b1Kelime paketi

İş ve kariyer

Meslekler, çalışma ortamları, başvurular ve günlük ofis dili.

71 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

71 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    jobnounneutral

    Düzenli ve ücretli bir çalışma pozisyonu.

    She got a new job at a marketing company.

    Bir pazarlama şirketinde yeni bir iş buldu.

  • 2
    worknounneutral

    çalışma, iş

    Para kazanmak için emek harcanan etkinlik; ayrıca bu etkinliğin yapıldığı yer.

    I usually leave for work at eight in the morning.

    Genellikle sabah sekizde işe çıkarım.

  • 3
    workverbneutral

    çalışmak

    Genellikle para kazanmak için bir iş yapmak.

    She works as a nurse at the local hospital.

    Yerel hastanede hemşire olarak çalışıyor.

  • 4
    careernounneutral

    kariyer

    Bir kişinin yaşamı boyunca belirli bir alanda üstlendiği işlerin bütünü.

    She wants a career in medicine.

    Tıp alanında bir kariyer istiyor.

  • 5
    professionnounneutral

    meslek

    Özel eğitim ya da uzmanlık gerektiren iş türü.

    Teaching is a respected profession.

    Öğretmenlik saygın bir meslektir.

  • 6
    officenounneutral

    ofis

    İnsanların masa başı işleri yaptığı oda ya da bina.

    I have to be at the office by nine.

    Dokuzda ofiste olmam gerekiyor.

  • 7
    workplacenounneutral

    işyeri

    Birinin çalıştığı yer.

    Safety in the workplace is very important.

    İşyerinde güvenlik çok önemlidir.

  • 8
    meetingnounneutral

    toplantı

    İnsanların işle ilgili konuşmak üzere bir araya geldiği düzenli buluşma.

    We have a team meeting at ten o'clock.

    Saat onda ekip toplantımız var.

  • 9
    deadlinenounneutral

    son teslim tarihi

    Bir işin en geç ne zaman bitirilmesi gerektiğini gösteren tarih ya da saat.

    The deadline for this report is Friday.

    Bu raporun son teslim tarihi cuma.

  • 10
    projectnounneutral

    proje

    Belirli bir amacı olan, planlanmış iş.

    I'm leading a new project this month.

    Bu ay yeni bir projeye liderlik ediyorum.

  • 11
    tasknounneutral

    görev

    Yapılması gereken bir iş parçası.

    My first task is to answer all the emails.

    İlk görevim bütün e-postaları yanıtlamak.

  • 12
    bossnouninformalneutral

    patron

    İş yerinde sizin başınızda olan kişi.

    My boss wants to see me this afternoon.

    Patronum bu öğleden sonra beni görmek istiyor.

  • 13
    colleaguenounneutral

    meslektaş

    Birlikte çalıştığınız kişi, özellikle uzmanlık gerektiren bir işte.

    I'm going for lunch with a colleague.

    Bir meslektaşımla öğle yemeğine çıkıyorum.

  • 14
    coworkernounneutralAmerican English

    iş arkadaşı

    Birlikte çalıştığınız kişi; Amerikan İngilizcesinde yaygın olan biçimdir.

    One of my coworkers is leaving next week.

    İş arkadaşlarımdan biri gelecek hafta ayrılıyor.

  • 15
    staffnounneutral

    personel

    Bir kurumda çalışan kişilerin tümü.

    The hotel has very friendly staff.

    Otelin personeli çok güler yüzlü.

  • 16
    teamnounneutral

    ekip

    Birlikte çalışan insan grubu.

    Our team finished the project early.

    Ekibimiz projeyi erkenden bitirdi.

  • 17
    employeenounneutral

    çalışan

    Birinin yanında ücret karşılığı çalışan kişi.

    The company has over five hundred employees.

    Şirketin beş yüzden fazla çalışanı var.

  • 18
    employernounneutral

    işveren

    İnsanlara çalışmaları karşılığında ücret ödeyen kişi ya da şirket.

    My employer offers good health insurance.

    İşverenim iyi bir sağlık sigortası sunuyor.

  • 19
    managernounneutral

    müdür

    Bir işletmeyi ya da onun bir bölümünü yöneten kişi.

    Please speak to the manager if you have a problem.

    Bir sorununuz varsa lütfen müdürle görüşün.

  • 20
    assistantnounneutral

    asistan

    Daha üst konumdaki birine yardım eden kişi.

    My assistant will email you the details.

    Asistanım ayrıntıları size e-postayla gönderecek.

  • 21
    directornounneutralformal

    direktör

    Bir şirketi ya da departmanı yöneten üst düzey kişi.

    The director made the final decision.

    Son kararı direktör verdi.

  • 22
    workloadnounneutral

    iş yükü

    Bir kişinin yapması gereken iş miktarı.

    My workload has been really heavy this week.

    Bu hafta iş yüküm gerçekten çok ağırdı.

  • 23
    salarynounneutral

    maaş

    Genellikle aylık olarak düzenli ödenen sabit para miktarı.

    The job offers a good salary and benefits.

    İş, iyi bir maaş ve yan haklar sunuyor.

  • 24
    wagenounneutral

    ücret

    Genellikle saatlik ya da haftalık hesaplanan çalışma karşılığı para.

    He earns a low wage at the factory.

    Fabrikada düşük bir ücret alıyor.

  • 25
    schedulenounneutral

    çalışma programı

    İşlerin ya da mesainin ne zaman yapılacağını gösteren plan.

    My work schedule changes every week.

    Çalışma programım her hafta değişiyor.

  • 26
    shiftnounneutral

    vardiya

    Özellikle gece gündüz açık olan yerlerde belirli bir çalışma süresi.

    She works the night shift at the hospital.

    Hastanede gece vardiyasında çalışıyor.

  • 27
    part-timeadjectiveneutral

    yarı zamanlı

    Normal çalışma saatlerinin yalnızca bir kısmında çalışan.

    She has a part-time job at a café.

    Bir kafede yarı zamanlı bir işi var.

  • 28
    full-timeadjectiveneutral

    tam zamanlı

    Genellikle haftada kırk saat civarındaki standart süreyi çalışan.

    He's looking for a full-time position.

    Tam zamanlı bir pozisyon arıyor.

  • 29
    contractnounneutralformal

    sözleşme

    Bir iş ve onun koşulları hakkında yapılan resmî yazılı anlaşma.

    I signed the contract on my first day.

    Sözleşmeyi ilk günümde imzaladım.

  • 30
    breaknounneutral

    mola

    Çalışma sırasında verilen kısa dinlenme arası.

    Let's take a short break for coffee.

    Kahve için kısa bir mola verelim.

  • 31
    day offexpressioninformalneutral

    izin günü

    Çalışmak zorunda olmadığınız gün.

    I'm taking a day off on Friday.

    Cuma günü izin alıyorum.

  • 32
    holidaynounneutral

    tatil (İngiliz İngilizcesi)

    İşten uzakta geçirilen ücretli izin dönemi; İngiliz İngilizcesi kullanım.

    I have three weeks of holiday a year.

    Yılda üç hafta tatilim var.

  • 33
    pensionnounneutral

    emekli maaşı

    Bir kişiye işten emekli olduktan sonra düzenli olarak ödenen para.

    He lives on his pension now.

    Artık emekli maaşıyla geçiniyor.

  • 34
    raisenounneutralAmerican English

    zam (Amerikan İngilizcesi)

    Ücret artışı; Amerikan İngilizcesinde yaygındır, İngiliz İngilizcesinde pay rise denir.

    I'm going to ask my boss for a raise.

    Patronumdan zam isteyeceğim.

  • 35
    commuteverbneutral

    işe gidip gelmek

    Evle iş arasında düzenli olarak yolculuk etmek.

    I commute to the city by train every day.

    Her gün şehre trenle gidip geliyorum.

  • 36
    hireverbneutral

    işe almak

    Birine iş vermek; birini çalıştırmaya başlamak.

    The company decided to hire her.

    Şirket onu işe almaya karar verdi.

  • 37
    fireverbinformalneutral

    işten atmak (Amerikan İngilizcesi)

    Genellikle performans düşüklüğü nedeniyle birinin işine son vermek.

    They fired him for being late too often.

    Sürekli geç kaldığı için onu işten attılar.

  • 38
    applyverbneutral

    başvurmak

    Bir iş için genellikle yazılı olarak resmî talepte bulunmak.

    I'm going to apply for that job online.

    O işe internetten başvuracağım.

  • 39
    interviewnounneutral

    iş görüşmesi

    Birinin işe alınıp alınmayacağına karar vermek için soru sorulan resmî görüşme.

    I have a job interview tomorrow morning.

    Yarın sabah bir iş görüşmem var.

  • 40
    interviewverbneutral

    mülakat yapmak

    Birini işe alıp almamaya karar vermek için ona sorular sormak.

    They're going to interview five candidates.

    Beş adayla mülakat yapacaklar.

  • 41
    resignverbformalneutral

    istifa etmek

    Kendi isteğiyle bir işten resmen ayrılmak.

    She decided to resign from her position.

    Görevinden istifa etmeye karar verdi.

  • 42
    quitverbinformal

    işi bırakmak

    Çoğu zaman aniden bir işten ayrılmak; istifa etmeye göre daha gayriresmîdir.

    He quit his job to start his own business.

    Kendi işini kurmak için işini bıraktı.

  • 43
    employverbneutralformal

    istihdam etmek

    Birine, sizin için çalışması karşılığında ücret ödemek.

    The factory employs over a thousand people.

    Fabrika binden fazla kişi istihdam ediyor.

  • 44
    promoteverbneutral

    terfi ettirmek

    Birini daha önemli bir göreve getirmek.

    They promoted her to senior manager.

    Onu kıdemli müdürlüğe terfi ettirdiler.

  • 45
    promotionnounneutral

    terfi

    Şirkette daha önemli bir göreve yükselme.

    She got a promotion and a pay rise.

    Hem terfi hem de zam aldı.

  • 46
    retireverbneutral

    emekli olmak

    Genellikle yaş nedeniyle çalışmayı kalıcı olarak bırakmak.

    My father plans to retire at sixty-five.

    Babam altmış beş yaşında emekli olmayı planlıyor.

  • 47
    earnverbneutral

    kazanmak

    Yaptığınız iş karşılığında para almak.

    How much do you earn in your new job?

    Yeni işinde ne kadar kazanıyorsun?

  • 48
    unemployedadjectiveneutral

    işsiz

    İşi olmayan.

    He's been unemployed for six months.

    Altı aydır işsiz.

  • 49
    self-employedadjectiveneutral

    kendi işini yapan

    Bir işverene bağlı olmadan kendi hesabına çalışan.

    She's self-employed and works from home.

    Kendi işini yapıyor ve evden çalışıyor.

  • 50
    CVnounneutral

    özgeçmiş (İngiliz İngilizcesi)

    Eğitiminizi ve iş deneyiminizi anlatan belge; İngiliz İngilizcesi terim.

    Please send your CV with the application.

    Lütfen başvurunuzla birlikte özgeçmişinizi gönderin.

  • 51
    résuménounneutral

    özgeçmiş (Amerikan İngilizcesi)

    Becerilerinizi ve iş geçmişinizi listeleyen kısa belge; Amerikan İngilizcesi terim.

    Attach your résumé to the email.

    Özgeçmişinizi e-postaya ekleyin.

  • 52
    applicationnounneutral

    başvuru

    Bir iş için genellikle yazılı olarak yapılan resmî talep.

    I sent my application last week.

    Başvurumu geçen hafta gönderdim.

  • 53
    candidatenounneutral

    aday

    Bir iş için değerlendirilen kişi.

    She was the best candidate for the job.

    İş için en iyi aday oydu.

  • 54
    experiencenounneutral

    deneyim

    Bir işi yaparak edinilen bilgi ve beceri.

    The job requires three years of experience.

    İş, üç yıllık deneyim gerektiriyor.

  • 55
    skillnounneutral

    beceri

    Uygulayarak öğrenilen, bir şeyi iyi yapabilme yeteneği.

    Good communication is an important skill.

    İyi iletişim önemli bir beceridir.

  • 56
    qualificationnounneutral

    yeterlilik belgesi

    Bir sınavı ya da kursu geçtiğinizi gösteren resmî belge.

    You need the right qualifications for this job.

    Bu iş için doğru yeterlilik belgelerine sahip olmanız gerekiyor.

  • 57
    trainingnounneutral

    eğitim

    Bir iş için gerekli becerilerin öğrenilme süreci.

    New staff get two weeks of training.

    Yeni personel iki haftalık eğitim alıyor.

  • 58
    teachernounneutral

    öğretmen

    İşi okulda ders vermek olan kişi.

    My mother is a primary school teacher.

    Annem ilkokul öğretmeni.

  • 59
    nursenounneutral

    hemşire

    Genellikle hastanede hastalara bakan kişi.

    The nurse took my blood pressure.

    Hemşire tansiyonumu ölçtü.

  • 60
    engineernounneutral

    mühendis

    Makine, yol ya da sistem tasarlayan veya inşa eden kişi.

    He's a software engineer at a big company.

    Büyük bir şirkette yazılım mühendisi.

  • 61
    lawyernounneutral

    avukat

    İşi insanlara hukuk konusunda danışmanlık yapmak olan kişi.

    We should talk to a lawyer about the contract.

    Sözleşme hakkında bir avukatla konuşmalıyız.

  • 62
    accountantnounneutral

    muhasebeci

    İşi mali kayıtları tutmak ya da denetlemek olan kişi.

    My accountant does my taxes every year.

    Vergilerimi her yıl muhasebecim yapıyor.

  • 63
    receptionistnounneutral

    resepsiyonist

    Bir ofiste ya da otelde ziyaretçileri karşılayan ve telefonlara bakan kişi.

    Ask the receptionist where the meeting room is.

    Toplantı odasının nerede olduğunu resepsiyoniste sorun.

  • 64
    electriciannounneutral

    elektrikçi

    İşi elektrikli donanımları kurmak ve onarmak olan kişi.

    We called an electrician to fix the lights.

    Işıkları tamir etmesi için bir elektrikçi çağırdık.

  • 65
    journalistnounneutral

    gazeteci

    Gazeteler, televizyon ya da web siteleri için haber yazan kişi.

    A journalist interviewed the mayor.

    Bir gazeteci belediye başkanıyla röportaj yaptı.

  • 66
    occupationnounformal

    meslek (resmî formlarda)

    Bir kişinin işi; özellikle resmî formlarda kullanılır.

    Please write your occupation on the form.

    Lütfen forma mesleğinizi yazın.

  • 67
    overtimenoun, adverbneutral

    fazla mesai

    Normal çalışma süresinin ötesinde çalışılan ek saatler.

    I worked overtime every day last week.

    Geçen hafta her gün fazla mesai yaptım.

  • 68
    work from homeexpressionneutral

    evden çalışmak

    İşinizi ofis yerine evinizden yapmak.

    I work from home twice a week.

    Haftada iki gün evden çalışıyorum.

  • 69
    vacationnounneutralAmerican English

    tatil (Amerikan İngilizcesi)

    İşten alınan ücretli izin anlamında kullanılan Amerikan İngilizcesi sözcük.

    I'm taking a two-week vacation in August.

    Ağustosta iki haftalık tatile çıkıyorum.

  • 70
    pay risenounneutralBritish English

    zam (İngiliz İngilizcesi)

    Maaş artışı anlamında kullanılan İngiliz İngilizcesi terim.

    He asked his boss for a pay rise.

    Patronundan zam istedi.

  • 71
    sackverbinformalBritish English

    işten atmak (İngiliz İngilizcesi)

    Birinin işine son vermek anlamında İngiliz İngilizcesinde kullanılan gayriresmî sözcük.

    They had to sack two workers last month.

    Geçen ay iki işçiyi işten atmak zorunda kaldılar.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Ofiste konuşulan İngilizce, ders kitabındaki İngilizceyle aynı değildir. Meslek adları, ofis, toplantı, teslim tarihi, yönetici ve iş arkadaşı; işe almak, başvurmak, mülakata girmek, istifa etmek; maaş, mesai, yarı zamanlı ve tam zamanlı çalışma düzeni orta ve ileri seviyeye göre seçildi. İşinizi anlatırken ya da gününüzü planlarken kelime aramazsınız. İş görüşmesine hazırlananların ilk uğrağı.

İş ve kariyer için diğer seviyeler

B1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi