Yiyecek ve içecekler
Sipariş verin, market alışverişi yapın ve sofra sohbetlerine katılın.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
88 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1foodnounneutral
yiyecek
İnsanların yediği şeyler için kullanılan genel sözcük.
I love Italian food.
İtalyan yemeklerini çok severim.
- 2drinknounneutral
içecek
Su ya da meyve suyu gibi içebileceğiniz bir sıvı.
Can I get you a drink?
Size bir içecek getireyim mi?
- 3drinkverbneutral
içmek
Sıvıyı ağzına alıp yutmak.
I drink water every day.
Her gün su içerim.
- 4eatverbneutral
yemek
Yiyeceği ağzına alıp yutmak.
Let's eat now, I'm hungry.
Hadi şimdi yiyelim, karnım aç.
- 5mealnounneutral
öğün
Kahvaltı ya da akşam yemeği gibi, bir seferde yenen yemek.
That was a great meal!
Harika bir yemekti!
- 6breakfastnounneutral
kahvaltı
Günün sabah yenen ilk öğünü.
I have eggs for breakfast.
Kahvaltıda yumurta yerim.
- 7lunchnounneutral
öğle yemeği
Günün ortasında yenen öğün.
Let's have lunch together.
Hadi birlikte öğle yemeği yiyelim.
- 8dinnernounneutral
akşam yemeği
Genellikle akşamları yenen ana öğün.
Dinner is ready!
Akşam yemeği hazır!
- 9snacknounneutral
atıştırmalık
Öğün aralarında yenen az miktarda yiyecek.
I want a snack before dinner.
Akşam yemeğinden önce bir atıştırmalık istiyorum.
- 10waternounneutral
su
En yaygın içecek; berrak bir sıvı.
Can I have a glass of water?
Bana bir bardak su verir misin?
- 11milknounneutral
süt
İneklerden gelen beyaz içecek; bir süt ürünü.
I put milk in my coffee.
Kahveme süt koyarım.
- 12coffeenounneutral
kahve
Genellikle sabahları içilen sıcak, kahverengi bir içecek.
I drink coffee every morning.
Her sabah kahve içerim.
- 13teanounneutral
çay
Yapraklardan yapılan sıcak bir içecek.
She likes green tea.
Yeşil çayı sever.
- 14juicenounneutral
meyve suyu
Meyveden yapılan bir içecek.
I want orange juice.
Portakal suyu istiyorum.
- 15sodanounneutral
gazlı içecek (Amerikan İngilizcesi)
Tatlı, gazlı ve soğuk bir içecek.
He drinks too much soda.
Çok fazla gazlı içecek içiyor.
- 16beernounneutral
bira
Tahıldan yapılan alkollü bir içki.
Two beers, please.
İki bira lütfen.
- 17winenounneutral
şarap
Üzümden yapılan alkollü bir içki.
We had red wine with dinner.
Akşam yemeğinde kırmızı şarap içtik.
- 18breadnounneutral
ekmek
Undan yapılıp fırınlanan temel yiyecek.
I buy fresh bread every day.
Her gün taze ekmek alırım.
- 19ricenounneutral
pirinç
Yaygın bir yiyecek olan küçük beyaz taneler.
We eat rice with chicken.
Pilavı tavukla yeriz.
- 20pastanounneutral
makarna
Spagetti gibi, undan yapılan İtalyan yiyeceği. Türkçedeki 'pasta' sözcüğüyle karıştırılmamalı; o, tatlı bir hamur işidir.
I love pasta with tomato sauce.
Domates soslu makarnayı çok severim.
- 21noodlesnounneutral
erişte
Çoğunlukla çorbada bulunan, uzun ve ince makarna parçaları.
I ate noodles for lunch.
Öğle yemeğinde erişte yedim.
- 22eggnounneutral
yumurta
Tavuktan gelen, sıklıkla kahvaltıda yenen yiyecek.
I want two eggs for breakfast.
Kahvaltıya iki yumurta istiyorum.
- 23cheesenounneutral
peynir
Sütten yapılan bir süt ürünü.
I like cheese on my sandwich.
Sandviçimde peynir olmasını severim.
- 24butternounneutral
tereyağı
Ekmeğe sürülen, yumuşak ve sarı bir süt ürünü.
Put some butter on the bread.
Ekmeğe biraz tereyağı sür.
- 25yogurtnounneutral
yoğurt (Amerikan yazımı)
Sütten yapılan yumuşak bir süt ürünü.
I eat yogurt with fruit.
Yoğurdu meyveyle yerim.
- 26creamnounneutral
krema
Sütün koyu kısmı; yemeklerde ve kahvede kullanılır.
I want cream in my coffee.
Kahveme krema istiyorum.
- 27meatnounneutral
et
Hayvanlardan gelen yiyecek.
I don't eat meat.
Ben et yemem.
- 28chickennounneutral
tavuk
Tavuktan elde edilen et; yaygın bir yiyecek.
We are having chicken for dinner.
Akşam yemeğinde tavuk yiyoruz.
- 29fishnounneutral
balık
Suda yaşayan, yiyecek olarak tüketilen bir hayvan.
We eat fish on Fridays.
Cuma günleri balık yeriz.
- 30beefnounneutral
dana eti
İnekten elde edilen et.
I'd like the beef, please.
Dana etini alayım lütfen.
- 31porknounneutral
domuz eti
Domuzdan elde edilen et.
We don't eat pork.
Biz domuz eti yemeyiz.
- 32hamnounneutral
jambon
Domuzdan elde edilen, çoğunlukla sandviçlerde kullanılan et.
I want a ham sandwich.
Jambonlu sandviç istiyorum.
- 33sausagenounneutral
sosis
İnce bir zar içine doldurulmuş uzun et parçası.
I had eggs and sausage.
Yumurta ve sosis yedim.
- 34applenounneutral
elma
Yuvarlak, kırmızı ya da yeşil bir meyve.
I eat an apple every day.
Her gün bir elma yerim.
- 35banananounneutral
muz
Uzun, sarı bir meyve.
Monkeys love bananas.
Maymunlar muza bayılır.
- 36orangenounneutral
portakal
Yuvarlak, turuncu renkli bir meyve.
This orange is very juicy.
Bu portakal çok sulu.
- 37grapenounneutral
üzüm
Salkım hâlinde yetişen, küçük ve yuvarlak bir meyve.
These grapes are green.
Bu üzümler yeşil.
- 38lemonnounneutral
limon
Sarı renkli, ekşi bir meyve.
I want lemon in my tea.
Çayıma limon istiyorum.
- 39strawberrynounneutral
çilek
Küçük, kırmızı ve tatlı bir meyve.
I love strawberries and cream.
Çilekli kremayı çok severim.
- 40fruitnounneutral
meyve
Elma ve portakal gibi, bitkilerden gelen tatlı yiyecekler.
Eat more fruit, it's healthy.
Daha çok meyve ye, sağlıklıdır.
- 41vegetablenounneutral
sebze
Havuç, patates ve soğan gibi bitkisel yiyecekler.
Children should eat vegetables.
Çocuklar sebze yemeli.
- 42potatonounneutral
patates
Toprakta yetişen, yuvarlak bir sebze.
We are having meat and potatoes.
Etli patates yiyoruz.
- 43tomatonounneutral
domates
Salatalarda ve soslarda kullanılan kırmızı bir sebze.
I put tomatoes in my salad.
Salatama domates koyarım.
- 44carrotnounneutral
havuç
Uzun, turuncu bir sebze.
Rabbits like carrots.
Tavşanlar havucu sever.
- 45onionnounneutral
soğan
Keskin tatlı, yuvarlak bir sebze.
I don't want onions on my burger.
Hamburgerimde soğan istemiyorum.
- 46garlicnounneutral
sarımsak
Yemeklere tat vermek için kullanılan, küçük ve keskin bir sebze.
This bread has a lot of garlic.
Bu ekmekte bol sarımsak var.
- 47cornnounneutral
mısır
İçinde birçok küçük tane bulunan sarı bir sebze.
We had chicken and corn.
Tavuk ve mısır yedik.
- 48mushroomnounneutral
mantar
Toprakta yetişen, küçük ve yumuşak bir yiyecek.
I want mushrooms on my pizza.
Pizzamda mantar istiyorum.
- 49saladnounneutral
salata
Çoğunlukla marullu, soğuk bir sebze yemeği.
I'll have a green salad.
Yeşil salata alayım.
- 50soupnounneutral
çorba
Kaşıkla yenen, sıcak ve sıvı bir yiyecek.
I want hot soup today.
Bugün sıcak çorba istiyorum.
- 51sandwichnounneutral
sandviç
İki dilim ekmek arasına konan yiyecek.
I made a cheese sandwich.
Peynirli sandviç yaptım.
- 52pizzanounneutral
pizza
Üzerinde peynir ve domates bulunan, yassı ve yuvarlak bir yiyecek.
Let's order a pizza.
Hadi pizza söyleyelim.
- 53burgernouninformal
hamburger
Yuvarlak bir ekmek arasına konan et.
I want a burger and fries.
Hamburger ve patates kızartması istiyorum.
- 54french friesnounneutral
patates kızartması
Uzun, ince kızartılmış patates parçaları.
Can I have some french fries?
Biraz patates kızartması alabilir miyim?
- 55chipsnouninformal
cips (Amerikan İngilizcesi)
İnce, çıtır çıtır ve tuzlu patates atıştırmalıkları.
I love salty chips.
Tuzlu cipse bayılırım.
- 56cakenounneutral
pasta
Özel günlerde yenen, tatlı bir fırın ürünü. Türkçede 'pasta' bu tatlıyı anlatır; İngilizcedeki 'pasta' ise makarna demektir.
Happy birthday! Here is your cake.
İyi ki doğdun! İşte pastan.
- 57chocolatenounneutral
çikolata
Kakaodan yapılan, tatlı ve kahverengi bir yiyecek.
I love dark chocolate.
Bitter çikolatayı çok severim.
- 58cookienounneutral
kurabiye (Amerikan İngilizcesi)
Küçük, yassı ve tatlı bir fırın atıştırmalığı.
Would you like a cookie?
Kurabiye ister misin?
- 59candynounneutral
şekerleme (Amerikan İngilizcesi)
Şekerden yapılan küçük tatlı ikramlıklar.
Children love candy.
Çocuklar şekerlemeye bayılır.
- 60ice creamnounneutral
dondurma
Sütten yapılan, soğuk yenen bir tatlı.
I want chocolate ice cream.
Çikolatalı dondurma istiyorum.
- 61cerealnounneutral
mısır gevreği
Sütle birlikte yenen bir kahvaltılık.
I eat cereal with milk.
Mısır gevreğini sütle yerim.
- 62sugarnounneutral
şeker
İçeceklere ve yemeklere eklenen, tatlı ve beyaz bir madde.
I take my coffee with sugar.
Kahvemi şekerli içerim.
- 63saltnounneutral
tuz
Yemeği tuzlu yapmak için eklenen beyaz madde.
Can you pass the salt?
Tuzu uzatır mısın?
- 64peppernounneutral
karabiber
Yemeklere tat vermek için eklenen, koyu renkli bir baharat.
I like salt and pepper on my eggs.
Yumurtamda tuz ve karabiber olmasını severim.
- 65oilnounneutral
yağ
Yemek pişirmede ve salatalarda kullanılan sıvı yağ.
I put olive oil on my salad.
Salatama zeytinyağı koyarım.
- 66honeynounneutral
bal
Arıların yaptığı, tatlı ve sıvı bir besin.
I put honey in my tea.
Çayıma bal koyarım.
- 67jamnounneutral
reçel
Ekmeğe sürülen tatlı meyve ezmesi.
I like strawberry jam on toast.
Kızarmış ekmeğe çilek reçeli sürmeyi severim.
- 68saucenounneutral
sos
Yemeğe tat katmak için eklenen sıvı.
I want tomato sauce on my pasta.
Makarnama domates sosu istiyorum.
- 69sweetadjectiveneutral
tatlı
Şeker ya da bal gibi bir tadı olan.
This cake is too sweet.
Bu pasta fazla tatlı.
- 70saltyadjectiveneutral
tuzlu
Tuz tadı olan.
These chips are very salty.
Bu cipsler oldukça tuzlu.
- 71spicyadjectiveneutral
acılı
Baharatlardan gelen güçlü ve yakıcı bir tadı olan.
I love spicy food.
Acılı yemeklere bayılırım.
- 72souradjectiveneutral
ekşi
Limon gibi keskin bir tadı olan.
Lemons are very sour.
Limon çok ekşidir.
- 73bitteradjectiveneutral
acı
Kahve gibi keskin, tatlı olmayan bir tadı olan.
This coffee is too bitter.
Bu kahve fazla acı.
- 74hotadjectiveneutral
sıcak
Sıcaklığı çok yüksek olan ya da tadı yakıcı olan.
Be careful, the soup is hot.
Dikkat et, çorba sıcak.
- 75deliciousadjectiveneutral
lezzetli
Tadı çok güzel olan.
This pizza is delicious!
Bu pizza çok lezzetli!
- 76freshadjectiveneutral
taze
Yeni yapılmış ya da yeni toplanmış; bayat olmayan.
I like fresh bread.
Taze ekmeği severim.
- 77coldadjectiveneutral
soğuk
Sıcaklığı düşük olan; çoğunlukla içecekler için kullanılır.
I want a cold drink.
Soğuk bir içecek istiyorum.
- 78hungryadjectiveneutral
aç
Yemek yemek isteyen.
I'm very hungry.
Çok açım.
- 79thirstyadjectiveneutral
susamış
Bir şey içmek isteyen.
I'm thirsty; can I have some water?
Susadım; biraz su alabilir miyim?
- 80bottlenounneutral
şişe
Su gibi içecekler için kullanılan uzun kap.
I bought a bottle of water.
Bir şişe su aldım.
- 81platenounneutral
tabak
Yemek için kullanılan düz kap.
Put the food on the plate.
Yemeği tabağa koy.
- 82cupnounneutral
fincan
İçmek için kullanılan, genellikle kulplu küçük bir kap.
I'd like a cup of tea.
Bir fincan çay istiyorum.
- 83glassnounneutral
bardak
İçmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış, kulpsuz bir kap.
Can I have a glass of water?
Bir bardak su alabilir miyim?
- 84crispsnounneutralBritish English
cips (İngiliz İngilizcesi)
Paket içinde atıştırmalık olarak satılan, ince ve çıtır çıtır kızartılmış patates dilimleri için kullanılan İngiliz İngilizcesi sözcüğü.
I bought a bag of crisps at the shop.
Dükkândan bir paket cips aldım.
- 85biscuitnounneutralBritish English
kurabiye (İngiliz İngilizcesi)
Atıştırmalık olarak yenen, küçük ve sert tatlı fırın ürünü için kullanılan İngiliz İngilizcesi sözcüğü.
Would you like a biscuit with your tea?
Çayınızın yanında kurabiye ister misiniz?
- 86sweetsnounneutralBritish English
şekerleme (İngiliz İngilizcesi)
Şekerden yapılan küçük tatlı parçalar için kullanılan İngiliz İngilizcesi sözcüğü.
The children love eating sweets.
Çocuklar şekerlemelere bayılıyor.
- 87yoghurtnounneutralBritish English
yoğurt (İngiliz yazımı)
Sütten yapılan koyu kıvamlı süt ürününün İngiliz İngilizcesindeki yazımı.
I eat yoghurt with fruit for breakfast.
Kahvaltıda meyveli yoğurt yerim.
- 88fizzy drinknounneutralBritish English
gazlı içecek (İngiliz İngilizcesi)
Tatlı ve gazlı meşrubat için kullanılan İngiliz İngilizcesi sözcüğü.
Can I have a fizzy drink, please?
Bir gazlı içecek alabilir miyim lütfen?
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Yeni bir dilde ilk konuşmak isteyeceğiniz konuların başında yemek gelir. Sofra hazır: sık geçen yiyecek ve içecek adları, günün öğünleri, tatlı, tuzlu ve acı gibi temel tat sözcükleri. A2 tarafında menü, sipariş, hesap ve garson gibi restoran kelimeleri devreye giriyor. Kafede ne istediğinizi tam olarak söyleyebilir, sevdiğiniz yemeği anlatabilirsiniz.