a1Kelime paketi

Temel fiiller

Cümlelerin çoğunu taşıyan, her gün kullanılan eylem sözcükleri.

78 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

78 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    eatverbneutral

    yemek yemek

    Yiyeceği ağzınıza alıp yutmak; düzensiz fiil (ate, eaten).

    I usually eat breakfast at seven.

    Genellikle yedide kahvaltı ederim.

  • 2
    drinkverbneutral

    içmek

    Sıvıyı ağzınıza alıp yutmak; düzensiz fiil (drank, drunk).

    You should drink more water.

    Daha çok su içmelisin.

  • 3
    sleepverbneutral

    uyumak

    Gözleriniz kapalı ve bilinciniz kapalı biçimde dinlenmek; düzensiz fiil (slept).

    I didn't sleep well last night.

    Dün gece iyi uyuyamadım.

  • 4
    buyverbneutral

    satın almak

    Bir şeyi para ödeyerek edinmek; düzensiz fiil (bought).

    I want to buy a new phone.

    Yeni bir telefon almak istiyorum.

  • 5
    sellverbneutral

    satmak

    Bir şeyi para karşılığında birine vermek; düzensiz fiil (sold).

    They sell fruit and vegetables here.

    Burada meyve ve sebze satıyorlar.

  • 6
    costverbneutral

    mal olmak

    Belirli bir fiyatı olmak; düzensiz fiil (cost, cost).

    How much does this cost?

    Bu ne kadar tutuyor?

  • 7
    playverbneutral

    oynamak

    Bir oyuna ya da spora katılmak veya eğlenmek. Dikkat: bir müzik aleti için Türkçede oynamak değil, çalmak kullanılır.

    The kids play in the park every day.

    Çocuklar her gün parkta oynuyor.

  • 8
    washverbneutral

    yıkamak

    Bir şeyi suyla, çoğu zaman da sabunla temizlemek.

    Please wash your hands before dinner.

    Lütfen yemekten önce ellerini yıka.

  • 9
    cleanverbneutral

    temizlemek

    Bir şeyi kirden ya da dağınıklıktan arındırmak.

    I clean my room every Saturday.

    Her cumartesi odamı temizlerim.

  • 10
    wake upphrasal verbneutral

    uyanmak

    Uyumayı bırakmak; düzensiz fiil (woke up, woken up).

    I wake up at six every morning.

    Her sabah altıda uyanırım.

  • 11
    get upphrasal verbneutral

    kalkmak (yataktan)

    Yataktan çıkmak ya da ayağa doğrulmak; düzensiz fiil (got up).

    I don't want to get up yet.

    Henüz kalkmak istemiyorum.

  • 12
    sit downphrasal verbneutral

    oturmak

    Oturur duruma geçmek; düzensiz fiil (sat down).

    Please sit down and relax.

    Lütfen oturun ve rahatlayın.

  • 13
    stand upphrasal verbneutral

    ayağa kalkmak

    Ayakları üzerinde doğrulmak; düzensiz fiil (stood up).

    Everyone stood up when she came in.

    O içeri girdiğinde herkes ayağa kalktı.

  • 14
    wearverbneutral

    giymek (üzerinde olmak)

    Giysiyi, ayakkabıyı ya da aksesuarı üzerinizde taşımak; düzensiz fiil (wore, worn). Türkçede hem bu fiil hem de put on için giymek denir; buradaki vurgu, giysinin zaten üzerinizde olmasıdır.

    She likes to wear blue dresses.

    Mavi elbiseler giymeyi sever.

  • 15
    put onphrasal verbneutral

    giymek (üzerine geçirmek)

    Bir giysiyi üzerinize geçirmek; düzensiz fiil (put on). Buradaki vurgu, giyme anının kendisindedir.

    Put on your coat, it's cold outside.

    Montunu giy, dışarısı soğuk.

  • 16
    take offphrasal verbneutral

    çıkarmak (giysiyi)

    Bir giysiyi üzerinizden çıkarmak; düzensiz fiil (took off, taken off).

    Please take off your shoes at the door.

    Lütfen ayakkabılarınızı kapıda çıkarın.

  • 17
    smileverbneutral

    gülümsemek

    Ağzınızla mutlu bir ifade oluşturmak.

    She smiled at me from across the room.

    Odanın öbür ucundan bana gülümsedi.

  • 18
    laughverbneutral

    gülmek

    Bir şey komik olduğu için sesinizle ses çıkarmak.

    We laughed all night at his jokes.

    Bütün gece onun şakalarına güldük.

  • 19
    cryverbneutral

    ağlamak

    Genellikle üzgün olduğunuz ya da canınız yandığı için gözyaşı dökmek.

    The baby started to cry.

    Bebek ağlamaya başladı.

  • 20
    singverbneutral

    şarkı söylemek

    Sesinizle müzik yapmak; düzensiz fiil (sang, sung).

    She loves to sing in the shower.

    Duşta şarkı söylemeye bayılır.

  • 21
    danceverbneutral

    dans etmek

    Müzik eşliğinde vücudunuzu hareket ettirmek.

    Do you want to dance with me?

    Benimle dans etmek ister misin?

  • 22
    jumpverbneutral

    zıplamak

    Bacaklarınızla kendinizi havaya doğru itmek.

    The dog can jump very high.

    Köpek çok yükseğe zıplayabiliyor.

  • 23
    fallverbneutral

    düşmek

    Aniden yere doğru inmek; düzensiz fiil (fell, fallen).

    Be careful, you might fall!

    Dikkat et, düşebilirsin!

  • 24
    swimverbneutral

    yüzmek

    Vücudunuzu kullanarak suda ilerlemek; düzensiz fiil (swam, swum).

    I can't swim very well.

    Pek iyi yüzemem.

  • 25
    flyverbneutral

    uçmak

    Havada ilerlemek ya da uçakla yolculuk etmek; düzensiz fiil (flew, flown).

    Birds fly south in the winter.

    Kuşlar kışın güneye uçar.

  • 26
    driveverbneutral

    araç kullanmak

    Bir arabayı ya da başka bir taşıtı yönetip kullanmak; düzensiz fiil (drove, driven).

    Can you drive a car?

    Araba kullanabiliyor musun?

  • 27
    rideverbneutral

    binmek (bisiklete, ata)

    Bisiklete, ata ya da benzerine binip onu yönetmek; düzensiz fiil (rode, ridden).

    I ride my bike to work.

    İşe bisikletle giderim.

  • 28
    pushverbneutral

    itmek

    Bir şeyi kendinizden uzağa doğru bastırmak.

    Push the door, don't pull it.

    Kapıyı it, çekme.

  • 29
    pullverbneutral

    çekmek

    Bir şeyi tutup kendinize doğru hareket ettirmek.

    Pull the rope as hard as you can.

    İpi olabildiğince sert çek.

  • 30
    throwverbneutral

    atmak

    Bir şeyi elinizle havadan göndermek; düzensiz fiil (threw, thrown).

    Throw the ball to me!

    Topu bana at!

  • 31
    catchverbneutral

    yakalamak

    Havada hareket eden bir şeyi tutup elinizde tutmak; düzensiz fiil (caught).

    Can you catch the ball?

    Topu yakalayabilir misin?

  • 32
    cutverbneutral

    kesmek

    Bıçak ya da makas kullanarak bir şeyi bölmek veya açmak; düzensiz fiil (cut, cut).

    Can you cut the bread, please?

    Ekmeği keser misin lütfen?

  • 33
    touchverbneutral

    dokunmak

    Elinizi ya da parmağınızı bir şeyin üzerine koymak.

    Please don't touch the paintings.

    Lütfen tablolara dokunmayın.

  • 34
    visitverbneutral

    ziyaret etmek

    Bir kişiyi ya da yeri görmeye gitmek.

    We visit my grandparents every Sunday.

    Her pazar büyükannemle büyükbabamı ziyaret ederiz.

  • 35
    travelverbneutral

    seyahat etmek

    Özellikle uzak bir mesafeyi kat ederek bir yerden başka bir yere gitmek.

    I love to travel in the summer.

    Yazın seyahat etmeye bayılırım.

  • 36
    arriveverbneutral

    varmak

    Bir yolculuğun sonunda bir yere ulaşmak.

    What time does the train arrive?

    Tren saat kaçta varıyor?

  • 37
    returnverbneutral

    dönmek

    Bir yere geri gelmek ya da geri gitmek.

    They return from holiday tomorrow.

    Yarın tatilden dönüyorlar.

  • 38
    enterverbneutral

    girmek

    Bir yerin içine geçmek.

    Please knock before you enter.

    Lütfen girmeden önce kapıyı çalın.

  • 39
    beginverbneutral

    başlamak

    Bir şeye giriş yapmak, onu başlatmak; düzensiz fiil (began, begun).

    The film begins at eight.

    Film sekizde başlıyor.

  • 40
    endverbneutral

    bitmek, sona ermek

    Son bulmak ya da durmak.

    The party ended at midnight.

    Parti gece yarısı sona erdi.

  • 41
    chooseverbneutral

    seçmek

    Birkaç seçenek arasından birini almak; düzensiz fiil (chose, chosen).

    You can choose any cake you like.

    İstediğin pastayı seçebilirsin.

  • 42
    winverbneutral

    kazanmak

    Bir oyunda, yarışta ya da müsabakada birinci veya en iyi olmak; düzensiz fiil (won).

    I hope our team wins today.

    Umarım takımımız bugün kazanır.

  • 43
    countverbneutral

    saymak

    Sayıları sırayla söylemek ya da kaç tane olduğunu bulmak.

    My little sister can count to ten.

    Küçük kız kardeşim ona kadar sayabiliyor.

  • 44
    drawverbneutral

    çizmek

    Kalemle resim yapmak; düzensiz fiil (drew, drawn).

    She likes to draw animals.

    Hayvan çizmeyi sever.

  • 45
    paintverbneutral

    boyamak

    Fırçayla bir şeyin üzerine boya sürmek ya da boyayla resim yapmak.

    We're going to paint the bedroom blue.

    Yatak odasını maviye boyayacağız.

  • 46
    buildverbneutral

    inşa etmek

    Parçaları bir araya getirerek bir şey yapmak; düzensiz fiil (built).

    They want to build a new house.

    Yeni bir ev inşa etmek istiyorlar.

  • 47
    fixverbneutral

    tamir etmek

    Bozuk bir şeyi onarmak.

    Can you fix my bike?

    Bisikletimi tamir edebilir misin?

  • 48
    restverbneutral

    dinlenmek

    Enerjinizi toplamak için yaptığınız işi bırakıp rahatlamak.

    You look tired, you should rest.

    Yorgun görünüyorsun, dinlenmelisin.

  • 49
    saveverbneutral

    biriktirmek, kaydetmek

    Sonradan kullanmak üzere para biriktirmek ya da bir şeyi güvende tutmak; bilgisayarda bir dosyayı kaydetmek için de kullanılır.

    I'm trying to save money for a trip.

    Bir gezi için para biriktirmeye çalışıyorum.

  • 50
    shareverbneutral

    paylaşmak

    Bir şeyin bir bölümünü başkalarına vermek ya da bir şeye birlikte sahip olmak.

    Let's share this pizza.

    Bu pizzayı paylaşalım.

  • 51
    borrowverbneutral

    ödünç almak

    Bir şeyi kullanıp sonra geri vermek üzere birinden almak.

    Can I borrow your pen?

    Kalemini ödünç alabilir miyim?

  • 52
    lendverbneutral

    ödünç vermek

    Geri almayı bekleyerek bir şeyi bir süreliğine birine vermek; düzensiz fiil (lent).

    Could you lend me ten dollars?

    Bana on dolar ödünç verebilir misin?

  • 53
    thankverbneutral

    teşekkür etmek

    Birine minnettar olduğunuzu söylemek.

    I want to thank you for your help.

    Yardımın için sana teşekkür etmek istiyorum.

  • 54
    inviteverbneutral

    davet etmek

    Birinden bir etkinliğe ya da bir yere gelmesini istemek.

    I want to invite you to my party.

    Seni partime davet etmek istiyorum.

  • 55
    offerverbneutral

    teklif etmek

    Birine bir şey isteyip istemediğini sormak ya da bir şeyi yapacağınızı söylemek; ikram etmek anlamında da kullanılır.

    She offered me a cup of tea.

    Bana bir bardak çay ikram etti.

  • 56
    introduceverbneutral

    tanıştırmak

    İlk kez karşılaşan kişilere birbirlerinin adını söylemek.

    Let me introduce my friend Anna.

    Arkadaşım Anna'yı tanıştırayım.

  • 57
    repeatverbneutral

    tekrarlamak

    Bir şeyi yeniden söylemek ya da yapmak.

    Could you repeat that, please?

    Bunu tekrarlar mısınız lütfen?

  • 58
    spellverbneutral

    hecelemek

    Bir sözcüğün harflerini sırayla söylemek ya da yazmak. Türkçe yazıldığı gibi okunduğu için bu fiilin tam bir karşılığı yoktur; en yakın karşılıklar hecelemek ve harflerini söylemektir.

    How do you spell your name?

    Adınızı nasıl yazıyorsunuz?

  • 59
    answerverbneutral

    cevaplamak

    Bir soruya karşılık olarak bir şey söylemek ya da yazmak.

    Please answer the question.

    Lütfen soruyu cevapla.

  • 60
    worryverbneutral

    endişelenmek

    Bir şey yüzünden gergin ya da kaygılı hissetmek.

    Don't worry, everything is fine.

    Endişelenme, her şey yolunda.

  • 61
    guessverbneutral

    tahmin etmek

    Emin olmadığınız bir cevap vermek.

    Can you guess my age?

    Kaç yaşında olduğumu tahmin edebilir misin?

  • 62
    canmodal verbneutral

    -ebilmek

    Bir şeyi yapabildiğinizi söylemek ya da izin istemek için kullanılır. Türkçede ayrı bir sözcük değil, fiile eklenen bir yeterlilik ekidir.

    I can swim very fast.

    Çok hızlı yüzebilirim.

  • 63
    couldmodal verbneutral

    -ebilirdi; -ebilir misiniz

    can sözcüğünün geçmiş biçimi; aynı zamanda bir şeyi kibarca istemenin yoludur.

    Could you help me, please?

    Bana yardım edebilir misiniz lütfen?

  • 64
    mustmodal verbneutral

    zorunda olmak

    Bir şeyin gerekli olduğunu ya da güçlü biçimde önerildiğini belirtmek için kullanılır.

    You must wear a seatbelt.

    Emniyet kemeri takmak zorundasın.

  • 65
    shouldmodal verbneutral

    -meli, -malı (tavsiye)

    Öğüt vermek ya da neyin iyi bir fikir olduğunu söylemek için kullanılır.

    You should see a doctor.

    Bir doktora görünmelisin.

  • 66
    willmodal verbneutral

    -ecek, -acak (gelecek zaman)

    Gelecekten söz etmek ya da o anda alınan bir kararı bildirmek için kullanılır.

    I will call you tomorrow.

    Seni yarın arayacağım.

  • 67
    go outphrasal verbneutral

    dışarı çıkmak

    Genellikle eğlenmek için evden ayrılmak; düzensiz fiil (went out, gone out).

    Do you want to go out tonight?

    Bu akşam dışarı çıkmak ister misin?

  • 68
    come backphrasal verbneutral

    geri gelmek

    Bir yere dönmek; düzensiz fiil (came back, come back).

    What time will you come back?

    Saat kaçta geri geleceksin?

  • 69
    get inphrasal verbneutral

    araca binmek

    Bir arabaya, taksiye ya da dar bir alana girmek; düzensiz fiil (got in).

    Get in, I'll give you a ride.

    Bin, seni bırakayım.

  • 70
    get outphrasal verbneutral

    araçtan inmek

    Bir arabadan ya da dar bir alandan çıkmak; düzensiz fiil (got out).

    Let's get out here and walk.

    Burada inip yürüyelim.

  • 71
    crossverbneutral

    karşıya geçmek

    Bir şeyin bir tarafından öbür tarafına geçmek.

    Look both ways before you cross the road.

    Yoldan karşıya geçmeden önce iki yana da bak.

  • 72
    parkverbneutral

    park etmek

    Bir arabayı bir süreliğine belirli bir yere bırakmak.

    Where can I park the car?

    Arabayı nereye park edebilirim?

  • 73
    smokeverbneutral

    sigara içmek

    Sigara dumanını içinize çekip vermek. Dikkat: Türkçedeki smokin bambaşka bir şeydir, resmi bir erkek takımı anlamına gelir.

    You can't smoke in here.

    Burada sigara içemezsiniz.

  • 74
    stayverbneutral

    kalmak

    Bir yerde durup oradan ayrılmamak.

    Please stay here with me.

    Lütfen benimle burada kal.

  • 75
    wait forphrasal verbneutral

    beklemek

    Belirli bir kişi ya da şey gelene kadar bir yerde durmak.

    I'll wait for you outside.

    Seni dışarıda bekleyeceğim.

  • 76
    maymodal verbformal

    -ebilir (izin, olasılık)

    Kibarca izin istemek ya da bir şeyin mümkün olduğunu söylemek için kullanılır. Resmi bir anlatımdır.

    May I sit here?

    Buraya oturabilir miyim?

  • 77
    nameverbneutral

    ad vermek

    Bir kişiye, hayvana ya da nesneye ad koymak.

    They named their baby Lucas.

    Bebeklerine Lucas adını verdiler.

  • 78
    go to bedphrasal verbneutral

    yatmak (uyumaya gitmek)

    Gece uyumak için yatağa girmek; düzensiz fiil (went to bed).

    I usually go to bed at eleven.

    Genellikle on birde yatarım.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Fiil olmadan cümle kurulmaz. Olmak, sahip olmak, gitmek, yapmak, istemek, sevmek, bilmek... Neredeyse her cümlede karşınıza çıkan, en sık kullanılan eylemleri kapsıyor; konuya özel fiiller yerine dilin taşıyıcı omurgası öne çıkıyor. Bunlar oturduğunda başlangıç seviyesindeyken bile gerçek cümleler kurar, ne yaptığınızı ve ne istediğinizi kendi cümlelerinizle söylersiniz.

Temel fiiller için diğer seviyeler

A1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi