a1Kelime paketi

Sayılar ve sayma

Fiyat, tarih ve telefon numaralarını okuyun; miktarları ifade edin.

60 kelime
İngilizce kelime bilgisi

Kütüphaneme ekle

Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol

60 kelime

Tanımların dili:: Türkçe
  • 1
    onenumberneutral

    bir

    1 sayısı; ilk asıl sayı.

    I only need one apple.

    Yalnızca bir elmaya ihtiyacım var.

  • 2
    twonumberneutral

    iki

    2 sayısı.

    I have two brothers.

    İki erkek kardeşim var.

  • 3
    threenumberneutral

    üç

    3 sayısı.

    We waited for three hours.

    Üç saat bekledik.

  • 4
    fournumberneutral

    dört

    4 sayısı.

    The table has four chairs.

    Masanın dört sandalyesi var.

  • 5
    fivenumberneutral

    beş

    5 sayısı.

    Give me five minutes.

    Bana beş dakika ver.

  • 6
    sixnumberneutral

    altı

    6 sayısı.

    There are six eggs in the box.

    Kutuda altı yumurta var.

  • 7
    sevennumberneutral

    yedi

    7 sayısı.

    There are seven days in a week.

    Bir haftada yedi gün vardır.

  • 8
    eightnumberneutral

    sekiz

    8 sayısı.

    I bought eight bottles of water.

    Sekiz şişe su aldım.

  • 9
    ninenumberneutral

    dokuz

    9 sayısı.

    There are nine students in the class.

    Sınıfta dokuz öğrenci var.

  • 10
    tennumberneutral

    on

    10 sayısı.

    I have ten dollars.

    On dolarım var.

  • 11
    elevennumberneutral

    on bir

    11 sayısı.

    There are eleven players on the team.

    Takımda on bir oyuncu var.

  • 12
    twelvenumberneutral

    on iki

    12 sayısı.

    There are twelve months in a year.

    Bir yılda on iki ay vardır.

  • 13
    thirteennumberneutral

    on üç

    13 sayısı; İngilizcede '-teen' ile biten sayıların ilkidir.

    She is thirteen years old now.

    Artık on üç yaşında.

  • 14
    fifteennumberneutral

    on beş

    15 sayısı.

    The bus comes in fifteen minutes.

    Otobüs on beş dakika sonra geliyor.

  • 15
    twentynumberneutral

    yirmi

    20 sayısı.

    There are twenty people at the party.

    Partide yirmi kişi var.

  • 16
    thirtynumberneutral

    otuz

    30 sayısı.

    My father is thirty-five years old.

    Babam otuz beş yaşında.

  • 17
    fortynumberneutral

    kırk

    40 sayısı. İngilizce yazımında 'u' harfinin bulunmadığına dikkat et.

    There are about forty students here.

    Burada yaklaşık kırk öğrenci var.

  • 18
    fiftynumberneutral

    elli

    50 sayısı.

    The book has fifty pages.

    Kitap elli sayfa.

  • 19
    hundrednumberneutral

    yüz

    100 sayısı; İngilizcede genellikle 'a' ya da 'one' ile birlikte kullanılır.

    There are a hundred people in the room.

    Odada yüz kişi var.

  • 20
    thousandnumberneutral

    bin

    1.000 sayısı; İngilizcede genellikle 'a' ya da 'one' ile birlikte kullanılır.

    The city has a thousand people.

    Şehirde bin kişi yaşıyor.

  • 21
    millionnumberneutral

    milyon

    1.000.000 sayısı; ayrıca 'pek çok' anlamında abartma olarak da kullanılır.

    A million people live in this city.

    Bu şehirde bir milyon insan yaşıyor.

  • 22
    firstordinal numberneutral

    birinci, ilk

    1 sayısının sıra sayısı; hepsinden önce gelen.

    This is my first day at work.

    Bu, işteki ilk günüm.

  • 23
    secondordinal numberneutral

    ikinci

    2 sayısının sıra sayısı; birinciden sonra gelen.

    My room is on the second floor.

    Odam ikinci katta.

  • 24
    thirdordinal numberneutral

    üçüncü

    3 sayısının sıra sayısı.

    This is my third cup of tea.

    Bu, üçüncü çayım.

  • 25
    fourthordinal numberneutral

    dördüncü

    4 sayısının sıra sayısı.

    We live on the fourth floor.

    Dördüncü katta oturuyoruz.

  • 26
    fifthordinal numberneutral

    beşinci

    5 sayısının sıra sayısı.

    Today is the fifth of June.

    Bugün beş Haziran.

  • 27
    numbernounneutral

    sayı, numara

    Bir niceliği gösteren sözcük ya da simge; ayrıca telefon veya kapı numarası.

    What is your phone number?

    Telefon numaran ne?

  • 28
    countverbneutral

    saymak

    Sayıları sırayla söylemek ya da bir şeyin kaç tane olduğunu bulmak.

    Can you count to twenty in English?

    İngilizce yirmiye kadar sayabiliyor musun?

  • 29
    halfnounneutral

    yarım

    Bir şeyin iki eşit parçasından biri.

    I ate half of the pizza.

    Pizzanın yarısını yedim.

  • 30
    quarternounneutral

    çeyrek

    Bir şeyin dört eşit parçasından biri.

    She cut the orange into quarters.

    Portakalı çeyreklere böldü.

  • 31
    dozennounneutral

    düzine

    On iki adetten oluşan grup; çoğu zaman yumurta ya da çörek için kullanılır.

    I bought a dozen eggs.

    Bir düzine yumurta aldım.

  • 32
    pairnounneutral

    çift

    Ayakkabı ya da çorap gibi, birbirini tamamlayan iki şey.

    I need a new pair of shoes.

    Yeni bir çift ayakkabıya ihtiyacım var.

  • 33
    couplenouninformalneutral

    bir iki

    İki ya da az sayıda; 'a couple' kalıbı yaklaşık iki anlamına gelir.

    I'll be back in a couple of minutes.

    Bir iki dakikaya dönerim.

  • 34
    bothdeterminerneutral

    her ikisi de

    İkisi birlikte; iki şeyin ya da iki kişinin her biri.

    Both of my sisters are tall.

    Her iki kız kardeşim de uzun boylu.

  • 35
    manydeterminerneutral

    çok (sayılabilen şeyler için)

    Sayılabilen şeylerin çok sayıda olması; sorularda ve olumsuz cümlelerde kullanılır.

    There are many people here today.

    Bugün burada çok kişi var.

  • 36
    muchdeterminerneutral

    çok (sayılamayan şeyler için)

    Sayılamayan bir şeyin büyük miktarda olması; sorularda ve olumsuz cümlelerde kullanılır.

    How much water do you drink?

    Ne kadar su içiyorsun?

  • 37
    somedeterminerneutral

    biraz

    Belirtilmemiş bir miktar ya da sayı; azdan fazla ama çok da değil.

    I bought some apples.

    Biraz elma aldım.

  • 38
    a lotexpressioninformalneutral

    bir sürü

    Büyük bir miktar ya da sayı; günlük konuşmada çok yaygındır.

    There are a lot of cars on the road.

    Yolda bir sürü araba var.

  • 39
    enoughdeterminerneutral

    yeterli

    Gerektiği kadar çok ya da gerektiği sayıda.

    We have enough chairs for everyone.

    Herkese yetecek kadar sandalyemiz var.

  • 40
    moredeterminerneutral

    daha fazla

    Öncekinden daha büyük bir miktar ya da sayı.

    Can I have more rice, please?

    Biraz daha pilav alabilir miyim, lütfen?

  • 41
    alldeterminerneutral

    bütün, hepsi

    Sayının ya da miktarın tamamı; her biri.

    I ate all the cookies.

    Bütün kurabiyeleri yedim.

  • 42
    nonepronounneutral

    hiçbiri

    Hiç yok; bir şeyin sıfır tanesi.

    I wanted some cake, but there was none left.

    Biraz pasta istemiştim ama hiç kalmamıştı.

  • 43
    plusprepositionneutral

    artı

    Basit toplama işleminde kullanılır; '+' işareti.

    Two plus two is four.

    İki artı iki dört eder.

  • 44
    minusprepositionneutral

    eksi

    Basit çıkarma işleminde kullanılır; '−' işareti.

    Ten minus four is six.

    On eksi dört altı eder.

  • 45
    timesprepositionneutral

    çarpı

    Basit çarpma işleminde kullanılır; '×' işareti.

    Two times three is six.

    İki çarpı üç altı eder.

  • 46
    equalsverbneutral

    eşittir

    Aynıdır anlamına gelir; aritmetikte kullanılır; '=' işareti.

    One plus one equals two.

    Bir artı bir iki eder.

  • 47
    How many?expressionneutral

    Kaç tane?

    Sayılabilen şeylerin sayısını sormak için kullanılır.

    How many people are coming?

    Kaç kişi geliyor?

  • 48
    years oldexpressionneutral

    yaşında

    Birinin ya da bir şeyin yaşını belirtmek için sayıdan sonra kullanılır.

    My daughter is six years old.

    Kızım altı yaşında.

  • 49
    oldadjectiveneutral

    yaşlı

    Yaştan söz etmek için kullanılır; gencin karşıtıdır.

    How old is your brother?

    Erkek kardeşin kaç yaşında?

  • 50
    aboutadverbneutral

    yaklaşık

    Bir sayının önünde 'aşağı yukarı' anlamında kullanılır.

    There were about fifty people there.

    Orada yaklaşık elli kişi vardı.

  • 51
    onlyadverbneutral

    sadece

    Bir sayının önünde 'en fazla o kadar' anlamında kullanılır; az bir miktarı vurgular.

    I have only two dollars.

    Sadece iki dolarım var.

  • 52
    eachdeterminerneutral

    her biri

    İki ya da daha fazla şeyin veya kişinin tek tek ele alınan her biri.

    Each child gets one apple.

    Her çocuk bir elma alıyor.

  • 53
    everydeterminerneutral

    her

    Bir grubun, hiçbiri dışarıda kalmamak üzere bütün üyeleri.

    Every student has a book.

    Her öğrencinin bir kitabı var.

  • 54
    more thanexpressionneutral

    -den fazla

    Bir miktarın belirli bir sayıdan büyük olduğunu söylemek için kullanılır.

    There were more than a hundred people.

    Yüzden fazla kişi vardı.

  • 55
    less thanexpressionneutral

    -den az

    Bir miktarın belirli bir sayıdan küçük olduğunu söylemek için kullanılır.

    It costs less than five dollars.

    Beş dolardan az tutuyor.

  • 56
    zeronumberneutral

    sıfır

    0 sayısı; saymada, skorlarda ve sıcaklıklarda kullanılır.

    The score is two to zero.

    Skor iki sıfır.

  • 57
    lastadjectiveneutral

    son, geçen

    Diğerlerinin hepsinden sonra gelen; bir dizideki sonuncu. Ayrıca: en yakın geçmişteki, şimdikinden bir önceki (geçen hafta, dün gece).

    She was the last person to leave.

    Çıkan son kişi oydu.

  • 58
    fewdeterminerneutral

    birkaç

    Sayılabilen şeylerin az sayıda olması. Tanımlıkla kullanıldığında 'birkaç, az ama sıfırdan çok' anlamına gelir; tanımlıksız kullanıldığında 'neredeyse hiç' anlamına gelir ve olumsuz bir ton taşır.

    I have a few questions.

    Birkaç sorum var.

  • 59
    littledeterminerneutral

    az

    Sayılamayan bir şeyin az miktarda olması. Tanımlıkla kullanıldığında 'biraz' anlamına gelir; tanımlıksız kullanıldığında 'neredeyse hiç' anlamına gelir ve olumsuz bir ton taşır.

    I have a little money.

    Biraz param var.

  • 60
    How old are you?expressionneutral

    Kaç yaşındasın?

    Birinin yaşını sormak için kullanılan standart soru.

    How old are you? I'm twenty-five.

    Kaç yaşındasın? Yirmi beş yaşındayım.

Her yerde öğrenin, internet olmasa bile

Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.

Yaşınızı söylerken, telefon numaranızı verirken ya da bir tarifteki miktarı okurken sayılar hemen karşınıza çıkar. A1 sınırları içinde kalan pakette saymayı öğreniyor, birinci ve ikinci gibi sıra sayılarını tanıyor, basit toplama ve çıkarma işlemlerini sesli okuyor, çok, az ve yeterli gibi sözcüklerle miktar belirtiyorsunuz. İngilizceye yeni başladığınız haftada bile takılmadan ilerlersiniz.

A1 seviyesinde daha fazla İngilizce kelime bilgisi