a2Kelime paketi

Temel fiiller

Cümlelerin çoğunu taşıyan, her gün kullanılan eylem sözcükleri.

101 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

101 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    beverbneutral

    olmak

    Kimliği, niteliği ya da bir durumu belirtmek için kullanılır. Türkçede çoğu zaman ayrı bir fiil yerine ek fiil (-dır, -dir) kullanılır.

    She is a teacher at my school.

    O, benim okulumda öğretmen.

  • 2
    haveverbneutral

    sahip olmak

    Sahiplik ya da mülkiyet belirtmek için kullanılır. Türkçede genellikle var yapısıyla kurulur.

    I have two brothers and one sister.

    İki erkek kardeşim ve bir kız kardeşim var.

  • 3
    have toverbneutral

    zorunda olmak

    Zorunluluk ya da gereklilik belirtmek için kullanılır.

    I have to wake up early tomorrow.

    Yarın erken kalkmak zorundayım.

  • 4
    goverbneutral

    gitmek

    Bulunulan yerden uzaklaşan hareketi anlatmak için kullanılır.

    We go to the supermarket every Saturday.

    Her cumartesi süpermarkete gideriz.

  • 5
    doverbneutral

    yapmak

    Eylemleri ya da etkinlikleri gerçekleştirmekten söz etmek için kullanılır.

    What do you usually do on weekends?

    Hafta sonları genellikle ne yaparsın?

  • 6
    sayverbneutral

    söylemek

    Söylenen sözleri aktarmak için kullanılır; düzensiz fiil (said).

    He said he would call me later.

    Beni sonra arayacağını söyledi.

  • 7
    getverbneutral

    elde etmek, edinmek

    Bir şeyi almayı, edinmeyi ya da satın almayı anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (got).

    I got a new phone for my birthday.

    Doğum günümde yeni bir telefon aldım.

  • 8
    getverbneutral

    -leşmek, -laşmak (bir duruma gelmek)

    Bir durum değişikliğini anlatmak için kullanılır. Türkçede karşılığı çoğu zaman tek bir fiildir: kararmak, acıkmak, soğumak.

    It gets dark really early in winter.

    Kışın hava çok erken kararıyor.

  • 9
    makeverbneutral

    yapmak (üretmek, hazırlamak)

    Bir şeyi yaratmaktan ya da üretmekten söz etmek için kullanılır; düzensiz fiil (made). Türkçede do fiili için de yapmak denir; buradaki ayrım, ortaya bir ürün çıkmasıdır.

    She made a really nice card for her mum.

    Annesi için çok güzel bir kart yaptı.

  • 10
    makeverbneutral

    yaptırmak, neden olmak

    Bir sonuca ya da tepkiye yol açmayı anlatmak için bir adla birlikte kullanılır. Türkçede karşılığı ettirgen çatıdır: ağlatmak, güldürmek.

    That film always makes me cry.

    O film beni hep ağlatır.

  • 11
    knowverbneutral

    bilmek, tanımak

    Bir bilgiye sahip olmayı ya da birini tanımayı anlatır; düzensiz fiil (knew, known). Türkçede bilgi için bilmek, kişiler ve yerler için tanımak kullanılır.

    Do you know where the station is?

    İstasyonun nerede olduğunu biliyor musun?

  • 12
    thinkverbneutral

    düşünmek

    Bir görüş belirtmek ya da zihinsel bir işlemden söz etmek için kullanılır; düzensiz fiil (thought).

    I think this restaurant is the best in town.

    Bence bu restoran şehrin en iyisi.

  • 13
    takeverbneutral

    almak, götürmek

    Bir şeyi tutup bir yerden başka bir yere götürmeyi ya da kabul etmeyi anlatır; düzensiz fiil (took, taken).

    Can you take this bag to the car for me?

    Bu çantayı benim için arabaya götürebilir misin?

  • 14
    takeverbneutral

    sürmek (zaman almak)

    Bir şeyin ne kadar zamana ihtiyaç duyduğundan söz etmek için kullanılır.

    It takes about 20 minutes to walk there.

    Oraya yürümek yaklaşık yirmi dakika sürüyor.

  • 15
    comeverbneutral

    gelmek

    Konuşana ya da bir varış noktasına doğru hareketi anlatır; düzensiz fiil (came, come).

    Come here – I want to show you something.

    Buraya gel, sana bir şey göstermek istiyorum.

  • 16
    wantverbneutral

    istemek

    Bir istek ya da dilek belirtmek için kullanılır.

    I want to travel to Japan someday.

    Bir gün Japonya'ya gitmek istiyorum.

  • 17
    lookverbneutral

    görünmek

    Birinin ya da bir şeyin dış görünüşünün nasıl olduğunu anlatmak için kullanılır.

    You look really tired today – are you OK?

    Bugün gerçekten yorgun görünüyorsun, iyi misin?

  • 18
    giveverbneutral

    vermek

    Bir şeyi başka birine aktarmayı ya da sunmayı anlatır; düzensiz fiil (gave, given).

    She gave me a book for my birthday.

    Doğum günümde bana bir kitap verdi.

  • 19
    useverbneutral

    kullanmak

    Bir şeyi belirli bir amaç için kullanmaktan söz etmek için kullanılır.

    Can I use your phone to make a call?

    Bir telefon etmek için telefonunu kullanabilir miyim?

  • 20
    findverbneutral

    bulmak

    Bir şeyi keşfetmeyi ya da yerini saptamayı anlatır; düzensiz fiil (found).

    I finally found a flat near the city centre.

    Sonunda şehir merkezine yakın bir daire buldum.

  • 21
    tellverbneutral

    anlatmak, söylemek (birine)

    Birine bilgi vermeyi anlatır; düzensiz fiil (told). Türkçede say fiili için de söylemek denir; buradaki fark, bilginin verildiği kişinin cümlede bulunmasıdır.

    Can you tell me how to get to the park?

    Parka nasıl gidileceğini bana söyleyebilir misin?

  • 22
    askverbneutral

    sormak

    Bilgi, yardım ya da izin istemek için kullanılır.

    I asked him for directions to the museum.

    Ona müzeye giden yolu sordum.

  • 23
    needverbneutral

    ihtiyacı olmak

    Bir şeyin gerekli olduğunu belirtmek için kullanılır.

    I need to buy some milk on the way home.

    Eve dönerken biraz süt almam gerekiyor.

  • 24
    feelverbneutral

    hissetmek

    Duyguları ya da bedensel duyumları anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (felt).

    I feel much better after a good night's sleep.

    İyi bir uykudan sonra kendimi çok daha iyi hissediyorum.

  • 25
    becomeverbneutral

    hâline gelmek

    Bir durum ya da koşul değişikliğini anlatmak için kullanılır; düzensiz fiil (became).

    She became a doctor after years of studying.

    Yıllarca okuduktan sonra doktor oldu.

  • 26
    leaveverbneutral

    ayrılmak

    Bir yerden ya da bir kişiden uzaklaşmayı anlatır; düzensiz fiil (left).

    We need to leave at 8 or we'll be late.

    Sekizde çıkmamız gerekiyor, yoksa geç kalırız.

  • 27
    leaveverbneutral

    bırakmak

    Bir şeyi bulunduğu yerde, yanınıza almadan bırakmayı anlatır.

    I left my umbrella at the restaurant.

    Şemsiyemi restoranda bıraktım.

  • 28
    putverbneutral

    koymak

    Bir şeyi belirli bir yere yerleştirmeyi anlatır; düzensiz fiil (put, put).

    Put your bag on the table.

    Çantanı masaya koy.

  • 29
    keepverbneutral

    saklamak, elinde tutmak

    Bir şeye sahip olmayı ya da bir eylemi sürdürmeyi anlatır; düzensiz fiil (kept).

    You can keep the book – I don't need it back.

    Kitap sende kalabilir, geri almama gerek yok.

  • 30
    letverbneutral

    izin vermek

    Bir şeye izin vermeyi ya da onay vermeyi anlatır.

    My parents don't let me stay out late.

    Ailem geç saate kadar dışarıda kalmama izin vermiyor.

  • 31
    startverbneutral

    başlamak

    Bir eylemin ya da olayın başlangıcını anlatmak için kullanılır.

    The class starts at nine o'clock.

    Ders dokuzda başlıyor.

  • 32
    seemverbneutral

    gibi görünmek

    Bir şeyin kesin olmamakla birlikte nasıl göründüğünü anlatır.

    He seems like a really nice person.

    Gerçekten iyi biri gibi görünüyor.

  • 33
    helpverbneutral

    yardım etmek

    Birine destek olmayı ya da bir şeyi kolaylaştırmayı anlatır.

    Can you help me move this table?

    Bu masayı taşımama yardım eder misin?

  • 34
    showverbneutral

    göstermek

    Bir şeyi görünür kılmayı ya da nasıl yapıldığını göstermeyi anlatır; düzensiz fiil (showed, shown).

    Can you show me on the map?

    Bana haritada gösterebilir misin?

  • 35
    hearverbneutral

    duymak

    Sesi kulaklarınızla algılamayı anlatır; düzensiz fiil (heard).

    Did you hear that noise?

    O sesi duydun mu?

  • 36
    seeverbneutral

    görmek

    Gözlerinizle algılamayı ya da bir şeyi kavramayı anlatır; düzensiz fiil (saw, seen).

    I can see the mountains from my window.

    Penceremden dağları görebiliyorum.

  • 37
    turnverbneutral

    dönmek, çevirmek

    Yön değiştirmeyi ya da bir şeyi döndürmeyi anlatır.

    Turn left at the traffic lights.

    Trafik ışıklarından sola dön.

  • 38
    moveverbneutral

    hareket etmek, taşınmak

    Yer ya da konum değiştirmeyi, yahut başka bir eve geçmeyi anlatır.

    Could you move your car, please? It's blocking mine.

    Arabanızı çeker misiniz lütfen? Benimkinin önünü kapatıyor.

  • 39
    liveverbneutral

    yaşamak

    Birinin nerede oturduğundan söz etmek için kullanılır.

    I live in a small town near the coast.

    Sahile yakın küçük bir kasabada yaşıyorum.

  • 40
    happenverbneutral

    meydana gelmek

    Gerçekleşen olaylardan söz etmek için kullanılır.

    What happened at the meeting today?

    Bugün toplantıda ne oldu?

  • 41
    bringverbneutral

    getirmek

    Bir şeyi konuşana ya da bir yere doğru taşımayı anlatır; düzensiz fiil (brought).

    Can you bring some water, please?

    Biraz su getirebilir misin lütfen?

  • 42
    holdverbneutral

    tutmak

    Bir şeyi elinizde ya da kollarınızda tutmayı anlatır; düzensiz fiil (held).

    Can you hold my bag for a minute?

    Bir dakikalığına çantamı tutar mısın?

  • 43
    stopverbneutral

    durmak, durdurmak

    Bir hareketi ya da eylemi sona erdirmeyi anlatır.

    The bus stopped right in front of us.

    Otobüs tam önümüzde durdu.

  • 44
    callverbneutral

    telefonla aramak (Amerikan İngilizcesi)

    Birine telefon etmeyi anlatır. İngiliz İngilizcesinde bunun yerine çoğu zaman ring kullanılır.

    I'll call you when I get there.

    Oraya varınca seni ararım.

  • 45
    sendverbneutral

    göndermek

    Bir şeyin bir kişiye ya da bir yere ulaşmasını sağlamayı anlatır; düzensiz fiil (sent).

    I sent you an email this morning – did you get it?

    Bu sabah sana bir e-posta gönderdim, aldın mı?

  • 46
    loseverbneutral

    kaybetmek

    Bir şeye artık sahip olmamayı ya da onu bulamamayı anlatır; düzensiz fiil (lost).

    I lost my keys somewhere in the house.

    Anahtarlarımı evin bir yerinde kaybettim.

  • 47
    payverbneutral

    ödemek

    Mal ya da hizmet karşılığında para vermeyi anlatır; düzensiz fiil (paid).

    Can I pay by card?

    Kartla ödeyebilir miyim?

  • 48
    meetverbneutral

    tanışmak, buluşmak

    Biriyle ilk kez karşılaşmayı ya da sözleşerek bir araya gelmeyi anlatır; düzensiz fiil (met).

    Nice to meet you – I'm Anna.

    Tanıştığımıza memnun oldum, ben Anna.

  • 49
    waitverbneutral

    beklemek

    Bir yerde durmayı ya da bir şey olana kadar eylemi ertelemeyi anlatır.

    Wait for me – I'm almost ready!

    Beni bekle, neredeyse hazırım!

  • 50
    changeverbneutral

    değiştirmek

    Bir şeyi farklı duruma getirmeyi, farklılaşmayı ya da bir şeyin yerine başkasını koymayı anlatır.

    The city has changed a lot in the last ten years.

    Şehir son on yılda çok değişti.

  • 51
    followverbneutral

    takip etmek

    Birinin ardından gitmeyi ya da yönergelere uymayı anlatır.

    Follow me – I'll show you the way.

    Beni takip et, sana yolu göstereyim.

  • 52
    learnverbneutral

    öğrenmek

    Çalışarak ya da yaşayarak bilgi veya beceri kazanmayı anlatır.

    I'm learning to drive at the moment.

    Şu sıralar araba kullanmayı öğreniyorum.

  • 53
    understandverbneutral

    anlamak

    Bir şeyin anlamını kavramayı anlatır; düzensiz fiil (understood).

    I don't understand this question – can you explain it?

    Bu soruyu anlamıyorum, açıklayabilir misin?

  • 54
    forgetverbneutral

    unutmak

    Bir şeyi hatırlayamamayı anlatır; düzensiz fiil (forgot, forgotten).

    I forgot to buy bread – sorry!

    Ekmek almayı unuttum, kusura bakma!

  • 55
    closeverbneutral

    kapatmak (kapı, dükkân)

    Bir şeyi kapamayı ya da bir yerin açık olmaktan çıkmasını anlatır.

    Please close the door behind you.

    Lütfen çıkarken kapıyı kapat.

  • 56
    likeverbneutral

    hoşlanmak, sevmek

    Bir şeyden hoşlanmayı ya da onu güzel bulmayı anlatır.

    I really like this song – who sings it?

    Bu şarkıyı gerçekten çok sevdim, kim söylüyor?

  • 57
    loveverbneutral

    çok sevmek, bayılmak

    Güçlü bir sevgi duymayı ya da bir şeyden büyük keyif almayı anlatır.

    I love spending time with my family.

    Ailemle vakit geçirmeye bayılıyorum.

  • 58
    hateverbneutral

    nefret etmek

    Bir şeyden çok güçlü biçimde hoşlanmamayı anlatır.

    I hate getting up early in the morning.

    Sabah erken kalkmaktan nefret ederim.

  • 59
    preferverbneutral

    tercih etmek

    Bir şeyi bir başkasına yeğlemeyi anlatır.

    I prefer tea to coffee.

    Çayı kahveye tercih ederim.

  • 60
    hopeverbneutral

    ummak

    İyi bir şeyin olmasını istemeyi ve bunu mümkün görmeyi anlatır.

    I hope the weather is nice this weekend.

    Umarım bu hafta sonu hava güzel olur.

  • 61
    believeverbneutral

    inanmak

    Bir şeyin doğru ya da gerçek olduğunu düşünmeyi anlatır.

    I don't believe that story – it sounds made up.

    O hikâyeye inanmıyorum, uydurma gibi geliyor.

  • 62
    decideverbneutral

    karar vermek

    Düşündükten sonra bir seçim yapmayı anlatır.

    We decided to go to the beach instead.

    Bunun yerine plaja gitmeye karar verdik.

  • 63
    agreeverbneutral

    aynı fikirde olmak

    Aynı görüşü paylaşmayı ya da bir öneriyi kabul etmeyi anlatır.

    I agree with you – that's a great idea.

    Seninle aynı fikirdeyim, harika bir düşünce.

  • 64
    spendverbneutral

    harcamak

    Bir şey için para kullanmayı anlatır; düzensiz fiil (spent).

    I spent too much money last weekend.

    Geçen hafta sonu çok fazla para harcadım.

  • 65
    spendverbneutral

    geçirmek (zaman)

    Zamanı belirli bir biçimde ya da belirli bir yerde geçirmeyi anlatır.

    We spent the whole day at the beach.

    Bütün günü plajda geçirdik.

  • 66
    runverbneutral

    koşmak

    Yürümekten daha hızlı biçimde ayakla hareket etmeyi anlatır; düzensiz fiil (ran, run).

    We ran to the station but we missed the train.

    İstasyona koştuk ama treni kaçırdık.

  • 67
    walkverbneutral

    yürümek

    Olağan bir hızda ayakla hareket etmeyi anlatır.

    I usually walk to work – it's only 15 minutes.

    Genellikle işe yürüyerek giderim, sadece on beş dakika.

  • 68
    sitverbneutral

    oturmak

    Oturur durumda olmayı ya da oturur duruma geçmeyi anlatır; düzensiz fiil (sat).

    Please sit down – the film is about to start.

    Lütfen otur, film başlamak üzere.

  • 69
    standverbneutral

    ayakta durmak

    Ayakta olmayı ya da ayağa kalkmayı anlatır; düzensiz fiil (stood).

    We had to stand because there were no seats.

    Yer olmadığı için ayakta durmak zorunda kaldık.

  • 70
    carryverbneutral

    taşımak

    Bir şeyi tutup bir yerden başka bir yere götürmeyi anlatır.

    She was carrying a heavy suitcase.

    Ağır bir bavul taşıyordu.

  • 71
    talkverbneutral

    konuşmak (sohbet etmek)

    Biriyle sohbet etmeyi ya da onunla konuşmayı anlatır.

    We need to talk about this later.

    Bunu sonra konuşmamız gerekiyor.

  • 72
    speakverbneutral

    konuşmak (bir dili bilmek)

    Sözcüklerle iletişim kurmayı ya da bir dili bilmeyi anlatır; düzensiz fiil (spoke, spoken).

    Do you speak any other languages?

    Başka dil biliyor musun?

  • 73
    explainverbneutral

    açıklamak

    Bir şeyi ayrıntılı anlatarak anlaşılır kılmayı anlatır.

    Can you explain how this works?

    Bunun nasıl çalıştığını açıklayabilir misin?

  • 74
    listenverbneutral

    dinlemek

    Duyduğunuz şeye dikkatinizi vermeyi anlatır.

    Listen carefully – I'm only going to say this once.

    Dikkatlice dinle, bunu sadece bir kez söyleyeceğim.

  • 75
    readverbneutral

    okumak

    Yazılı sözcüklere bakıp onları anlamayı anlatır; düzensiz fiil (read, read).

    I read the newspaper every morning.

    Her sabah gazete okurum.

  • 76
    writeverbneutral

    yazmak

    Kâğıda ya da ekrana sözcükler geçirmeyi anlatır; düzensiz fiil (wrote, written).

    I wrote her a long letter.

    Ona uzun bir mektup yazdım.

  • 77
    breakverbneutral

    kırmak

    Bir şeyi parçalanacak ya da çalışmaz duruma gelecek biçimde zarara uğratmayı anlatır; düzensiz fiil (broke, broken).

    Be careful – don't break the glass.

    Dikkat et, bardağı kırma.

  • 78
    checkverbneutral

    kontrol etmek

    Bir şeyin doğru ya da güvenli olduğundan emin olmak için ona bakmayı anlatır.

    Let me check if the shop is still open.

    Dükkân hâlâ açık mı bir bakayım.

  • 79
    missverbneutral

    kaçırmak

    Bir şeyi yakalayamamayı, ona ulaşamamayı ya da zamanında yetişememeyi anlatır.

    Hurry up or we'll miss the train!

    Acele et, yoksa treni kaçıracağız!

  • 80
    missverbneutral

    özlemek

    Biri ya da bir şey yanınızda olmadığı için üzgün hissetmeyi anlatır.

    I really miss my friends back home.

    Memleketteki arkadaşlarımı gerçekten çok özlüyorum.

  • 81
    enjoyverbneutral

    keyif almak

    Bir şeyi yapmaktan zevk almayı anlatır.

    I really enjoy travelling to new places.

    Yeni yerlere gitmekten gerçekten keyif alıyorum.

  • 82
    finishverbneutral

    bitirmek

    Bir şeyi tamamlamayı ya da bir şeyin sona ermesini anlatır.

    Have you finished your homework yet?

    Ödevini bitirdin mi?

  • 83
    workverbneutral

    çalışmak

    Para karşılığı bir iş yapmayı ya da bir aygıtın düzgün işlemesini anlatır.

    She works in a hospital.

    Bir hastanede çalışıyor.

  • 84
    pick upverbneutral

    almak (yerden kaldırmak, birini arabayla almak)

    Bir şeyi yerden kaldırmayı ya da birini arabayla alıp götürmeyi anlatır.

    Can you pick up that pen from the floor?

    Şu kalemi yerden alabilir misin?

  • 85
    look forverbneutral

    aramak

    Bir şeyi ya da birini bulmaya çalışmayı anlatır.

    I'm looking for a birthday present for my dad.

    Babama doğum günü hediyesi arıyorum.

  • 86
    give backverbneutral

    geri vermek

    Bir şeyi sahibine iade etmeyi anlatır.

    Can you give me back my charger?

    Şarj aletimi geri verebilir misin?

  • 87
    turn onverbneutral

    açmak (cihaz çalıştırmak)

    Bir makineyi, ışığı ya da aygıtı çalışır duruma getirmeyi anlatır.

    Can you turn on the light? I can't see anything.

    Işığı açar mısın? Hiçbir şey göremiyorum.

  • 88
    turn offverbneutral

    kapatmak (cihaz durdurmak)

    Bir makineyi, ışığı ya da aygıtı çalışmaz duruma getirmeyi anlatır.

    Please turn off your phone during the film.

    Lütfen film sırasında telefonunuzu kapatın.

  • 89
    look afterverbneutral

    göz kulak olmak, bakmak

    Bir kişiyle, hayvanla ya da eşyayla ilgilenmeyi anlatır.

    Can you look after my cat while I'm on holiday?

    Ben tatildeyken kedime göz kulak olabilir misin?

  • 90
    find outverbneutral

    öğrenmek (araştırıp bulmak)

    Yeni bir bilgiyi keşfetmeyi ya da araştırarak öğrenmeyi anlatır.

    I need to find out what time the train leaves.

    Trenin saat kaçta kalktığını öğrenmem gerekiyor.

  • 91
    go onverbneutral

    devam etmek

    Bir şeyi sürdürmeyi ya da bir şeyin olup bitmesini anlatır.

    Go on – tell me the rest of the story.

    Devam et, hikâyenin gerisini anlat.

  • 92
    lookverbneutral

    bakmak

    Bir şeyi görmek için gözlerinizi ona yöneltmeyi anlatır.

    Look at that beautiful sunset!

    Şu güzel gün batımına bak!

  • 93
    tryverbneutral

    denemek

    Bir şeyi yapmaya çalışmayı ya da girişimde bulunmayı anlatır.

    I tried to call you but your phone was off.

    Seni aramaya çalıştım ama telefonun kapalıydı.

  • 94
    meanverbneutral

    anlamına gelmek

    Bir şeyin ne anlama geldiğini sormak ya da açıklamak için kullanılır; düzensiz fiil (meant).

    What does this word mean?

    Bu sözcük ne anlama geliyor?

  • 95
    rememberverbneutral

    hatırlamak

    Bir şeyi belleğinizden geri çağırmayı anlatır.

    I remember the first time we met.

    İlk tanıştığımız anı hatırlıyorum.

  • 96
    openverbneutral

    açmak (kapı, dükkân)

    Bir şeyi kapalı olmaktan çıkarmayı ya da bir yerin hizmete girmesini anlatır.

    Can you open the window? It's really hot in here.

    Pencereyi açar mısın? Burası gerçekten çok sıcak.

  • 97
    would likeverbformal

    istemek (kibar biçim)

    Bir isteği ya da ricayı kibarca dile getirmenin yolu.

    I'd like a cup of tea, please.

    Bir bardak çay istiyorum lütfen.

  • 98
    watchverbneutral

    izlemek

    Özellikle hareket eden bir şeye bir süre boyunca bakmayı anlatır.

    We watched a film together last night.

    Dün gece birlikte film izledik.

  • 99
    ringverbneutralBritish English

    telefon etmek (İngiliz İngilizcesi)

    Birine telefon etmek anlamındaki sözcüğün İngiliz İngilizcesindeki karşılığı; Amerikan İngilizcesinde call kullanılır. Geçmiş biçimleri rang ve rung'dur.

    I'll ring you tomorrow morning.

    Seni yarın sabah arayacağım.

  • 100
    gottenverbneutralAmerican English

    almış, olmuş (Amerikan İngilizcesi)

    get fiilinin (almak ya da bir duruma gelmek) Amerikan İngilizcesindeki geçmiş zaman ortacı; İngiliz İngilizcesinde bunun yerine got kullanılır. Türkçede buna karşılık gelen ayrı bir biçim yoktur.

    Prices have gotten higher this year.

    Fiyatlar bu yıl daha da yükseldi.

  • 101
    learntverbneutralBritish English

    öğrenmiş, öğrendi (İngiliz İngilizcesi)

    learn fiilinin İngiliz İngilizcesindeki geçmiş zaman ve ortaç biçimi; Amerikan İngilizcesinde learned kullanılır.

    She has learnt a lot of English this year.

    Bu yıl epeyce İngilizce öğrendi.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Fiil olmadan cümle kurulmaz. Olmak, sahip olmak, gitmek, yapmak, istemek, sevmek, bilmek... Neredeyse her cümlede karşınıza çıkan, en sık kullanılan eylemleri kapsıyor; konuya özel fiiller yerine dilin taşıyıcı omurgası öne çıkıyor. Bunlar oturduğunda başlangıç seviyesindeyken bile gerçek cümleler kurar, ne yaptığınızı ve ne istediğinizi kendi cümlelerinizle söylersiniz.

Temel fiiller için diğer seviyeler

A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi