b1Kelime paketi

İlişkiler ve sosyal hayat

Arkadaşlık, flört, aile düzeni ve insan içinde geçen anlar.

66 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

66 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    friendshipnounneutral

    arkadaşlık

    Arkadaşlar arasındaki ilişki; sosyal bağlar anlatılırken sık geçen bir konudur.

    Their friendship has lasted for over twenty years.

    Arkadaşlıkları yirmi yılı aşkın süredir devam ediyor.

  • 2
    best friendexpressionneutral

    en yakın arkadaş

    Bir kişinin sahip olduğu tek ve en yakın arkadaş; gündelik konuşmada çok yaygındır.

    She's been my best friend since primary school.

    İlkokuldan beri en yakın arkadaşım.

  • 3
    get on withphrasal verbinformalBritish English

    iyi geçinmek (İngiliz İngilizcesi)

    Biriyle iyi ve dostça bir ilişki içinde olmak; İngiliz İngilizcesinde yaygın kullanılır.

    I really get on with my new colleagues.

    Yeni iş arkadaşlarımla gerçekten iyi geçiniyorum.

  • 4
    get alongphrasal verbinformalAmerican English

    iyi geçinmek (Amerikan İngilizcesi)

    Dostça bir ilişki içinde olmak; Amerikan İngilizcesinde "get on with" ifadesinden daha yaygındır.

    The two teams don't get along very well.

    İki takım birbiriyle pek iyi geçinmiyor.

  • 5
    acquaintancenounneutral

    tanıdık

    Yüzeysel olarak bildiğiniz ama yakın arkadaşınız olmayan kişi.

    He's just an acquaintance, not a real friend.

    O sadece bir tanıdık, gerçek bir arkadaş değil.

  • 6
    colleaguenounneutral

    iş arkadaşı

    Birlikte çalıştığınız kişi; iş ve sosyal ortamlarda sık geçer.

    My colleagues invited me out for drinks after work.

    İş arkadaşlarım işten sonra beni bir şeyler içmeye çağırdı.

  • 7
    neighbournounneutral

    komşu (İngiliz yazımı)

    Yakınınızda oturan kişi; Amerikan İngilizcesinde "neighbor" biçiminde yazılır.

    Our new neighbours invited us round for dinner.

    Yeni komşularımız bizi akşam yemeğine çağırdı.

  • 8
    make friendsexpressionneutral

    arkadaş edinmek

    Yeni arkadaşlıklar kurmak; sosyal durumlar için çok yaygın bir ifadedir.

    She makes friends easily wherever she goes.

    Gittiği her yerde kolayca arkadaş ediniyor.

  • 9
    keep in touchexpressionneutral

    iletişimde kalmak

    Özellikle ayrı düştükten sonra biriyle düzenli olarak temasta kalmak.

    Let's keep in touch after the course ends.

    Kurs bittikten sonra da iletişimde kalalım.

  • 10
    lose touchexpressionneutral

    görüşmez olmak

    Zaman içinde biriyle temasın kesilmesi.

    We lost touch after university.

    Üniversiteden sonra görüşmez olduk.

  • 11
    hang outphrasal verbinformal

    takılmak

    Arkadaşlarla rahat rahat vakit geçirmek; teklifsiz konuşmada çok yaygındır.

    We usually hang out at the café on weekends.

    Hafta sonları genelde kafede takılırız.

  • 12
    datenounneutral

    romantik buluşma

    İki kişi arasında ayarlanan romantik nitelikli buluşma.

    We went on our first date last Friday.

    İlk buluşmamız geçen cumaydı.

  • 13
    dateverbneutral

    flört etmek

    Bir süre boyunca biriyle romantik biçimde görüşmek.

    They've been dating for a few months now.

    Birkaç aydır flört ediyorlar.

  • 14
    ask outphrasal verbinformal

    çıkma teklif etmek

    Birini romantik bir buluşmaya davet etmek.

    He finally asked her out.

    Sonunda ona çıkma teklif etti.

  • 15
    go out withphrasal verbinformal

    biriyle çıkmak

    Biriyle romantik bir ilişki içinde olmak.

    She's been going out with him since last year.

    Geçen yıldan beri onunla çıkıyor.

  • 16
    fall in loveexpressionneutral

    âşık olmak

    Birine karşı romantik sevgi duymaya başlamak.

    They fell in love on their very first trip together.

    Birlikte çıktıkları ilk yolculukta birbirlerine âşık oldular.

  • 17
    boyfriendnounneutral

    erkek arkadaş

    Erkek olan romantik partner.

    Her boyfriend is picking her up at eight.

    Erkek arkadaşı onu sekizde almaya gelecek.

  • 18
    girlfriendnounneutral

    kız arkadaş

    Kadın olan romantik partner.

    He introduced his girlfriend to his parents.

    Kız arkadaşını ailesiyle tanıştırdı.

  • 19
    break upphrasal verbinformal

    ayrılmak

    Romantik bir ilişkiyi sona erdirmek.

    They broke up after five years together.

    Beş yıl birlikte olduktan sonra ayrıldılar.

  • 20
    get engagedexpressionneutral

    nişanlanmak

    Biriyle evlenmek üzere resmen sözleşmek.

    They got engaged on holiday in Italy.

    İtalya'da tatildeyken nişanlandılar.

  • 21
    get marriedexpressionneutral

    evlenmek

    Evlilik birliğine girmek; B1 düzeyinin en yaygın ifadelerinden biridir.

    They're getting married in June.

    Haziranda evleniyorlar.

  • 22
    marriagenounneutral

    evlilik

    İki kişinin eş olarak yasal ya da resmî biçimde birleşmesi.

    Their marriage has been very happy.

    Evlilikleri çok mutlu geçti.

  • 23
    weddingnounneutral

    düğün

    İki kişinin evlendiği tören ve kutlama.

    We're invited to their wedding next month.

    Gelecek ay düğünlerine davetliyiz.

  • 24
    get divorcedexpressionneutral

    boşanmak

    Bir evliliği yasal olarak sona erdirmek.

    His parents got divorced when he was ten.

    Annesiyle babası o on yaşındayken boşandı.

  • 25
    argueverbneutral

    tartışmak

    Anlaşmazlığı, çoğu zaman öfkeyle dile getirmek; çatışma söz varlığının anahtar sözcüğüdür.

    They're always arguing about money.

    Sürekli para yüzünden tartışıyorlar.

  • 26
    argumentnounneutral

    tartışma

    İnsanlar arasındaki öfkeli anlaşmazlık.

    We had a big argument last night.

    Dün gece büyük bir tartışma yaşadık.

  • 27
    have a fightexpressioninformal

    kavga etmek

    Ciddi bir tartışma yaşamak; sözlü ya da fiziksel olabilir, burada çoğunlukla sözlüdür.

    They had a fight and didn't speak for a week.

    Kavga ettiler ve bir hafta boyunca konuşmadılar.

  • 28
    apologizeverbneutral

    özür dilemek (Amerikan yazımı)

    Yaptığınız bir şey için üzgün olduğunuzu söylemek; İngiliz İngilizcesinde "apologise" biçiminde yazılır.

    He apologized for being late.

    Geç kaldığı için özür diledi.

  • 29
    apologynounneutral

    özür

    Bir hata ya da kırıcı davranış için duyulan pişmanlığın dile getirilmesi.

    She owes me an apology.

    Bana bir özür borçlu.

  • 30
    forgiveverbneutral

    affetmek

    Birine yaptığı bir şey yüzünden duyduğunuz öfkeyi bırakmak.

    I forgive you for what happened.

    Olanlar için seni affediyorum.

  • 31
    compromisenounneutral

    uzlaşma

    Her iki tarafın da bir şeyden vazgeçtiği anlaşma; ilişki söz varlığının anahtar sözcüğüdür.

    We reached a compromise that suited everyone.

    Herkese uyan bir uzlaşmaya vardık.

  • 32
    fall outphrasal verbinformalBritish English

    küsmek

    Bir tartışma yüzünden arkadaşlığı bitirmek; İngiliz İngilizcesinde yaygındır.

    They fell out over a misunderstanding.

    Bir yanlış anlaşılma yüzünden küstüler.

  • 33
    discussverbneutral

    görüşmek

    Bir konuyu başkalarıyla ayrıntılı biçimde konuşmak; anahtar bir iletişim fiilidir.

    We need to discuss our plans for the weekend.

    Hafta sonu planlarımızı görüşmemiz gerek.

  • 34
    discussionnounneutral

    görüşme

    İnsanların bir konu üzerine konuştuğu karşılıklı sohbet.

    We had a long discussion about the future.

    Gelecek hakkında uzun bir görüşme yaptık.

  • 35
    agreeverbneutral

    aynı fikirde olmak

    Biriyle aynı görüşe sahip olmak; temel bir iletişim fiilidir.

    I completely agree with you.

    Seninle tamamen aynı fikirdeyim.

  • 36
    disagreeverbneutral

    aynı fikirde olmamak

    Birinden farklı bir görüşe sahip olmak.

    I'm afraid I disagree with that idea.

    Korkarım o fikirle aynı görüşte değilim.

  • 37
    persuadeverbneutral

    ikna etmek

    Gerekçeler sunarak birine bir şey yaptırmak ya da bir şeye inandırmak.

    She persuaded me to come to the party.

    Beni partiye gelmeye ikna etti.

  • 38
    suggestverbneutral

    önermek

    Başkalarının değerlendirmesi için bir fikir ya da plan ileri sürmek.

    Can I suggest a different restaurant?

    Başka bir restoran önerebilir miyim?

  • 39
    suggestionnounneutral

    öneri

    Değerlendirilmek üzere ortaya konan fikir ya da plan.

    That's a great suggestion.

    Bu harika bir öneri.

  • 40
    inviteverbneutral

    davet etmek

    Birini bir etkinliğe gelmeye ya da bir şey yapmaya çağırmak.

    They invited us to their wedding.

    Bizi düğünlerine davet ettiler.

  • 41
    invitationnounneutral

    davet

    Bir etkinliğe katılmak için yapılan sözlü ya da yazılı çağrı.

    Thank you for the invitation to your party.

    Partinize davetiniz için teşekkür ederim.

  • 42
    partynounneutral

    parti

    Genellikle yiyecek, müzik ve içeceğin olduğu, eğlence amaçlı sosyal toplantı.

    We're having a party for her birthday.

    Doğum günü için ona bir parti veriyoruz.

  • 43
    celebrationnounneutral

    kutlama

    Özel bir günü anmak için düzenlenen etkinlik ya da faaliyet.

    There was a big celebration after the wedding.

    Düğünden sonra büyük bir kutlama vardı.

  • 44
    celebrateverbneutral

    kutlamak

    Özel bir olayı anmak için keyifli bir şey yapmak.

    We're going out to celebrate her promotion.

    Terfisini kutlamak için dışarı çıkıyoruz.

  • 45
    guestnounneutral

    misafir

    Bir etkinliğe ya da birinin evine davet edilen kişi.

    There were over a hundred guests at the wedding.

    Düğünde yüzden fazla misafir vardı.

  • 46
    hostnounneutral

    ev sahibi

    Bir partiyi ya da etkinliği düzenleyip veren kişi.

    Our host welcomed us at the door.

    Ev sahibimiz bizi kapıda karşıladı.

  • 47
    trustverbneutral

    güvenmek

    Birinin dürüst ve güvenilir olduğuna inanmak; ilişkilerin temelidir.

    I trust her completely.

    Ona tamamen güveniyorum.

  • 48
    supportverbneutral

    desteklemek

    Birine duygusal ya da pratik olarak yardım etmek.

    My friends always support me when things go wrong.

    İşler ters gittiğinde arkadaşlarım beni hep destekler.

  • 49
    get to knowexpressionneutral

    tanımak

    Birini zamanla yakından tanır hâle gelmek.

    It takes time to get to know someone properly.

    Birini doğru dürüst tanımak zaman alır.

  • 50
    introduceverbneutral

    tanıştırmak

    Bir kişiyi başka biriyle ilk kez karşı karşıya getirmek.

    Let me introduce you to my sister.

    Seni kız kardeşimle tanıştırayım.

  • 51
    get togetherphrasal verbinformal

    bir araya gelmek

    Bir grup hâlinde sosyal amaçla buluşmak.

    Let's get together for coffee sometime.

    Bir ara kahve içmek için bir araya gelelim.

  • 52
    anniversarynounneutral

    yıl dönümü

    Özel bir olayın, özellikle de bir evliliğin her yıl gelen tarihi.

    They celebrated their tenth wedding anniversary.

    Onuncu evlilik yıl dönümlerini kutladılar.

  • 53
    honeymoonnounneutral

    balayı

    Bir çiftin düğününün hemen ardından çıktığı tatil.

    They went to Greece for their honeymoon.

    Balayı için Yunanistan'a gittiler.

  • 54
    couplenounneutral

    çift

    Romantik bir ilişki içindeki iki kişi.

    They make a lovely couple.

    Çok tatlı bir çift oluyorlar.

  • 55
    chatverbinformal

    sohbet etmek

    Dostça ve teklifsiz bir biçimde konuşmak.

    We chatted for hours about old times.

    Eski günler üzerine saatlerce sohbet ettik.

  • 56
    gossipverbinformal

    dedikodu yapmak

    Başkalarının özel hayatı hakkında, çoğu zaman kırıcı biçimde konuşmak.

    They were gossiping about their boss.

    Patronları hakkında dedikodu yapıyorlardı.

  • 57
    get on someone's nervesidiominformal

    sinirine dokunmak

    Birini kızdırmak ya da rahatsız etmek; toplumsal çatışma bağlamlarında yaygındır.

    His constant complaining really gets on my nerves.

    Sürekli şikâyet etmesi gerçekten sinirime dokunuyor.

  • 58
    singleadjectiveneutral

    bekâr

    Romantik bir ilişkisi olmayan ya da evli olmayan.

    She's been single since the break-up.

    Ayrılıktan beri bekâr.

  • 59
    get in touchexpressionneutral

    iletişime geçmek

    Genellikle bir süre konuşmadıktan sonra biriyle temas kurmak.

    I'll get in touch with you next week.

    Haftaya seninle iletişime geçeceğim.

  • 60
    relationshipnounneutral

    ilişki

    İnsanlar arasındaki romantik bağ ya da herhangi bir toplumsal bağ.

    They've been in a relationship for three years.

    Üç yıldır bir ilişkileri var.

  • 61
    partnernounneutral

    hayat arkadaşı

    Romantik bir ilişki paylaştığınız kişi; cinsiyetten bağımsız bir terimdir.

    My partner and I are moving in together.

    Hayat arkadaşımla birlikte yaşamaya başlıyoruz.

  • 62
    divorcenounneutral

    boşanma

    Bir evliliğin yasal olarak sona ermesi.

    They went through a difficult divorce.

    Zorlu bir boşanma süreci geçirdiler.

  • 63
    make upphrasal verbinformal

    barışmak

    Bir tartışmanın ardından yeniden arkadaş olmak.

    They argued but soon made up.

    Tartıştılar ama kısa sürede barıştılar.

  • 64
    compromiseverbneutral

    uzlaşmak

    Her iki tarafın da ödün vermesiyle bir anlaşmazlığı çözmek.

    Both sides will have to compromise.

    İki tarafın da uzlaşması gerekecek.

  • 65
    neighbornounneutralAmerican English

    komşu (Amerikan yazımı)

    Yanınızda ya da yakınınızda oturan kişi anlamındaki sözcüğün Amerikan İngilizcesindeki yazımı.

    Our new neighbor invited us over for dinner.

    Yan komşumuz bizi akşam yemeğine çağırdı.

  • 66
    apologiseverbneutralBritish English

    özür dilemek (İngiliz yazımı)

    Bir hata için üzgün olduğunu söylemek anlamındaki fiilin İngiliz İngilizcesindeki yazımı.

    You should apologise to her for being so rude.

    Kaba davrandığın için ondan özür dilemelisin.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Arkadaşlık kurmak, flört etmek, evlenmek, tartışmak ve barışmak... İnsan ilişkilerinin her aşamasının kendi sözcükleri var; bu paket onları B1'den C1'e doğru taşıyor. Özür dilemek, affetmek, uzlaşmak gibi anlaşmazlık dilini; ikna etmek, önermek, katılmak ve katılmamak gibi iletişim fiillerini; parti, düğün, kutlama gibi sosyal olayları tek tek çalışırsınız. Hassas konuşmaları bile incelikle yürütür, yakın dostluklarınızı yabancı dilde sürdürürsünüz.

İlişkiler ve sosyal hayat için diğer seviyeler

B1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi