Para ve finans
Bankacılık, bütçe, birikim ve gündelik hesap kitap.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
52 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1accountnounneutral
banka hesabı
Paranızı içinde tuttuğunuz banka hesabı.
I opened a new bank account when I started my job.
İşe başladığımda yeni bir banka hesabı açtım.
- 2transfernounneutral
havale
Paranın bir hesaptan başka bir hesaba aktarılması.
The bank transfer should arrive in your account tomorrow.
Banka havalesi yarın hesabınıza geçmiş olur.
- 3transferverbneutral
havale etmek
Hesaplar arasında elektronik olarak para göndermek.
Can you transfer the rent into my account by Friday?
Kirayı cumaya kadar hesabıma havale edebilir misin?
- 4ATMnounneutral
bankamatik
Nakit para çektiğiniz makine.
There's an ATM just around the corner if you need cash.
Nakde ihtiyacın varsa hemen köşede bir bankamatik var.
- 5loannounneutral
kredi
Ödünç alınan ve genellikle faiziyle birlikte geri ödenmesi gereken para.
We took out a loan to buy our first car.
İlk arabamızı almak için kredi çektik.
- 6interestnounneutral
faiz
Bir kredi için ödenen ya da birikimden kazanılan ek para.
This savings account pays two percent interest a year.
Bu tasarruf hesabı yılda yüzde iki faiz veriyor.
- 7incomenounneutral
gelir
Düzenli olarak kazandığınız ya da aldığınız para.
Most of my income goes on rent and food.
Gelirimin çoğu kiraya ve yemeğe gidiyor.
- 8expensesnounneutral
giderler
İhtiyacınız olan şeyler için düzenli olarak harcadığınız para.
My monthly expenses are higher than I expected.
Aylık giderlerim beklediğimden yüksek çıktı.
- 9savingsnounneutral
birikim
Gelecek için kenara ayırdığınız para.
I used my savings to pay for the holiday.
Tatilin parasını birikimimden karşıladım.
- 10debtnounneutral
borç
Birine ya da bankaya borçlu olduğunuz para.
He's trying hard to get out of debt.
Borçtan kurtulmak için çok uğraşıyor.
- 11budgetnounneutral
bütçe
Paranızı nasıl harcayacağınıza dair bir plan.
We're on a tight budget this month.
Bu ay bütçemiz çok kısıtlı.
- 12budgetverbneutral
bütçe yapmak
Paranızı nasıl harcayacağınızı planlamak.
You need to budget carefully if you're a student.
Öğrenciysen dikkatli bütçe yapman gerekir.
- 13payverbneutral
ödemek
Bir şeyin karşılığında para vermek.
I'll pay for dinner this time.
Bu sefer akşam yemeğinin parasını ben ödeyeceğim.
- 14spendverbneutral
harcamak
Bir şeyler satın almak için para kullanmak.
I spend too much on coffee every week.
Her hafta kahveye çok fazla para harcıyorum.
- 15saveverbneutral
tasarruf etmek
Parayı harcamak yerine elde tutmak.
I'm trying to save for a new laptop.
Yeni bir dizüstü bilgisayar için tasarruf etmeye çalışıyorum.
- 16investverbneutral
yatırım yapmak
Daha fazlasını kazanmayı umarak bir şeye para koymak.
She decided to invest some of her savings in shares.
Birikiminin bir kısmını hisse senetlerine yatırmaya karar verdi.
- 17borrowverbneutral
borç almak
Birinden, sonra geri ödeyeceğiniz parayı almak.
Can I borrow ten pounds until tomorrow?
Yarına kadar senden on sterlin borç alabilir miyim?
- 18pricenounneutral
fiyat
Bir şeyin tuttuğu para miktarı.
The price of petrol keeps going up.
Benzinin fiyatı sürekli yükseliyor.
- 19costnounneutral
maliyet
Bir şeyi almak ya da yapmak için gereken para miktarı.
The cost of living has risen a lot this year.
Yaşam maliyeti bu yıl epeyce arttı.
- 20costverbneutral
mal olmak
Belirli bir fiyatı olmak.
How much does it cost to fly to Rome?
Roma'ya uçmak ne kadar tutuyor?
- 21valuenounneutral
değer
Bir şeyin ne kadar ettiği.
The value of the house has gone up since we bought it.
Biz aldığımızdan beri evin değeri yükseldi.
- 22inflationnounneutral
enflasyon
Fiyatların zaman içinde genel olarak yükselmesi.
Inflation means our money buys less than before.
Enflasyon, paramızın eskisi kadar şey almaması demek.
- 23cashnounneutral
nakit
Madeni para ve banknot biçimindeki para.
Do you have any cash on you? This place doesn't take cards.
Üzerinde nakit var mı? Burası kart kabul etmiyor.
- 24credit cardnounneutral
kredi kartı
Bir şeylerin parasını ödemek için borçlanmanızı sağlayan kart.
I paid for the flights with my credit card.
Uçak biletlerini kredi kartımla ödedim.
- 25debit cardnounneutral
banka kartı
Parayı doğrudan banka hesabınızdan çeken kart.
I'll just use my debit card to pay.
Ödemeyi banka kartımla yapayım.
- 26billnounneutral
fatura
Bir hizmet için ne kadar borcunuz olduğunu gösteren belge; restoranda buna hesap denir.
The phone bill was much higher this month.
Telefon faturası bu ay çok daha yüksekti.
- 27salarynounneutral
maaş
İşinizden kazandığınız, genellikle aylık ödenen sabit para.
My salary is paid into my account at the end of the month.
Maaşım ay sonunda hesabıma yatıyor.
- 28oweverbneutral
borçlu olmak
Birine para geri ödemek zorunda olmak.
I still owe you twenty euros from last week.
Geçen haftadan sana hâlâ yirmi euro borçluyum.
- 29affordverbneutral
gücü yetmek
Bir şeyi alacak ya da yapacak kadar paraya sahip olmak.
We can't afford to go on holiday this year.
Bu yıl tatile gitmeye gücümüz yetmiyor.
- 30withdrawverbneutral
para çekmek
Banka hesabından para çıkarmak.
I need to withdraw some cash before the shop closes.
Dükkân kapanmadan biraz nakit çekmem lazım.
- 31feenounneutral
komisyon
Bir hizmet karşılığında alınan para.
The bank charges a small fee for international transfers.
Banka, yurt dışı havaleleri için küçük bir komisyon alıyor.
- 32taxnounneutral
vergi
Gelirden ya da alışverişlerden devlete ödenen para.
A part of my salary goes on tax every month.
Maaşımın bir kısmı her ay vergiye gidiyor.
- 33currencynounneutral
para birimi
Bir ülkede kullanılan para türü.
The euro is the currency used in many European countries.
Euro, birçok Avrupa ülkesinde kullanılan para birimidir.
- 34exchange ratenounneutral
döviz kuru
Bir para biriminin başka bir para birimi karşısındaki değeri.
The exchange rate isn't great for tourists right now.
Döviz kuru şu sıralar turistler için pek iyi değil.
- 35save upphrasal verbneutral
para biriktirmek
Belirli bir amaç için yavaş yavaş para toplamak.
We're saving up for a trip to Japan.
Japonya gezisi için para biriktiriyoruz.
- 36pay offphrasal verbneutral
borcunu kapatmak
Borçlu olduğunuz paranın tamamını ödemeyi bitirmek.
We finally paid off our mortgage last year.
Geçen yıl nihayet konut kredimizi kapattık.
- 37be brokeexpressioninformal
meteliksiz olmak
Genellikle geçici olarak hiç parası olmamak.
I can't come out tonight; I'm completely broke.
Bu akşam çıkamam, tamamen meteliksizim.
- 38mortgagenounneutral
konut kredisi
Ev almak için kullanılan uzun vadeli kredi.
Our mortgage payments go up next month.
Konut kredisi taksitlerimiz gelecek ay artıyor.
- 39earnverbneutral
kazanmak
Yaptığınız iş karşılığında para almak.
How much do nurses earn in your country?
Sizin ülkenizde hemşireler ne kadar kazanıyor?
- 40cheapadjectiveneutral
ucuz
Az paraya mal olan.
We found a really cheap flat near the centre.
Merkeze yakın gerçekten ucuz bir daire bulduk.
- 41expensiveadjectiveneutral
pahalı
Çok paraya mal olan.
This restaurant is too expensive for me.
Bu restoran benim için fazla pahalı.
- 42banknounneutral
banka
Paranızı sakladığınız ve borç aldığınız kuruluş.
I need to go to the bank to sort out a problem.
Bir sorunu halletmek için bankaya gitmem gerek.
- 43balancenounneutral
bakiye
Hesabınızda o an bulunan para miktarı.
I checked my balance and it was lower than I thought.
Bakiyeme baktım, sandığımdan düşüktü.
- 44wagenounneutral
ücret
İş karşılığında, genellikle saatlik ya da haftalık olarak ödenen para.
The minimum wage went up this year.
Asgari ücret bu yıl arttı.
- 45make ends meetidiomneutral
iki yakasını bir araya getirmek
Ancak geçinmeye yetecek kadar paraya sahip olmak.
With prices so high, it's hard to make ends meet.
Fiyatlar bu kadar yüksekken iki yakayı bir araya getirmek zor.
- 46in debtexpressionneutral
borç içinde
Birine para borçlu olma durumu.
Many students are in debt when they finish university.
Birçok öğrenci üniversiteyi bitirdiğinde borç içindedir.
- 47go upphrasal verbneutral
artmak
Yükselmek; sıklıkla fiyatlar ve maliyetler için kullanılır.
Rents have gone up a lot in the last few years.
Kiralar son birkaç yılda epeyce arttı.
- 48lendverbneutral
borç vermek
Birine, geri ödeyeceği parayı vermek.
Could you lend me twenty pounds until Friday?
Cumaya kadar bana yirmi sterlin borç verebilir misin?
- 49depositnounneutral
depozito
Peşin ödenen ya da hesaba yatırılan para; hesaba yatırılan tutara mevduat da denir.
We paid a deposit to reserve the flat.
Daireyi tutmak için depozito ödedik.
- 50pay backphrasal verbneutral
geri ödemek
Ödünç aldığınız parayı geri vermek.
I'll pay back the money as soon as I get paid.
Maaşımı alır almaz parayı geri ödeyeceğim.
- 51worthadjectiveneutral
değerinde
Para olarak belirli bir değere sahip.
That painting is worth a lot of money.
O tablo çok para değerinde.
- 52checknounneutralAmerican English
hesap (restoranda, Amerikan İngilizcesi)
Özellikle restoran ya da kafede ne kadar borcunuz olduğunu gösteren kâğıt için Amerikan İngilizcesinde kullanılan sözcük; İngiliz İngilizcesinde aynı şeye "bill" denir.
Could we have the check, please?
Hesabı alabilir miyiz, lütfen?
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Maaşınızın, kiranızın ve market fişinizin arkasında aynı kelimeler var. Hesap, havale, ATM, kredi ve faiz gibi bankacılık sözcükleri; gelir, gider, birikim, borç gibi bütçe kavramları; ödemek, harcamak, biriktirmek, yatırım yapmak; fiyat, maliyet, değer ve enflasyon... Kapsam orta düzeyden ileri düzeye doğru açılıyor. Hesabınızı yabancı dilde yönetecek özgüveni kazanırsınız. Kendi bütçenizi İngilizce konuşmak artık tuhaf gelmiyor.
Para ve finans için diğer seviyeler
B1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi
Seyahat ve ulaşım
67 kelimeDuygular ve hisler
66 kelimeSağlık ve tıp
65 kelimeİş ve kariyer
71 kelimeEğitim ve öğrenim
76 kelimeTeknoloji ve internet
62 kelimeMedya ve eğlence
64 kelimeYemek ve mutfak
74 kelimeSpor ve fitness
64 kelimeŞehir hayatı
69 kelimeİlişkiler ve sosyal hayat
66 kelimeÇevre ve doğa
64 kelime