Temel sıfatlar ve zarflar
Boyut, nitelik, duygu ve biçim anlatan en sık kullanılan sözcükler.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
82 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1bigadjectiveneutral
büyük
Boyut, miktar ya da önem bakımından büyük olan şeyleri anlatır
They live in a big house near the park.
Parkın yanındaki büyük bir evde oturuyorlar.
- 2smalladjectiveneutral
küçük
Boyut ya da miktar bakımından az olan şeyleri anlatır
The apartment is small but very comfortable.
Daire küçük ama çok rahat.
- 3littleadjectiveneutral
ufak
Boyutça küçük olan şeyleri anlatır; ayrıca sevgi ya da sıcaklık katabilir
There's a little shop on the corner that sells great bread.
Köşede harika ekmek satan ufak bir dükkân var.
- 4longadjectiveneutral
uzun
Uzamda ya da zamanda büyük bir uzunluğu anlatır
It was a long drive – almost five hours.
Uzun bir yolculuktu: neredeyse beş saat.
- 5shortadjectiveneutral
kısa
Uzunluk, boy ya da süre bakımından uzun olmayan şeyleri anlatır
It's a short walk from here to the station.
Buradan istasyona yürümek kısa sürer.
- 6talladjectiveneutral
uzun boylu
İnsanlar, binalar ya da ağaçlar için büyük bir boyu anlatır. Türkçede insanlar için 'uzun boylu', bina ve ağaçlar için çoğunlukla 'yüksek' denir; 'uzun' tek başına uzunluğu anlatır
He's very tall – almost two meters.
Çok uzun boylu, neredeyse iki metre.
- 7wideadjectiveneutral
geniş
Bir kenardan diğerine uzanan şeyleri anlatır
The river is very wide at this point.
Nehir bu noktada çok geniş.
- 8highadjectiveneutral
yüksek
Yerden çok yukarıda olan ya da düzeyi büyük olan şeyleri anlatır
The prices are very high in that restaurant.
O restoranda fiyatlar çok yüksek.
- 9lowadjectiveneutral
alçak, düşük
Yere yakın olan ya da düzeyi küçük olan şeyleri anlatır. Türkçede yükseklik için 'alçak', sayı ve ölçüler için 'düşük' kullanılır
The temperature is very low today.
Bugün sıcaklık çok düşük.
- 10deepadjectiveneutral
derin
Yüzeyden aşağıya doğru çok uzanan şeyleri anlatır
Be careful – the water is very deep here.
Dikkatli ol, burada su çok derin.
- 11heavyadjectiveneutral
ağır
Çok fazla tartan şeyleri anlatır
This suitcase is really heavy – what's inside?
Bu bavul gerçekten çok ağır, içinde ne var?
- 12lightadjectiveneutral
hafif
Fazla tartmayan şeyleri anlatır
My new laptop is really light – I can carry it everywhere.
Yeni dizüstü bilgisayarım çok hafif, her yere taşıyabiliyorum.
- 13hugeadjectiveneutral
kocaman
Son derece büyük olan şeyleri anlatır
The shopping center is huge – you can spend all day there.
Alışveriş merkezi kocaman, orada bütün gün geçirebilirsin.
- 14tinyadjectiveneutral
minicik
Son derece küçük olan şeyleri anlatır
The bathroom in the hotel was tiny.
Oteldeki banyo minicikti.
- 15goodadjectiveneutral
iyi
Nitelikçe üstün ya da olumlu olan şeyleri anlatır
The food at that restaurant is really good.
O restoranın yemekleri gerçekten iyi.
- 16badadjectiveneutral
kötü
Nitelikçe düşük ya da olumsuz olan şeyleri anlatır
The weather was really bad last weekend.
Geçen hafta sonu hava gerçekten kötüydü.
- 17newadjectiveneutral
yeni
Yakın zamanda yapılmış, alınmış ya da bulunmuş şeyleri anlatır
I love your new jacket – where did you get it?
Yeni ceketine bayıldım, nereden aldın?
- 18greatadjectiveneutral
harika
Çok iyi ya da etkileyici olan şeyleri anlatır; ayrıca derece bakımından büyük anlamına gelir
We had a great time at the party last night.
Dün geceki partide harika vakit geçirdik.
- 19niceadjectiveneutral
hoş
Keyifli ya da güzel olan şeyleri anlatır; cana yakın insanlar için de kullanılır
It's a nice day – let's go for a walk.
Hoş bir gün, hadi yürüyüşe çıkalım.
- 20beautifuladjectiveneutral
güzel
Görmesi ya da yaşaması çok hoş olan şeyleri anlatır
The view from the top of the mountain was beautiful.
Dağın tepesinden görünen manzara çok güzeldi.
- 21terribleadjectiveneutral
berbat
Son derece kötü olan şeyleri anlatır
The traffic was terrible this morning.
Bu sabah trafik berbattı.
- 22perfectadjectiveneutral
mükemmel
Hiçbir kusuru olmayan ya da olabilecek en iyi durumdaki şeyleri anlatır
The weather was perfect for a day at the beach.
Hava, sahilde bir gün geçirmek için mükemmeldi.
- 23cleanadjectiveneutral
temiz
Kir ya da dağınıklık içermeyen şeyleri anlatır
Make sure your hands are clean before dinner.
Yemekten önce ellerinin temiz olduğundan emin ol.
- 24dirtyadjectiveneutral
kirli
Kirle kaplı ya da temiz olmayan şeyleri anlatır
Don't sit there – the chair is dirty.
Oraya oturma, sandalye kirli.
- 25importantadjectiveneutral
önemli
Değeri, anlamı ya da etkisi büyük olan şeyleri anlatır
It's important to drink enough water every day.
Her gün yeterince su içmek önemlidir.
- 26interestingadjectiveneutral
ilginç
İlgini ya da merakını çeken şeyleri anlatır
I'm reading a really interesting book about space.
Uzay hakkında gerçekten ilginç bir kitap okuyorum.
- 27boringadjectiveneutral
sıkıcı
İlgi çekmeyen ya da tekdüze olan şeyleri anlatır
The movie was so boring that I fell asleep.
Film o kadar sıkıcıydı ki uyuyakaldım.
- 28usefuladjectiveneutral
yararlı
Yardımcı olan ya da işe yarayan şeyleri anlatır
This app is really useful for learning new words.
Bu uygulama yeni sözcükler öğrenmek için gerçekten yararlı.
- 29differentadjectiveneutral
farklı
Bir başka şeyle aynı olmayan şeyleri anlatır
Life in the city is very different from life in the countryside.
Şehirdeki hayat, kırsaldaki hayattan çok farklı.
- 30sameadjectiveneutral
aynı
Bir başka şeyle özdeş olan, ondan farklı olmayan şeyleri anlatır
We go to the same café every morning.
Her sabah aynı kafeye gideriz.
- 31specialadjectiveneutral
özel
Alışılmıştan daha iyi, daha büyük ya da ondan farklı olan şeyleri anlatır
We're planning something special for her birthday.
Doğum günü için özel bir şeyler planlıyoruz.
- 32strangeadjectiveneutral
tuhaf
Alışılmadık ya da açıklaması zor olan şeyleri anlatır
That's strange – the door was open when I got home.
Tuhaf, eve geldiğimde kapı açıktı.
- 33popularadjectiveneutral
popüler, sevilen
Birçok kişinin sevdiği ya da hoşlandığı şeyleri anlatır
This is one of the most popular restaurants in town.
Burası şehrin en popüler restoranlarından biri.
- 34famousadjectiveneutral
ünlü
Birçok kişinin tanıdığı kimseleri ya da bildiği şeyleri anlatır
Paris is famous for the Eiffel Tower.
Paris, Eyfel Kulesi'yle ünlüdür.
- 35freeadjectiveneutral
ücretsiz
Para gerektirmeyen şeyleri anlatır
The museum is free on Sundays.
Müze pazar günleri ücretsizdir.
- 36fulladjectiveneutral
dolu
Olabildiğince çok şey içeren şeyleri anlatır; ayrıca 'aç değil' anlamına gelir
The bus was full so we had to wait for the next one.
Otobüs doluydu, bu yüzden sonrakini beklemek zorunda kaldık.
- 37emptyadjectiveneutral
boş
İçinde hiçbir şey ya da kimse bulunmayan şeyleri anlatır
The bottle is empty – I'll get a new one.
Şişe boş, yenisini getireyim.
- 38cheapadjectiveneutral
ucuz
Az paraya mal olan şeyleri anlatır
The food at the market is really cheap.
Pazardaki yiyecekler gerçekten ucuz.
- 39expensiveadjectiveneutral
pahalı
Çok paraya mal olan şeyleri anlatır
Living in London is very expensive.
Londra'da yaşamak çok pahalı.
- 40safeadjectiveneutral
güvenli
Tehlike ya da risk taşımayan şeyleri anlatır
Is this area safe to walk around at night?
Bu bölgede gece dolaşmak güvenli mi?
- 41dangerousadjectiveneutral
tehlikeli
Zarar ya da yaralanmaya yol açabilecek şeyleri anlatır
Swimming in the river can be dangerous.
Nehirde yüzmek tehlikeli olabilir.
- 42correctadjectiveneutral
doğru (hatasız)
Yerinde olan ve hata içermeyen şeyleri anlatır
Is this the correct answer?
Doğru cevap bu mu?
- 43wrongadjectiveneutral
yanlış
Doğru ya da yerinde olmayan şeyleri anlatır
Sorry, I think you have the wrong number.
Kusura bakmayın, sanırım yanlış numarayı aradınız.
- 44rightadjectiveneutral
doğru, haklı
Doğru ya da gerçek olan şeyleri anlatır. Türkçede bir kişi için kullanıldığında 'haklı' denir
You're right – the shop closes at six.
Haklısın, dükkân altıda kapanıyor.
- 45simpleadjectiveneutral
basit
Anlaması ya da yapması kolay olan, karmaşık olmayan şeyleri anlatır
The instructions are simple – anyone can follow them.
Yönergeler basit, herkes uygulayabilir.
- 46readyadjectiveneutral
hazır
Bir şeye hazırlanmış olmayı anlatır
Are you ready to go? The taxi is here.
Gitmeye hazır mısın? Taksi geldi.
- 47busyadjectiveneutral
meşgul
Yapacak çok işi olmayı ya da hareketli bir yeri anlatır
Sorry, I can't talk now – I'm really busy.
Kusura bakma, şu an konuşamam, gerçekten çok meşgulüm.
- 48loudadjectiveneutral
gürültülü, yüksek sesli
Güçlü ve kolay duyulan bir sesi anlatır
The music is too loud – can you turn it down?
Müzik fazla gürültülü, sesini kısar mısın?
- 49quietadjectiveneutral
sessiz
Az gürültülü ya da hiç gürültüsü olmayan şeyleri anlatır
We stayed in a quiet village near the mountains.
Dağların yakınında sessiz bir köyde kaldık.
- 50hotadjectiveneutral
sıcak
Yüksek bir sıcaklığı anlatır
It's really hot today – let's go to the swimming pool.
Bugün hava gerçekten sıcak, hadi havuza gidelim.
- 51coldadjectiveneutral
soğuk
Düşük bir sıcaklığı anlatır
It's very cold outside – don't forget your coat.
Dışarısı çok soğuk, paltonu unutma.
- 52warmadjectiveneutral
ılık
Rahat edilecek ölçüde yüksek bir sıcaklığı anlatır; serinle sıcağın arası. Türkçede giysiler için 'sıcak tutan' denir
It's nice and warm in here – come inside.
İçerisi güzel ve ılık, içeri gel.
- 53openadjectiveneutral
açık
Kapalı olmayan; iş yapmaya elverişli olan şeyleri anlatır
Is the bank open on Saturdays?
Banka cumartesileri açık mı?
- 54closedadjectiveneutral
kapalı
Açık olmayan; iş yapmaya elverişli olmayan şeyleri anlatır
The shop is closed on Sundays.
Dükkân pazar günleri kapalıdır.
- 55fastadjectiveneutral
hızlı
Büyük bir hızla hareket eden ya da gerçekleşen şeyleri anlatır (sıfat)
He has a really fast car.
Gerçekten hızlı bir arabası var.
- 56fastadverbneutral
hızla
Bir şeyi büyük bir hızla yapmayı anlatır (belirteç). Türkçede aynı sözcük belirteç olarak da kullanılabilir, ama 'hızla' biçimi yalnızca belirteçtir
Don't drive so fast – it's raining.
Bu kadar hızlı sürme, yağmur yağıyor.
- 57slowadjectiveneutral
yavaş
Fazla hızlı olmadan hareket eden ya da gerçekleşen şeyleri anlatır
The train was very slow because of the bad weather.
Kötü hava yüzünden tren çok yavaştı.
- 58quickadjectiveneutral
çabuk
Kısa sürede yapılan şeyleri anlatır
Can I ask you a quick question?
Kısa bir soru sorabilir miyim?
- 59quicklyadverbneutral
çabucak
Bir şeyi hızlı bir biçimde yapmayı anlatır
We need to finish this quickly.
Bunu çabucak bitirmemiz gerekiyor.
- 60slowlyadverbneutral
yavaşça
Bir şeyi ağır bir biçimde yapmayı anlatır
Could you speak more slowly, please?
Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz lütfen?
- 61easyadjectiveneutral
kolay
Yapması ya da anlaması güç olmayan şeyleri anlatır
The test was easy – I finished in twenty minutes.
Sınav kolaydı, yirmi dakikada bitirdim.
- 62hardadjectiveneutral
zor
Yapması ya da anlaması güç olan şeyleri anlatır
The exam was really hard – I don't think I passed.
Sınav gerçekten zordu, geçtiğimi sanmıyorum.
- 63difficultadjectiveneutral
güç, zorlu
Çok çaba ya da beceri gerektiren şeyleri anlatır. 'Hard' sözcüğünden biraz daha resmîdir
This exercise is too difficult for beginners.
Bu alıştırma yeni başlayanlar için fazla güç.
- 64veryadverbneutral
çok
Bir sıfatı ya da belirteci güçlendirmek için kullanılır
She was very tired after the long flight.
Uzun uçuştan sonra çok yorgundu.
- 65reallyadverbneutralinformal
gerçekten
Bir sıfatı ya da belirteci güçlendirmek için kullanılır; ayrıca 'hakikaten' anlamına gelir
I'm really sorry – I forgot to call you.
Gerçekten çok üzgünüm, seni aramayı unuttum.
- 66alreadyadverbneutral
çoktan
Bir şeyin şu andan önce ya da beklenenden daha erken olduğunu söylemek için kullanılır
I've already eaten, but thanks for asking.
Ben çoktan yedim ama sorduğun için teşekkürler.
- 67stilladverbneutral
hâlâ
Bir şeyin şu ana ya da belli bir zamana kadar sürdüğünü söylemek için kullanılır
Are you still working? It's almost midnight.
Hâlâ çalışıyor musun? Neredeyse gece yarısı oldu.
- 68alsoadverbneutral
ayrıca
Bilgi eklemek için kullanılır; 'buna ek olarak' anlamına gelir
She speaks French and also a little Italian.
Fransızca konuşuyor, ayrıca biraz da İtalyanca biliyor.
- 69tooadverbneutral
fazla, gereğinden çok
Bir şeyin istenenden ya da gerekenden çok olduğunu söylemek için kullanılır; ayrıca 'de, da' anlamına gelir
This coffee is too hot to drink right now.
Bu kahve şu anda içmek için fazla sıcak.
- 70enoughadverbneutral
yeterince
Bir şeyin gerektiği kadar olduğunu söylemek için kullanılır; İngilizcede sıfatlardan sonra gelir
Is the room warm enough for you?
Oda sizin için yeterince sıcak mı?
- 71almostadverbneutral
neredeyse
Bir şeyin neredeyse doğru ama tam olarak doğru olmadığını söylemek için kullanılır
We're almost there – just five more minutes.
Neredeyse vardık, sadece beş dakika daha.
- 72justadverbneutral
az önce, sadece
'Yalnızca' ya da 'çok kısa bir süre önce' anlamında kullanılır
I just wanted to say hello.
Sadece merhaba demek istemiştim.
- 73againadverbneutral
yine, tekrar
Bir şeyin bir kez daha olduğunu söylemek için kullanılır
Can you say that again, please? I didn't hear you.
Bunu tekrar söyleyebilir misiniz lütfen? Sizi duyamadım.
- 74togetheradverbneutral
birlikte
İnsanların bir şeyi birbiriyle yaptığını ya da şeylerin tek bir yerde olduğunu söylemek için kullanılır
We always have lunch together on Fridays.
Cuma günleri öğle yemeğini her zaman birlikte yeriz.
- 75onlyadverbneutral
yalnızca
Bir şeyin sınırlı olduğunu söylemek için kullanılır; bundan fazlası değil
It only takes ten minutes to walk there.
Oraya yürümek yalnızca on dakika sürüyor.
- 76probablyadverbneutral
muhtemelen
Bir şeyin olma ya da doğru olma olasılığının yüksek olduğunu söylemek için kullanılır
It will probably rain tomorrow.
Yarın muhtemelen yağmur yağacak.
- 77welladverbneutral
iyi (bir biçimde)
Bir şeyi iyi ya da doyurucu bir biçimde yapmayı anlatır ('good' sözcüğünün belirteç biçimi)
She speaks English very well.
İngilizceyi çok iyi konuşuyor.
- 78largeadjectiveslightly_formal
büyük (resmî üslupta)
Boyut ya da miktar bakımından büyük olan şeyleri anlatır; 'big' sözcüğünden biraz daha resmîdir. Türkçe ikisini de 'büyük' ile karşılar
We need a large table for the meeting.
Toplantı için büyük bir masaya ihtiyacımız var.
- 79oldadjectiveneutral
eski, yaşlı
Uzun zamandır var olan ya da yeni olmayan şeyleri anlatır; yaştan söz etmek için de kullanılır. Türkçede nesneler için 'eski', insanlar için 'yaşlı' denir
They live in a beautiful old house in the countryside.
Kırsalda güzel, eski bir evde oturuyorlar.
- 80quiteadverbneutral
oldukça
Bir şeyin epeyce yüksek bir derecede doğru olduğunu söylemek için kullanılır. NOT: İngiliz İngilizcesinde 'quite' çoğunlukla 'epeyce, orta düzeyde' anlamına gelir; Amerikan İngilizcesinde ise genellikle 'çok, gerçekten' demektir. Anlam bölgeye göre değişir.
It's quite cold outside today.
Bugün dışarısı oldukça soğuk.
- 81maybeadverbneutral
belki
Bir şeyin mümkün olduğunu ama kesin olmadığını söylemek için kullanılır
Maybe we should try a different restaurant tonight.
Belki bu akşam farklı bir restoran denemeliyiz.
- 82dearadjectiveinformalBritish English
pahalı (İngiliz İngilizcesi, günlük dil)
Çok paraya mal olan anlamında, İngiliz İngilizcesinde kullanılan teklifsiz sözcük; her iki lehçede de geçerli olan sözcük 'expensive'dir.
These shoes are nice, but they are too dear.
Bu ayakkabılar güzel ama fazla pahalı.
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Büyük ve küçük, iyi ve kötü, hızlı ve yavaş, kolay ve zor. Anlattığınız şeye ayrıntı ve renk katan, görüşünüzü belli eden sözcükler bunlar; pakette en sık geçen niteleme sözcüklerinin yanı sıra anlamı keskinleştiren çok, gerçekten, hâlâ, zaten gibi zarflar da var. Başlangıç düzeyinde bu kadarıyla neredeyse her şeyi betimleyip karşılaştırabilirsiniz.
Temel sıfatlar ve zarflar için diğer seviyeler
A2 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Selamlaşma ve tanışma
50 kelimeAile ve insanlar
35 kelimeYiyecek ve içecekler
78 kelimeTemel fiiller
101 kelimeAlışveriş
56 kelimeSeyahat ve ulaşım
71 kelimeHava durumu ve mevsimler
47 kelimeGiyim ve aksesuarlar
71 kelimeEv ve yaşam
73 kelimeHobiler ve boş zaman
62 kelimeHayvanlar ve doğa
59 kelimeYön tarifi ve konum
47 kelimeDuygular ve hisler
67 kelimeSağlık ve tıp
63 kelime