durdurmak)
Bir makineyi, ışığı ya da aygıtı çalışmaz duruma getirmeyi anlatır.
Please turn off your phone during the film.
Lütfen film sırasında telefonunuzu kapatın.
- 89look afterverbneutral
göz kulak olmak, bakmak
Bir kişiyle, hayvanla ya da eşyayla ilgilenmeyi anlatır.
Can you look after my cat while I'm on holiday?
Ben tatildeyken kedime göz kulak olabilir misin?
- 90find outverbneutral
öğrenmek (araştırıp bulmak)
Yeni bir bilgiyi keşfetmeyi ya da araştırarak öğrenmeyi anlatır.
I need to find out what time the train leaves.
Trenin saat kaçta kalktığını öğrenmem gerekiyor.
- 91go onverbneutral
devam etmek
Bir şeyi sürdürmeyi ya da bir şeyin olup bitmesini anlatır.
Go on – tell me the rest of the story.
Devam et, hikâyenin gerisini anlat.
- 92lookverbneutral
bakmak
Bir şeyi görmek için gözlerinizi ona yöneltmeyi anlatır.
Look at that beautiful sunset!
Şu güzel gün batımına bak!
- 93tryverbneutral
denemek
Bir şeyi yapmaya çalışmayı ya da girişimde bulunmayı anlatır.
I tried to call you but your phone was off.
Seni aramaya çalıştım ama telefonun kapalıydı.
- 94meanverbneutral
anlamına gelmek
Bir şeyin ne anlama geldiğini sormak ya da açıklamak için kullanılır; düzensiz fiil (meant).
What does this word mean?
Bu sözcük ne anlama geliyor?
- 95rememberverbneutral
hatırlamak
Bir şeyi belleğinizden geri çağırmayı anlatır.
I remember the first time we met.
İlk tanıştığımız anı hatırlıyorum.
- 96openverbneutral
açmak (kapı, dükkân)
Bir şeyi kapalı olmaktan çıkarmayı ya da bir yerin hizmete girmesini anlatır.
Can you open the window? It's really hot in here.
Pencereyi açar mısın? Burası gerçekten çok sıcak.
- 97would likeverbformal
istemek (kibar biçim)
Bir isteği ya da ricayı kibarca dile getirmenin yolu.
I'd like a cup of tea, please.
Bir bardak çay istiyorum lütfen.
- 98watchverbneutral
izlemek
Özellikle hareket eden bir şeye bir süre boyunca bakmayı anlatır.
We watched a film together last night.
Dün gece birlikte film izledik.
- 99ringverbneutralBritish English
telefon etmek (İngiliz İngilizcesi)
Birine telefon etmek anlamındaki sözcüğün İngiliz İngilizcesindeki karşılığı; Amerikan İngilizcesinde call kullanılır. Geçmiş biçimleri rang ve rung'dur.
I'll ring you tomorrow morning.
Seni yarın sabah arayacağım.
- 100gottenverbneutralAmerican English
almış, olmuş (Amerikan İngilizcesi)
get fiilinin (almak ya da bir duruma gelmek) Amerikan İngilizcesindeki geçmiş zaman ortacı; İngiliz İngilizcesinde bunun yerine got kullanılır. Türkçede buna karşılık gelen ayrı bir biçim yoktur.
Prices have gotten higher this year.
Fiyatlar bu yıl daha da yükseldi.
- 101learntverbneutralBritish English
öğrenmiş, öğrendi (İngiliz İngilizcesi)
learn fiilinin İngiliz İngilizcesindeki geçmiş zaman ve ortaç biçimi; Amerikan İngilizcesinde learned kullanılır.
She has learnt a lot of English this year.
Bu yıl epeyce İngilizce öğrendi.
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Fiil olmadan cümle kurulmaz. Olmak, sahip olmak, gitmek, yapmak, istemek, sevmek, bilmek... Neredeyse her cümlede karşınıza çıkan, en sık kullanılan eylemleri kapsıyor; konuya özel fiiller yerine dilin taşıyıcı omurgası öne çıkıyor. Bunlar oturduğunda başlangıç seviyesindeyken bile gerçek cümleler kurar, ne yaptığınızı ve ne istediğinizi kendi cümlelerinizle söylersiniz.
Temel fiiller için diğer seviyeler
A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Selamlaşma ve tanışma
50 kelimeAile ve insanlar
35 kelimeYiyecek ve içecekler
78 kelimeTemel sıfatlar ve zarflar
82 kelimeAlışveriş
56 kelimeSeyahat ve ulaşım
71 kelimeHava durumu ve mevsimler
47 kelimeGiyim ve aksesuarlar
71 kelimeEv ve yaşam
73 kelimeHobiler ve boş zaman
62 kelimeHayvanlar ve doğa
59 kelimeYön tarifi ve konum
47 kelimeDuygular ve hisler
67 kelimeSağlık ve tıp
63 kelime