a2Kelime paketi

Aile ve insanlar

Akrabalar, arkadaşlar, komşular ve çevrenizdeki kişiler hakkında konuşun.

35 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

35 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    partnernounneutral

    hayat arkadaşı

    Birlikte yaşadığın ya da uzun süredir ilişki içinde olduğun kişi; evli olmak şart değildir.

    My partner and I are buying a house together.

    Hayat arkadaşımla birlikte ev alıyoruz.

  • 2
    mumnouninformalBritish English

    anne (İngiliz İngilizcesi)

    Anne için kullanılan, İngiliz İngilizcesine ait samimi sözcük. Amerikan İngilizcesindeki karşılığı 'mom'dur; Türkçe ikisini de 'anne' ile karşılar.

    I'll ask my mum if I can come.

    Gelebilir miyim diye anneme soracağım.

  • 3
    grandchildnounneutral

    torun

    Oğlunun ya da kızının çocuğu. Türkçede 'torun' cinsiyet belirtmez.

    Their first grandchild was born last week.

    İlk torunları geçen hafta doğdu.

  • 4
    stepmothernounneutral

    üvey anne

    Babanın evlendiği, seni doğurmamış kadın.

    My stepmother is really kind to me.

    Üvey annem bana gerçekten çok iyi davranıyor.

  • 5
    stepfathernounneutral

    üvey baba

    Annenin evlendiği, senin öz baban olmayan erkek.

    My stepfather taught me how to drive.

    Araba kullanmayı bana üvey babam öğretti.

  • 6
    stepbrothernounneutral

    üvey erkek kardeş

    Üvey annenin ya da üvey babanın oğlu.

    My stepbrother and I share a bedroom.

    Üvey erkek kardeşimle aynı odada kalıyoruz.

  • 7
    stepsisternounneutral

    üvey kız kardeş

    Üvey annenin ya da üvey babanın kızı.

    I have one stepsister and two stepbrothers.

    Bir üvey kız kardeşim, iki de üvey erkek kardeşim var.

  • 8
    mother-in-lawnounneutral

    kayınvalide

    Eşinin annesi. Günlük dilde 'kaynana' da denir, ama bu sözcük kimi zaman olumsuz bir ton taşır.

    My mother-in-law makes wonderful soup.

    Kayınvalidem harika çorba yapar.

  • 9
    father-in-lawnounneutral

    kayınpeder

    Eşinin babası. Günlük dilde 'kayınbaba' da denir.

    My father-in-law used to be a teacher.

    Kayınpederim eskiden öğretmenmiş.

  • 10
    sister-in-lawnounneutral

    görümce, baldız, yenge

    Eşinin kız kardeşi ya da erkek kardeşinin karısı. Türkçe bu üç kişiyi ayrı sözcüklerle anlatır: kocanın kız kardeşi 'görümce', kadının kız kardeşi 'baldız', erkek kardeşin karısı ise 'yenge'dir. İngilizce sözcük hangisinin kastedildiğini söylemez.

    My sister-in-law works at the same hospital as me.

    Görümcem benimle aynı hastanede çalışıyor.

  • 11
    brother-in-lawnounneutral

    kayınbirader, enişte

    Eşinin erkek kardeşi ya da kız kardeşinin kocası. Türkçe bunları ayırır: eşin erkek kardeşi 'kayınbirader', kız kardeşin kocası 'enişte', karının kız kardeşinin kocası ise 'bacanak'tır. İngilizce sözcük bu ayrımı yapmaz.

    My brother-in-law is teaching me to play golf.

    Kayınbiraderim bana golf oynamayı öğretiyor.

  • 12
    couplenounneutral

    çift

    Evli ya da bir ilişki içinde olan iki kişi.

    They're a lovely couple.

    Çok tatlı bir çiftler.

  • 13
    guestnounneutral

    misafir

    Evine ya da bir etkinliğe davet ettiğin kişi. 'Konuk' da aynı anlama gelir.

    We have a guest staying with us this week.

    Bu hafta bizde kalan bir misafirimiz var.

  • 14
    strangernounneutral

    yabancı

    Tanımadığın kişi.

    Don't talk to strangers.

    Yabancılarla konuşma.

  • 15
    matenouninformalBritish English

    ahbap (İngiliz İngilizcesi)

    Arkadaş anlamında, İngiliz İngilizcesinde kullanılan samimi sözcük. Amerikan İngilizcesindeki karşılığı 'buddy'dir.

    I'm going to the pub with my mates.

    Ahbaplarımla bara gidiyorum.

  • 16
    buddynouninformalAmerican English

    ahbap (Amerikan İngilizcesi)

    Arkadaş anlamında, Amerikan İngilizcesinde kullanılan samimi sözcük. İngiliz İngilizcesindeki karşılığı 'mate'tir; günlük Türkçede 'kanka' da denir.

    He's my best buddy.

    O benim en yakın ahbabım.

  • 17
    roommatenounneutral

    ev arkadaşı (Amerikan İngilizcesi)

    Aynı odayı ya da evi paylaştığın kişi. Yalnızca odayı paylaşan kişi için Türkçede 'oda arkadaşı' denir. İngiliz İngilizcesindeki karşılığı 'flatmate'tir.

    My roommate and I cook dinner together.

    Ev arkadaşımla akşam yemeğini birlikte pişiriyoruz.

  • 18
    elderlyadjectiveneutral

    yaşlı

    Yaşı ilerlemiş insanları anlatmak için kullanılan kibar sözcük.

    An elderly man was sitting on the bench.

    Bankta yaşlı bir adam oturuyordu.

  • 19
    toddlernounneutral

    yürüme çağındaki çocuk

    Yürümeyi yeni öğrenen çok küçük çocuk. Türkçede bunu tek sözcükle karşılayan bir ad yoktur; çocuğun yaşı betimlenerek anlatılır.

    Their toddler is starting to talk.

    Yürüme çağındaki çocukları konuşmaya başlıyor.

  • 20
    grown-upnouninformal

    büyük (yetişkin)

    Yetişkin; özellikle çocukların kullandığı sözcük. Türkçede de çocuklar 'bir büyüğe sor' der.

    Ask a grown-up to help you.

    Sana yardım etmesi için bir büyüğe sor.

  • 21
    nationalitynounneutral

    uyruk

    Bir kişinin bağlı olduğu ya da geldiği ülke. 'Milliyet' de kullanılır, ama resmî belgelerde 'uyruk' geçer.

    What's your nationality?

    Uyruğunuz nedir?

  • 22
    Msnounformal

    Bayan

    Bir kadının evli olup olmadığını belirtmeyen nazik unvan. Türkçe zaten bu ayrımı yapmaz: 'Bayan' ya da addan sonra gelen 'Hanım' her durumda kullanılır.

    Ms Carter will see you now.

    Bayan Carter sizi şimdi kabul edecek.

  • 23
    divorcedadjectiveneutral

    boşanmış

    Evliliği yasal olarak sona erdiği için artık evli olmayan.

    My parents are divorced.

    Annemle babam boşanmış.

  • 24
    nicknamenounneutral

    lakap, takma ad

    Birinin gerçek adı yerine kullanılan kısa ya da sevgi belirten ad.

    His real name is William, but his nickname is Bill.

    Gerçek adı William, ama lakabı Bill.

  • 25
    full namenounneutral

    ad soyad

    Bir kişinin adının ve soyadının tamamı.

    Please write your full name at the top of the page.

    Lütfen sayfanın üstüne ad soyadınızı yazın.

  • 26
    be bornexpressionneutral

    doğmak

    Dünyaya gelmek; birinin ne zaman ya da nerede doğduğunu anlatmak için kullanılır. İngilizcede edilgen bir kalıptır, Türkçede ise tek bir eylemdir.

    I was born in 1995.

    1995'te doğdum.

  • 27
    retiredadjectiveneutral

    emekli

    Genellikle yaşı gereği artık çalışmayan.

    My grandfather is retired now.

    Büyükbabam artık emekli.

  • 28
    family membernounneutral

    aile üyesi

    Ailenden olan kişi.

    Every family member got a small gift.

    Her aile üyesi küçük bir hediye aldı.

  • 29
    in-lawsnounneutral

    kayın hısımları

    Eşinin ailesi. Türkçede bu topluluğu anlatan gündelik tek bir sözcük yoktur; çoğunlukla 'eşimin ailesi' ya da 'kayın tarafı' denir.

    We're having dinner with my in-laws tonight.

    Bu akşam eşimin ailesiyle yemek yiyoruz.

  • 30
    only childnounneutral

    tek çocuk

    Erkek ya da kız kardeşi olmayan kişi.

    I'm an only child, so I never had to share a bedroom.

    Tek çocuğum, bu yüzden hiç oda paylaşmak zorunda kalmadım.

  • 31
    bossnouninformal

    patron

    İş yerinde senin başında olan kişi. Resmî dilde 'amir' ya da 'müdür' denir.

    My boss let me leave early today.

    Patronum bugün erken çıkmama izin verdi.

  • 32
    widownounneutral

    dul kadın

    Kocası ölmüş kadın. Türkçede 'dul' hem kadın hem erkek için kullanılır ve boşanmış kişileri de anlatabilir; bu yüzden ayrım için 'kadın' eklenir.

    She has been a widow for ten years.

    On yıldır dul yaşıyor.

  • 33
    middle namenounneutral

    ikinci ad

    Adınla soyadın arasında yer alan ikinci ad. Türkiye'de resmî olarak böyle ayrı bir alan yoktur, ama iki adı olan kişiler vardır.

    My middle name is Rose, after my grandmother.

    İkinci adım, büyükannemin adı olan Rose.

  • 34
    momnouninformalAmerican English

    anne (Amerikan İngilizcesi)

    Anne için kullanılan, Amerikan İngilizcesine ait samimi sözcük. İngiliz İngilizcesindeki karşılığı 'mum'dur.

    My mom makes the best pancakes.

    En güzel krepleri annem yapar.

  • 35
    flatmatenounneutralBritish English

    ev arkadaşı (İngiliz İngilizcesi)

    Aynı daireyi paylaştığın kişiyi anlatan İngiliz İngilizcesi sözcüğü; Amerikan İngilizcesindeki karşılığı 'roommate'tir.

    My flatmate cooks dinner every evening.

    Ev arkadaşım her akşam yemek pişirir.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Yeni tanıştığınız biri eninde sonunda ailenizi sorar. Yakın ve uzak akrabaların adlarını, arkadaş, komşu ve meslektaş gibi ilişki sözcüklerini, bebeklikten yaşlılığa yaşam evrelerini, isim, yaş ve uyruk gibi tanıtım bilgilerini başlangıç seviyesine uygun bir sırayla tanırsınız. Kimin kim olduğunu anlatmak, ailenizi tanıtmak ve çevrenizdeki insanlardan söz etmek artık çok daha kolay.

Aile ve insanlar için diğer seviyeler

A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi