a1Kelime paketi

Günler, saatler ve takvim

Saati söyleyin, ay ve gün adlarını öğrenin, tarihlerden söz edin.

72 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

72 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    daynounneutral

    gün

    Yirmi dört saatlik dönem ya da ortalığın aydınlık olduğu zaman; çok sık kullanılan temel bir sözcük.

    I work eight hours a day.

    Günde sekiz saat çalışıyorum.

  • 2
    weeknounneutral

    hafta

    Yedi günlük dönem.

    I'll see you next week.

    Seni haftaya görürüm.

  • 3
    weekendnounneutral

    hafta sonu

    Cumartesi ve pazar; çalışılmayan günler.

    What are you doing this weekend?

    Bu hafta sonu ne yapıyorsun?

  • 4
    Mondaynounneutral

    Pazartesi

    İş haftasının ilk günü.

    I hate getting up early on Monday.

    Pazartesi günleri erken kalkmaktan nefret ediyorum.

  • 5
    Tuesdaynounneutral

    Salı

    İş haftasının ikinci günü.

    My English class is on Tuesday.

    İngilizce dersim salı günü.

  • 6
    Wednesdaynounneutral

    Çarşamba

    İş haftasının ortadaki günü; İngilizcede baştaki 'd' harfi okunmaz.

    We have a meeting on Wednesday morning.

    Çarşamba sabahı toplantımız var.

  • 7
    Thursdaynounneutral

    Perşembe

    İş haftasının dördüncü günü.

    Can we meet on Thursday?

    Perşembe günü buluşabilir miyiz?

  • 8
    Fridaynounneutral

    Cuma

    İş haftasının son günü.

    Thank God it's Friday!

    Çok şükür, cuma oldu!

  • 9
    Saturdaynounneutral

    Cumartesi

    Hafta sonunun ilk günü.

    I do my shopping on Saturday.

    Alışverişimi cumartesi yaparım.

  • 10
    Sundaynounneutral

    Pazar

    Hafta sonunun ikinci günü; çoğu zaman dinlenme günüdür.

    We have a big lunch every Sunday.

    Her pazar büyük bir öğle yemeği yeriz.

  • 11
    monthnounneutral

    ay

    Bir yılın on iki bölümünden biri.

    I'm going on holiday next month.

    Gelecek ay tatile gidiyorum.

  • 12
    Januarynounneutral

    Ocak

    Yılın ilk ayı.

    My birthday is in January.

    Doğum günüm ocak ayında.

  • 13
    Marchnounneutral

    Mart

    Yılın üçüncü ayı.

    Spring starts in March.

    İlkbahar martta başlar.

  • 14
    Aprilnounneutral

    Nisan

    Yılın dördüncü ayı.

    It often rains in April.

    Nisanda sık sık yağmur yağar.

  • 15
    Maynounneutral

    Mayıs

    Yılın beşinci ayı.

    The flowers come out in May.

    Çiçekler mayısta açar.

  • 16
    Junenounneutral

    Haziran

    Yılın altıncı ayı.

    School finishes in June.

    Okul haziranda biter.

  • 17
    Julynounneutral

    Temmuz

    Yılın yedinci ayı.

    We always go to the beach in July.

    Temmuzda hep sahile gideriz.

  • 18
    Augustnounneutral

    Ağustos

    Yılın sekizinci ayı.

    My holiday starts in August.

    Tatilim ağustosta başlıyor.

  • 19
    Septembernounneutral

    Eylül

    Yılın dokuzuncu ayı.

    School starts again in September.

    Okul eylülde yeniden başlar.

  • 20
    Octobernounneutral

    Ekim

    Yılın onuncu ayı.

    The leaves fall in October.

    Yapraklar ekimde dökülür.

  • 21
    Novembernounneutral

    Kasım

    Yılın on birinci ayı.

    It gets dark early in November.

    Kasımda hava erken kararır.

  • 22
    Decembernounneutral

    Aralık

    Yılın on ikinci ve son ayı.

    Christmas is in December.

    Noel aralık ayındadır.

  • 23
    seasonnounneutral

    mevsim

    Yılın dört bölümünden biri: ilkbahar, yaz, sonbahar, kış.

    Winter is my favourite season.

    Kış benim en sevdiğim mevsim.

  • 24
    springnounneutral

    ilkbahar

    Kıştan sonra gelen, bitkilerin yeşermeye başladığı mevsim.

    The flowers grow in spring.

    Çiçekler ilkbaharda yetişir.

  • 25
    summernounneutral

    yaz

    Yılın en sıcak mevsimi.

    We swim in the sea every summer.

    Her yaz denizde yüzeriz.

  • 26
    autumnnounneutralBritish English

    sonbahar (İngiliz İngilizcesi)

    Yazdan sonra gelen, yaprakların döküldüğü mevsim; İngiliz İngilizcesi sözcüktür, Amerikan İngilizcesinde 'fall' denir.

    The leaves turn brown in autumn.

    Yapraklar sonbaharda kahverengiye döner.

  • 27
    fallnounneutralAmerican English

    sonbahar (Amerikan İngilizcesi)

    Yazdan sonra gelen mevsim; 'autumn' sözcüğünün Amerikan İngilizcesindeki karşılığı.

    School starts again in the fall.

    Okul güzün yeniden başlar.

  • 28
    winternounneutral

    kış

    Yılın en soğuk mevsimi.

    It snows a lot in winter.

    Kışın çok kar yağar.

  • 29
    timenounneutral

    zaman

    Genel anlamda zaman kavramı ya da saatin gösterdiği vakit.

    What time is it?

    Saat kaç?

  • 30
    hournounneutral

    saat

    Altmış dakikalık süre; İngilizcede baştaki 'h' harfi okunmaz.

    The film lasts two hours.

    Film iki saat sürüyor.

  • 31
    minutenounneutral

    dakika

    Altmış saniyelik süre; 'kısa bir süre' anlamında da kullanılır.

    Wait a minute, please.

    Bir dakika bekleyin, lütfen.

  • 32
    secondnounneutral

    saniye

    Çok kısa bir zaman birimi; gündelik dilde 'bir an' anlamında da kullanılır.

    Just a second, I'm coming!

    Bir saniye, geliyorum!

  • 33
    o'clockadverbneutral

    tam saat

    Tam saati söylemek için sayıdan sonra kullanılır.

    The shop opens at nine o'clock.

    Dükkân saat dokuzda açılıyor.

  • 34
    clocknounneutral

    duvar saati

    Duvarda ya da masada duran, saati gösteren alet.

    The clock on the wall is wrong.

    Duvardaki saat yanlış gösteriyor.

  • 35
    watchnounneutral

    kol saati

    Bilekte taşınan küçük saat.

    My watch has stopped.

    Kol saatim durdu.

  • 36
    noonnounneutral

    öğle (saat on iki)

    Günün ortasında saat on iki.

    Let's meet at noon.

    Öğlen buluşalım.

  • 37
    middaynounneutral

    öğle vakti

    Günün ortası, saat on iki dolayları.

    We stop for lunch at midday.

    Öğle yemeği için günün ortasında ara veririz.

  • 38
    midnightnounneutral

    gece yarısı

    Gece saat on iki.

    The party finished at midnight.

    Parti gece yarısı bitti.

  • 39
    morningnounneutral

    sabah

    Günün, gün doğumundan öğleye kadar süren ilk bölümü.

    Good morning! How are you?

    Günaydın! Nasılsın?

  • 40
    afternoonnounneutral

    öğleden sonra

    Günün öğle ile akşam arasındaki bölümü.

    Good afternoon, can I help you?

    İyi günler, size yardımcı olabilir miyim?

  • 41
    eveningnounneutral

    akşam

    Günün öğleden sonra ile gece arasındaki bölümü.

    Good evening, everyone.

    İyi akşamlar, herkese.

  • 42
    nightnounneutral

    gece

    Günün, çoğu insanın uyuduğu karanlık bölümü.

    Good night, sleep well!

    İyi geceler, güzel uykular!

  • 43
    tonightadverbneutral

    bu gece

    Bugünün akşamı ya da gecesi.

    Are you free tonight?

    Bu gece boş musun?

  • 44
    a.m.adverbneutral

    öğleden önce (ÖÖ)

    Bir saatin sabaha ait olduğunu göstermek için saatten sonra kullanılır.

    My train leaves at 7 a.m.

    Trenim sabah yedide kalkıyor.

  • 45
    p.m.adverbneutral

    öğleden sonra (ÖS)

    Bir saatin öğleden sonraya ya da akşama ait olduğunu göstermek için saatten sonra kullanılır.

    The meeting is at 3 p.m.

    Toplantı öğleden sonra üçte.

  • 46
    todayadverbneutral

    bugün

    İçinde bulunulan günde.

    What's the date today?

    Bugün ayın kaçı?

  • 47
    yesterdayadverbneutral

    dün

    Bugünden önceki günde.

    I saw her yesterday.

    Onu dün gördüm.

  • 48
    tomorrowadverbneutral

    yarın

    Bugünden sonraki günde.

    See you tomorrow!

    Yarın görüşürüz!

  • 49
    nowadverbneutral

    şimdi

    İçinde bulunulan anda.

    I'm busy right now.

    Şu anda meşgulüm.

  • 50
    soonadverbneutral

    yakında

    Şu andan kısa bir süre sonra.

    I'll call you soon.

    Seni yakında ararım.

  • 51
    lateradverbneutral

    daha sonra

    Şu andan sonraki bir zamanda.

    I'll see you later.

    Sonra görüşürüz.

  • 52
    earlyadverbneutral

    erken

    Alışılmış ya da beklenen zamandan önce.

    I always get up early.

    Her zaman erken kalkarım.

  • 53
    alwaysadverbneutral

    her zaman

    Her defasında; sürekli olarak.

    She is always happy.

    O her zaman mutludur.

  • 54
    neveradverbneutral

    hiçbir zaman

    Hiçbir vakit; hiçbir durumda olmayan.

    I never drink coffee.

    Hiç kahve içmem.

  • 55
    sometimesadverbneutral

    bazen

    Bazı durumlarda, ama her zaman değil.

    I sometimes walk to work.

    Bazen işe yürüyerek giderim.

  • 56
    oftenadverbneutral

    sık sık

    Çok kez; sıklıkla.

    We often eat out on Fridays.

    Cuma günleri sık sık dışarıda yemek yeriz.

  • 57
    usuallyadverbneutral

    genellikle

    Çoğu durumda; alışılmış bir düzen olarak.

    I usually have tea in the morning.

    Sabahları genellikle çay içerim.

  • 58
    beforeprepositionneutral

    -den önce

    Belirli bir zamandan ya da olaydan daha erken.

    Call me before nine o'clock.

    Beni saat dokuzdan önce ara.

  • 59
    afterprepositionneutral

    -den sonra

    Belirli bir zamandan ya da olaydan daha geç.

    Let's meet after lunch.

    Öğle yemeğinden sonra buluşalım.

  • 60
    agoadverbneutral

    önce

    Bir şeyin geçmişte ne kadar zaman önce olduğunu söylemek için kullanılır; zaman ifadesinden sonra gelir.

    I met him two years ago.

    Onunla iki yıl önce tanıştım.

  • 61
    datenounneutral

    tarih

    Gün, ay ve yıl olarak yazılan belirli bir gün.

    What's the date today?

    Bugünün tarihi nedir?

  • 62
    holidaynounneutral

    tatil (İngiliz İngilizcesi)

    Bir izin günü ya da bir gezi ve dinlenme dönemi; İngiliz İngilizcesi sözcüktür, Amerikan İngilizcesinde 'vacation' denir.

    We're going on holiday next week.

    Haftaya tatile gidiyoruz.

  • 63
    birthdaynounneutral

    doğum günü

    Bir kişinin doğduğu günü her yıl kutladığı gün.

    Happy birthday to you!

    Doğum günün kutlu olsun!

  • 64
    calendarnounneutral

    takvim

    Yılın günlerini, haftalarını ve aylarını gösteren çizelge ya da uygulama.

    I wrote the meeting in my calendar.

    Toplantıyı takvimime yazdım.

  • 65
    weekdaynounneutral

    hafta içi

    Hafta sonu dışında, pazartesiden cumaya kadar olan günlerden herhangi biri.

    The gym is busy on weekdays.

    Spor salonu hafta içi kalabalık oluyor.

  • 66
    Februarynounneutral

    Şubat

    Yılın ikinci ayı; en kısa ay.

    We got married in February.

    Şubatta evlendik.

  • 67
    yearnounneutral

    yıl

    On iki aylık dönem.

    This year I want to learn English.

    Bu yıl İngilizce öğrenmek istiyorum.

  • 68
    half pastphraseneutral

    buçuk

    Saatin otuz dakika geçtiğini söylemek için kullanılır.

    I get up at half past seven.

    Yedi buçukta kalkarım.

  • 69
    quarter pastphraseneutral

    çeyrek geçe

    Saati on beş dakika geçtiğini söylemek için kullanılır. İngiliz İngilizcesidir; Amerikan İngilizcesinde genellikle 'a quarter after' denir.

    It's a quarter past nine.

    Saat dokuzu çeyrek geçiyor.

  • 70
    quarter tophraseneutral

    çeyrek kala

    Saate on beş dakika kaldığını söylemek için kullanılır. İngiliz İngilizcesidir; Amerikan İngilizcesinde genellikle 'a quarter of' denir.

    It's a quarter to six.

    Saat altıya çeyrek var.

  • 71
    lateadjectiveneutral

    geç

    Alışılmış ya da beklenen zamandan sonra.

    Sorry I'm late!

    Geciktiğim için özür dilerim!

  • 72
    vacationnounneutralAmerican English

    tatil (Amerikan İngilizcesi)

    İşten ya da okuldan uzakta geçirilen dinlenme ve gezi dönemi için Amerikan İngilizcesinde kullanılan sözcük.

    We are going on vacation next week.

    Önümüzdeki hafta tatile çıkıyoruz.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Saat kaç? Hangi gün? Ne zaman buluşuyoruz? Gündelik hayatın en sık sorulan sorularına cevap verebilmek için haftanın günlerini, ayları, mevsimleri ve saati söylemeyi düzenli bir sırayla çalışıyorsunuz. Dün, yarın, gelecek hafta gibi zaman ifadeleri de eklendiğinden plan yapabilir, bir tarih belirtebilir ve randevu saatinizi karıştırmadan söyleyebilirsiniz. Takvim konuşmak artık zihinsel hesap gerektirmiyor.

A1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi