Vücut ve dış görünüş
Vücut bölümlerinin adlarını öğrenin, birinin nasıl göründüğünü anlatın.
Kütüphaneme ekle
Bu desteyi kaydetmek ve ilerlemeni takip etmek için ücretsiz kaydol
59 kelime
Tanımların dili:: Türkçe- 1bodynounneutral
vücut
Bir insanın ya da hayvanın bütün fiziksel yapısı.
Exercise is good for your body.
Egzersiz vücuduna iyi gelir.
- 2headnounneutral
kafa, baş
Vücudun beyni, gözleri ve ağzı taşıyan en üst bölümü.
She put a hat on her head.
Kafasına bir şapka taktı.
- 3hairnounneutral
saç
Bir insanın başında uzayan teller.
She has long brown hair.
Uzun, kahverengi saçları var.
- 4facenounneutral
yüz
Başın gözlerin, burnun ve ağzın bulunduğu ön bölümü.
Wash your face before bed.
Yatmadan önce yüzünü yıka.
- 5eyenounneutral
göz
Görmeye yarayan organ.
He has blue eyes.
Mavi gözleri var.
- 6earnounneutral
kulak
Duymaya yarayan organ.
The music is too loud for my ears.
Müzik kulaklarım için fazla yüksek.
- 7nosenounneutral
burun
Koklamaya ve nefes almaya yarayan organ.
My nose is cold.
Burnum üşüdü.
- 8mouthnounneutral
ağız
Yemek yemeye ve konuşmaya yarayan organ.
Open your mouth, please.
Ağzını aç lütfen.
- 9toothnounneutral
diş
Ağızdaki, ısırmaya yarayan sert beyaz parçalardan biri. İngilizcede çoğulu: teeth.
Brush your teeth every morning.
Her sabah dişlerini fırçala.
- 10tonguenounneutral
dil
Ağzın içinde tat almaya ve konuşmaya yarayan yumuşak organ.
The dog showed its tongue.
Köpek dilini çıkardı.
- 11lipnounneutral
dudak
Ağzın yumuşak kenarları.
Her lips are red.
Dudakları kırmızı.
- 12cheeknounneutral
yanak
Yüzün gözlerin altında kalan yumuşak bölümü.
She kissed him on the cheek.
Onu yanağından öptü.
- 13chinnounneutral
çene
Yüzün ağzın altında kalan bölümü.
He has a small chin.
Küçük bir çenesi var.
- 14necknounneutral
boyun
Vücudun baş ile omuzlar arasında kalan bölümü.
My neck hurts from the computer.
Bilgisayardan boynum ağrıyor.
- 15armnounneutral
kol
Vücudun omuzdan ele kadar uzanan uzun bölümü.
She held the baby in her arms.
Bebeği kollarında tuttu.
- 16handnounneutral
el
Kolun ucundaki, parmakların bulunduğu bölüm.
Wash your hands before you eat.
Yemekten önce ellerini yıka.
- 17fingernounneutral
parmak (el parmağı)
Eldeki beş uzun parçadan biri.
She wears a ring on her finger.
Parmağına bir yüzük takıyor.
- 18legnounneutral
bacak
Vücudun yürümeye yarayan uzun bölümü.
My legs are tired after running.
Koştuktan sonra bacaklarım yorgun.
- 19footnounneutral
ayak
Bacağın ucundaki, ayakta durmaya yarayan bölüm. İngilizcede çoğulu: feet.
My feet are cold.
Ayaklarım üşüyor.
- 20toenounneutral
ayak parmağı
Ayağın ucundaki beş parçadan biri.
I hit my toe on the chair.
Ayak parmağımı sandalyeye çarptım.
- 21kneenounneutral
diz
Bacağın ortasındaki eklem.
The child fell and hurt his knee.
Çocuk düştü ve dizini incitti.
- 22backnounneutral
sırt
Vücudun boyundan bele kadar uzanan arka bölümü.
My back hurts after work.
İşten sonra sırtım ağrıyor.
- 23stomachnounneutral
mide, karın
Vücudun ön bölümünde yiyeceklerin gittiği yer; karın.
My stomach hurts.
Midem ağrıyor.
- 24chestnounneutral
göğüs
Vücudun ön üst bölümü.
He has a wide chest.
Geniş bir göğsü var.
- 25skinnounneutral
cilt, ten
Vücudun dış örtüsü.
She has soft skin.
Yumuşak bir cildi var.
- 26beardnounneutral
sakal
Bir erkeğin çenesinde ve yanaklarında uzayan kıllar.
My grandfather has a white beard.
Dedemin beyaz bir sakalı var.
- 27shortadjectiveneutral
kısa boylu
Boyu yüksek olmayan; boyu küçük.
He is short but very strong.
Kısa boylu ama çok güçlü.
- 28thinadjectiveneutral
zayıf, ince
Vücudunda az yağ olan; ince yapılı.
She is tall and thin.
Uzun boylu ve zayıf.
- 29bigadjectiveneutral
büyük
Boyut olarak geniş.
He has big hands.
Büyük elleri var.
- 30smalladjectiveneutral
küçük
Boyut olarak ufak; büyüğün karşıtı.
The baby has small feet.
Bebeğin küçük ayakları var.
- 31longadjectiveneutral
uzun
Bir uçtan öbür uca ölçüsü fazla olan; kısanın karşıtı.
She has long hair.
Uzun saçları var.
- 32youngadjectiveneutral
genç
Uzun süredir yaşamamış olan; yaşlının karşıtı.
She looks very young.
Çok genç görünüyor.
- 33oldadjectiveneutral
yaşlı
Uzun süredir yaşayan; gencin karşıtı.
My grandmother is very old.
Babaannem çok yaşlı.
- 34prettyadjectiveneutral
hoş, sevimli
Bakması hoş olan; çoğunlukla kadınlar, kızlar ve çocuklar için kullanılır.
She is a pretty girl.
O sevimli bir kız.
- 35handsomeadjectiveneutral
yakışıklı
Bakması hoş olan; genellikle erkekler ve oğlanlar için kullanılır.
He is a handsome young man.
O yakışıklı bir genç adam.
- 36strongadjectiveneutral
güçlü
Bedensel gücü fazla olan.
He is strong and can lift the box.
Güçlüdür, kutuyu kaldırabilir.
- 37weakadjectiveneutral
güçsüz
Gücü olmayan; güçlünün karşıtı.
I feel weak after being sick.
Hastalandıktan sonra kendimi güçsüz hissediyorum.
- 38blondadjectiveneutral
sarışın
Açık sarı saçlı. İngilizcede kadınlar için 'blonde' yazılır.
He has blond hair.
Saçları sarı.
- 39darkadjectiveneutral
koyu renkli, esmer
Rengi siyaha yakın olan; saç, göz ve ten için kullanılır.
She has dark hair and dark eyes.
Koyu renk saçları ve koyu renk gözleri var.
- 40curlyadjectiveneutral
kıvırcık
Düz olmayan, halka halka olan saç.
She has curly hair.
Kıvırcık saçları var.
- 41straightadjectiveneutral
düz
Kıvırcık olmayan, hiç dalgası bulunmayan saç.
He has straight black hair.
Düz, siyah saçları var.
- 42seeverbneutral
görmek
Bir şeyi gözle fark etmek.
I can see the sea from my window.
Penceremden denizi görebiliyorum.
- 43hearverbneutral
duymak
Sesleri kulakla fark etmek.
I can hear music in the next room.
Yan odadan müzik duyabiliyorum.
- 44smellverbneutral
koklamak
Bir şeyi burunla fark etmek.
I can smell coffee.
Kahve kokusu alıyorum.
- 45tasteverbneutral
tatmak
Bir yiyeceğin ya da içeceğin tadını dille fark etmek.
Taste this soup, it's great.
Şu çorbayı bir tat, çok güzel.
- 46touchverbneutral
dokunmak
Elini ya da parmağını bir şeyin üzerine koymak.
Don't touch the hot pan!
Sıcak tavaya dokunma!
- 47lookverbneutral
bakmak
Gözlerini bilerek bir şeye çevirmek.
Look at the moon!
Aya bak!
- 48smileverbneutral
gülümsemek
Ağzıyla mutlu bir ifade takınmak.
She smiles a lot.
Çok gülümser.
- 49smilenounneutral
gülümseme
Yüzdeki mutlu ifade.
She has a lovely smile.
Çok güzel bir gülümsemesi var.
- 50fairadjectiveneutral
açık renkli
Rengi açık olan; ten ve saç için kullanılır.
She has fair skin.
Teni açık renkli.
- 51good-lookingadjectiveneutralinformal
çekici
Bakması hoş, alımlı. Hem erkekler hem kadınlar için kullanılır.
He is a good-looking man.
O çekici bir adam.
- 52shouldernounneutral
omuz
Vücudun kolun gövdeye bağlandığı yeri.
He carried the bag on his shoulder.
Çantayı omzunda taşıdı.
- 53heartnounneutral
kalp
Göğüsteki, kanı pompalayan organ.
My heart beats fast when I run.
Koşunca kalbim hızlı atıyor.
- 54talladjectiveneutral
uzun boylu
Boyu yüksek olan; kısanın karşıtı.
My brother is very tall.
Ağabeyim çok uzun boylu.
- 55fatadjectiveinformal
şişman
Vücudunda çok yağ olan. İnsanlar için kullanıldığında kaba kaçabilir.
The fat cat sleeps all day.
Şişman kedi bütün gün uyuyor.
- 56beautifuladjectiveneutral
güzel
Bakması çok hoş olan; insanlar, yerler ve nesneler için kullanılır.
She is a beautiful woman.
O güzel bir kadın.
- 57feelverbneutral
hissetmek
Bir şeyi dokunarak fark etmek ya da bir duygu veya his taşımak.
I feel tired today.
Bugün kendimi yorgun hissediyorum.
- 58look likeverb phraseneutral
benzemek
Görünüş olarak birine ya da bir şeye benzemek.
You look like your mother.
Annene benziyorsun.
- 59glassesnounneutral
gözlük
Daha iyi görmek için yüze takılan, iki camdan oluşan araç. İngilizcede her zaman çoğuldur.
He wears glasses to read.
Okumak için gözlük takıyor.
Her yerde öğrenin, internet olmasa bile
Desteleri telefonunuza indirin, internet olmadan çalışın. Yolculukta, uçakta ya da çekimin zayıf olduğu her yerde idealdir.
Bir insanı tarif etmeye bedenden başlanır. Vücut bölümlerinin adlarını, uzun, kısa, zayıf gibi fiziksel betimlemeleri, yüz hatlarını ve görmek, duymak, hissetmek gibi duyu fiillerini öğreniyorsunuz. Hepsi başlangıç seviyesine uygun, kısa sözcükler; kendinizi anlatırken ya da kalabalıkta birini gösterirken hemen elinizin altında. Aynanın karşısına geçip prova bile edebilirsiniz.